Milletin varlığı milletindir, geliri de milletin olsun!

YOL BİZİM! KÖPRÜ BİZİM! LİMAN BİZİM! HAVAALANI BİZİM! PEKİ, GELİRİNE NEDEN HALKIMIZ DA ORTAK OLMASIN?

Yıllardır vergilerimizi ödüyoruz. Devletimiz yollar, köprüler, limanlar ve havaalanları yapıyor. Bunların işletme hakları belirli sürelerle şirketlere devrediliyor.

Peki, bu işletmelere neden yalnızca büyük sermaye grupları talip olsun?

Milyonlarca vatandaşımız bir araya gelerek aynı işletmelere ortak olamaz mı?

Bizce olabilir!

Hatta bunun için yeni bir kamu varlığı oluşturmaya gerek yok. Mevcut kamu varlıklarımızın işletme haklarına halkımızın da ortak olabileceği bir ekonomik sistem kurmamız yeterli.

HALKIN PARASINI PARASI OLANLARLA DEĞİL, HALKLA PAYLAŞALIM!

MİLLETİN VARLIĞINDAN KİM, NE KADAR KAZANDI?

Türkiye'de 1986–2025 döneminde gerçekleştirilen özelleştirme işlemlerinin toplam tutarı yaklaşık 73,52 milyar dolara ulaştı.

Bu tutarın 46,10 milyar doları hisse satışlarından, 18,81 milyar doları tesis ve işletme satış/devirlerinden, 5,73 milyar doları taşınmaz satışlarından, 2,88 milyar doları diğer işlemlerden oluşuyor.

Peki, bu işletmeleri kimler aldı? Kimler ne kadar kazandı?

Ne kadarı yerli yatırımcılara, ne kadarı yabancı yatırımcılara verildi?

İşletmelerin yıllık ciroları, net kârları, ortaklarına dağıttıkları temettüler ve devlete yaptıkları ödemeler ne kadar oldu?

YURT DIŞINA NE KADAR KÂR TRANSFER EDİLDİ?

Bu soruların cevapları bütün işletmeler için karşılaştırılabilir şekilde kamuoyuna açıklanmalıdır.

Yabancı sermayeye karşı değiliz. Ancak kendi vatandaşımızın da ülkesinin ekonomik değerlerinden doğan yatırım fırsatlarına katılabilmesini istiyoruz.

Milletin varlığı milletindir. Gelirine de millet ortak olabilmelidir!

RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?

MERSİN LİMANI: 755 MİLYON DOLARDAN 2,17 MİLYAR DOLARLIK DEĞERE!

2007 yılında Mersin Limanı'nın 36 yıllık işletme hakkı 755 milyon dolara devredildi.

2017 yılında işletmenin %40 hissesi 869 milyon dolara satıldı. Bu işlemden hesaplanan toplam şirket özsermaye değeri yaklaşık 2,17 milyar dolardı.

İlk işletme hakkı bedeliyle karşılaştırıldığında yaklaşık %188'lik bir değer farkı ortaya çıkıyor.

Ancak bu fark doğrudan net kâr değildir. Çünkü işletmeye ilave yatırımlar yapılmış, kapasitesi ve finansal yapısı değişmiştir.

2007–2023 döneminde açıklanan ilave yatırımlar yaklaşık 493 milyon dolara, 2007–2024 döneminde ise yaklaşık 622 milyon dolara ulaşmıştır.

Akfen Holding'in 2023 faaliyet raporunda Mersin Uluslararası Limanı'nın 2023 yılı temettü ödemesi 2 milyar 15 milyon TL olarak yer almaktadır.

Soruyoruz: Bu işletmenin yıllar itibarıyla toplam net kârı ne oldu? Ortaklarına ne kadar temettü dağıtıldı? Bu kazancın ne kadarı Türkiye'de kaldı, ne kadarı yurt dışına aktarıldı?

İSKENDERUN LİMANI: 372 MİLYON DOLAR!

2010 yılında İskenderun Limanı'nın işletme hakkı ihalesinde 372 milyon dolarlık teklif verilmiştir.

Bu işletmenin de devir tarihinden bugüne kadar gerçekleştirdiği yatırımların, yıllık cirosunun, net kârının ve ortaklarına dağıttığı temettülerin kamuoyuna açık ve karşılaştırılabilir biçimde sunulmasını istiyoruz.

KÖPRÜ VE OTOYOLLAR: 3,83 MİLYARDAN 5,72 MİLYAR DOLARA!

2012 yılında Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleriyle sekiz otoyolun 25 yıllık işletme hakkı için ihale düzenlendi.

İlk turda 3,83 milyar dolar, son aşamada 5,72 milyar dolar teklif ortaya çıktı.

İLK TURDAKİ TEKLİFTEN SON TEKLİFE ARTIŞ YAKLAŞIK %49,3 OLDU!

Ancak ihale 2013 yılında iptal edildi. Dolayısıyla bu teklif üzerinden gerçekleşmiş bir özel işletmeci kazancından söz edilemez.

O dönemde ilgili köprü ve otoyolların yıllık faiz, vergi ve amortisman öncesi kârı (FAVÖK) yaklaşık 209 milyon dolar olarak ifade edilmişti.

Bu tutar net kâr değildir. Ancak işletmelerin gelir üretme kapasitesinin değerlendirilmesi açısından önemli bir göstergedir.

Peki, bu işletmelerin bugün gerçek ekonomik değeri ne kadar? Yıllık ciroları, işletme giderleri ve net kârları ne durumda?

Bunları da açıklayalım ki halkımız neye ortak olacağını bilsin.

10 MİLYAR DOLARLIK BİR İŞLETMEYE HALKIMIZ ORTAK OLAMAZ MI?

Geçmiş ihalelerde ortaya çıkan bedelleri ve işletmelerin ekonomik büyüklüklerini dikkate alarak, halk ortaklığının finansman gücünü değerlendirmek amacıyla 10 milyar dolarlık bir başlangıç sermaye hedefi belirledik.

Bu tutar açılacak ihalenin kesin bedeli değildir. Geçmiş ihale rakamlarından hareketle oluşturduğumuz ihtiyatlı bir finansman planıdır.

İhale şartları, işletme süresi, bağımsız değerleme, yatırım yükümlülükleri ve rekabet sonucunda gerçek bedel belli olacaktır.

PEKİ, HALKIMIZ BU BÜYÜKLÜĞÜN ALTINDAN KALKABİLİR Mİ?

Türkiye İstatistik Kurumunun 2025 verilerine göre ülkemizde 26.977.795 hane bulunuyor.

10 milyar dolarlık sermaye hedefini hanelerin katılım oranına göre hesapladığımızda:

Hanelerin tamamı katılırsa hane başına yaklaşık 371 dolar,

Hanelerin %75'i katılırsa hane başına yaklaşık 494 dolar,

Hanelerin %50'si katılırsa hane başına yaklaşık 741 dolar,

Hanelerin %25'i katılırsa hane başına yaklaşık 1.483 dolar,

Hanelerin %10'u katılırsa hane başına yaklaşık 3.707 dolar sermaye düşmektedir.

Örneğin hesaplama kuru 40 TL kabul edildiğinde, bütün hanelerin katılması durumunda hane başına yaklaşık 14.827 TL düşmektedir.

Bu tutarlar kesin ihale bedelleri değil, geçmiş ihaleler esas alınarak hazırlanan sermaye kapasitesi hesaplarıdır.

BİZ HALKIMIZIN, UYGUN KOŞULLAR VE GENİŞ KATILIMLA, BÖYLE BİR EKONOMİK BÜYÜKLÜĞÜN ÜSTESİNDEN GELEBİLECEK GÜÇ VE POTANSİYELE SAHİP OLDUĞUNA İNANIYORUZ!

Elbette herkesin ekonomik imkânı aynı değildir. Bu nedenle ortaklık gönüllü olacak, küçük birikim sahiplerine uygun katılım seçenekleri hazırlanacaktır.

İhale bedeli öngördüğümüzden düşük çıkarsa vatandaşımızdan daha az sermaye istenecek. Fazla tahsil edilen tutarlar belirlenen kurallara göre iade edilecektir.

İhale bedeli daha yüksek çıkarsa vatandaşımıza önceden açıklanmayan ek ödeme yükümlülüğü getirilmeyecek; finansman planı yeniden değerlendirilecektir.

KESİN RAKAMLAR İHALE SONUÇLANDIKTAN SONRA BELLİ OLACAKTIR.

Biz halkımıza kesin kazanç vaat etmiyoruz. Halkımızın ekonomik gücünü bir araya getirerek büyük yatırımlara katılabileceğini ortaya koyuyoruz.

HALK ORTAKLIĞI A.Ş. KURULSUN!

Önerimiz açık:

Köprü, otoyol, liman, havaalanı ve uygun görülen diğer gelir getirici kamu işletmelerinin işletme haklarına vatandaşlarımızın ortak olabileceği Halk Ortaklığı A.Ş. modeli oluşturulsun.

Her işletme için ayrı şirket, ayrı bilanço ve ayrı hesap düzeni kurulsun.

Vatandaşımız ister küçük ister büyük miktarda yatırım yapabilsin. Hiç kimse ortak olmaya zorlanmasın.

Küçük yatırımcıya öncelikli katılım imkânı tanınsın. Büyük sermayenin hisseleri tek elde toplamasını önleyecek hukuka uygun sınırlar belirlensin.

İşletmeleri uzmanlar yönetsin. Kamu kurumları denetlesin. Bağımsız denetim kuruluşları hesapları incelesin.

Her vatandaş ortak olduğu işletmenin gelirini, giderini, borcunu, yatırımını ve kârını dijital ortamda takip edebilsin.

VATANDAŞ YALNIZCA GEÇİŞ ÜCRETİ ÖDEYEN DEĞİL, GÖNÜLLÜ YATIRIMIYLA İŞLETME GELİRİNDEN PAY ALABİLEN ORTAK DA OLSUN!

Bu modelde kamu varlıklarının mülkiyeti devlette kalacak, yalnızca belirli süreli işletme haklarına ortak olunacaktır.

Böylece kamu mülkiyeti korunurken halkımızın ekonomik hayata doğrudan katılımı sağlanabilecektir.

ÖNCE HESAP, SONRA İHALE, SONRA ORTAKLIK!

Bir köprünün, otoyolun veya limanın ekonomik değeri yalnızca yapım maliyetinden ibaret değildir.

Geçiş sayıları, kullanım gelirleri, bakım giderleri, borçlar, gelecek yatırımlar ve işletme süresi birlikte değerlendirilmelidir.

Bağımsız değerleme yapılsın. İşletme hakkının gerçek ekonomik değeri belirlensin.

İHALE BEDELİ BAŞKA, ŞİRKET DEĞERİ BAŞKA, YILLIK CİRO BAŞKA, NET KÂR BAŞKADIR!

Yurt dışına yapılan sermaye transferleriyle yabancı ortaklara dağıtılan kârlar da birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Halkımız bunların tamamını bilerek ortaklık kararı versin.

Devletin doğrudan işletmesi daha fazla kamu yararı sağlıyorsa devlet işletsin. Halk ortaklığı daha fazla ekonomik ve toplumsal fayda sağlayacaksa bu seçenek değerlendirilsin.

DEVLET KAZANSIN! HALK KAZANSIN! TÜRKİYE KAZANSIN!

SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA ÇAĞRIMIZDIR!

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan,

Milletimizin birikimlerini bir araya getirerek ülkemizin ekonomik değerlerine doğrudan ortak olabileceği bu modelin incelenmesi ve geliştirilmesi konusunda desteklerinizi talep ediyoruz.

Özellikle köprü, otoyol, liman ve benzeri işletme hakkı devirlerinin, hukuken mümkün olduğu ölçüde yurt içi ihale ve yerli sermaye katılımını esas alan yöntemlerle gerçekleştirilmesini; gerekli görülürse mevzuat düzenlemelerinin değerlendirilmesini arz ediyoruz.

Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, Özelleştirme İdaresi Başkanlığımız, Sermaye Piyasası Kurulumuz ve ilgili kurumlarımızın katılımıyla bu modelin uygulanabilirliği araştırılsın.

Mevcut sözleşmelerden doğan haklar korunarak, yeni ihale edilecek veya işletme süresi sona erecek uygun bir kamu işletmesinde pilot uygulama başlatılsın.

Geçmiş işletme hakkı devirlerinin başlangıç bedelleri, sonraki değer artışları, yıllık ciroları, net kârları, yapılan yatırımlar, kamuya ödemeleri, ortaklara dağıtılan temettüler ve yurt dışına yapılan kâr transferleri açıklansın.

BU TALEBİMİZ HERHANGİ BİR KİŞİ VEYA KURULUŞA AYRICALIK SAĞLAMAK İÇİN DEĞİL, HALKIMIZIN KENDİ EKONOMİK DEĞERLERİNE ORTAK OLABİLMESİNİN ÖNÜNÜ AÇMAK İÇİNDİR!

AZİZ MİLLETİMİZE ÇAĞRIMIZDIR!

BU ÜLKENİN YOLLARINI BİRLİKTE YAPTIK! KÖPRÜLERİNDEN BİRLİKTE GEÇTİK! VERGİLERİNİ BİRLİKTE ÖDEDİK!

Şimdi bu ekonomik değerlerden doğan yatırım fırsatlarına da birlikte katılabiliriz.

Bu bir bağış kampanyası değildir.

Bu, halkın gönüllü olarak sermaye koyduğu, riskini bildiği, hesabını sorabildiği, kazanç oluştuğunda payını alabildiği bir ortaklık modelidir.

Tarih boyunca vatanımızı korumak için büyük mücadeleler verdik.

TOPRAKLARIMIZI BİRLİKTE SAVUNDUK! EKONOMİMİZİ DE BİRLİKTE GÜÇLENDİRELİM!

Bu çalışmanın hayata geçirilmesi, Türkiye'de halkın ekonomik hayata katılımı açısından tarihî bir örnek oluşturabilir.

Belki de Türkiye'de başlayacak bu uygulama, dünyada geniş halk kitlelerinin büyük kamu işletmelerine ortak olması bakımından örnek gösterilecek yeni bir ekonomik modelin başlangıcı olacaktır.

BU, MİLLÎ EKONOMİ MÜCADELEMİZİN İLK ADIMI OLSUN!

Gelecek nesillere yalnızca yollar, köprüler, limanlar değil; bu değerlerin ekonomik fırsatlarına katılabildikleri bir ortaklık kültürü de bırakalım.

MİLLETİN VARLIĞI MİLLETİNDİR!

MİLLETİN SERVETİ, MİLLETİN GELECEĞİNE HİZMET ETSİN!

HALKIN PARASINI PARASI OLANLARLA DEĞİL, HALKLA PAYLAŞALIM!

HALKIN VARLIĞININ GELİRİ, SERMAYE SAHİPLERİYLE DEĞİL, HALKLA PAYLAŞILSIN!

Mustafa DAŞCI