Bizi Takip Edin

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

D Vitamini Eksikliğinin Kadınlarda Daha Belirgin Olmasının 5 Sebebi

Habere Git

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Kan Testiyle Erken Evre Pankreas Kanserinin Yüzde 90’ı Tespit Edilebiliyor

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE
08
Eki
Prş
10:00 CANLI

ÜRETİCİLERLE EL ELE

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”
RÖPORTAJ

“Ege’ den Türkiye’ye Uzanan Güven Yolculuğu: Biyotek Tıbbi Cihazlar”

09 Temmuz 2026 56
Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol:  “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”
RÖPORTAJ

Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sedat Akyol: “Sağlık Kuruluşlarının Her An Yanındayız”

Sedat Akyol - Ziel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü

09 Temmuz 2026 42
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
RÖPORTAJ

Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta

Vefa Türksever - Tüm Medikalciler Platformu Başkanı

09 Temmuz 2026 68
Yapıcı Yaklaşım, Ortak Akıl ve Sağlıkta Yeni Bir Dönem
KÖŞE YAZISI

Yapıcı Yaklaşım, Ortak Akıl ve Sağlıkta Yeni Bir Dönem

Mustafa DAŞCI

03 Ağustos 2026 7

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
‘Gizli Kanser’ Olarak Tanımlanan Dev Aort Anevrizması Kapalı Yöntemle Tedavi Edildi KAMU
KAMU

‘Gizli Kanser’ Olarak Tanımlanan Dev Aort Anevrizması Kapalı Yöntemle Tedavi Edildi

Bir yıl boyunca birçok sağlık merkezinden ’Bu ameliyat ancak açık cerrahiyle yapılabilir ve riski çok yüksek’ yanıtını alan 67 yaşındaki Murat Özgür, tedavi edilmediği takdirde ani damar yırtılmasıyla hayatını kaybetme riski taşıyan torakoabdominal aort anevrizması nedeniyle umutlarını kaybetmek üzereydi. Uzmanların ’sessiz (gizli) kanser’ olarak …

03 Ağustos 2026 3
Zayıflama İlaçları, Mide Ve Sindirim Sorunlarına Neden Olabilir BILIM
BILIM

Zayıflama İlaçları, Mide Ve Sindirim Sorunlarına Neden Olabilir

Zayıflama ilaçlarının sindirimi yavaşlattığı için reflü şişkinlik gibi rahatsızlıklarının yanı sıra, hızlı kilo verme sonucu safra taşı oluşumuna da neden olabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi İsmail Engin, önemli uyarılarda bulundu. Engin, bu ilaçları bıraktıktan sonra kilo almamak için dikkat edilmesi gereken noktalara değindi.Son zamanlarda kull…

03 Ağustos 2026 3
Bağırsak Sağlığını Geri Kazandırıyor! Birkaç Haftada Kusursuz Sindirim BESLENME
BESLENME

Bağırsak Sağlığını Geri Kazandırıyor! Birkaç Haftada Kusursuz Sindirim

Fermente Gıdalar (Probiyotikler)Bunlar, bağırsakları iyi bakterilerle doldurmaya yardımcı olur. Sindirimi iyileştiren ve bağırsak iltihabını azaltan faydalı bakteriler (probiyotikler) içerir. Yoğurt (canlı, aktif kültürlü), kefir, lahana turşusu, kimchi, miso, kombucha bunlar için çok uygundur.Prebiyotik GıdalarPrebiyotik lifler, faydalı bağırsak …

03 Ağustos 2026 3
Basit Bir Mide Ağrısı Sanmayın! Helicobacter Pylori Mide Kanseri Riskini Artırabiliyor BESLENME
BESLENME

Basit Bir Mide Ağrısı Sanmayın! Helicobacter Pylori Mide Kanseri Riskini Artırabiliyor

Mide kanseri, mideyi oluşturan hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalması sonucu ortaya çıkıyor. Hastalık erken evrede çoğu zaman belirgin bir şikâyete neden olmadığı için tanı gecikebiliyor. Doç. Dr. Nimet Yılmaz, mide kanserinin ilerleyen dönemlerinde iştahsızlık, açıklanamayan kilo kaybı, mide ağrısı ve sindirim sistemi kanamaları gibi belirtileri…

03 Ağustos 2026 4
 
Dyt. Akay: "Kontrolsüz ve aşırı kısıtlayıcı diyetler, hormon dengesini bozabiliyor" SAĞLIK
SAĞLIK

Dyt. Akay: "Kontrolsüz ve aşırı kısıtlayıcı diyetler, hormon dengesini bozabiliyor"

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, kontrolsüz ve aşırı kısıtlayıcı diyetlerin hormon dengesini bozabildiğini belirterek, "Metabolizma, kan şekeri, üreme sağlığı ve uyku düzeni üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir" dedi.Hızlı kilo verme vaadiyle uygulanan kontrolsüz diyetlerin, yalnızca vücut ağırlığını değil, hormonal dengeyi de olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, "Çok düşük kalorili beslenme programları, tek tip diyetler, uzun süreli açlık ve dengesiz beslenme alışkanlıkları, vücudun normal çalışma düzenini bozarak metabolizmadan üreme sağlığına kadar birçok sistemi etkileyebilir" ifadelerine yer verdi."Kilo vermeniz zorlaşabilir""Kontrolsüz diyetler hormonları nasıl etkiliyor?" sorusuna bilgilendirici yanıt veren Dyt. Elanur Yılmaz Akay, "Vücut yeterli enerjiyi alamadığında bunu bir ‘kıtlık dönemi’ olarak algılar ve kendini korumaya alır. Bu süreçte metabolizma yavaşlar, enerji harcaması azalır ve kilo verme hızı düşer. Metabolizmayı düzenleyen tiroit hormonlarının azalması; halsizlik, üşüme, dikkat dağınıklığı ve performans kaybı gibi belirtilere neden olabilir. Bu nedenle uzun süreli düşük kalorili diyetler, hedeflenenin aksine kilo vermeyi zorlaştırabilir. Kontrolsüz diyetler, iştahı düzenleyen hormonları da etkiler. Tokluk hissi sağlayan leptin hormonu azalırken, açlık hissini artıran ghrelin hormonu yükselir. Bunun sonucunda kişi sürekli açlık hissedebilir, diyeti sürdürmekte zorlanabilir ve verilen kiloları geri alma riski artabilir" şeklinde konuştu."Tüm vücudu etkiliyor"Yetersiz ve dengesiz beslenmenin, stres hormonu olarak bilinen kortizol seviyesinin yükselmesine de neden olabileceğine dikkat çeken Dyt. Akay, "Uzun süre yüksek seyreden kortizol, kas kaybını hızlandırabilir, bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir ve özellikle karın bölgesinde yağ depolanmasını artırabilir. Aynı zamanda uyku düzenini bozarak vücudun toparlanma sürecini de olumsuz etkileyebilir. Hormonal değişiklikler üreme sağlığını da etkileyebilir. Kadınlarda aşırı kilo kaybı ve düşük yağ alımı östrojen ve progesteron dengesini bozarak adet düzensizliklerine, yumurtlama sorunlarına ve doğurganlıkta azalmaya yol açabilir. Erkeklerde ise testosteron seviyesinin düşmesi kas gücünde azalma, enerji kaybı ve cinsel istekte azalma gibi sorunlara neden olabilir" diye konuştu."Sağlıklı kilo vermenin temelinde hormonları zorlayan geçici çözümler değil, sürdürülebilir ve dengeli beslenme yer alır"Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, karbonhidratın tamamen kesildiği veya düzensiz öğünlerle sürdürülen diyetlerin, insülin hormonunun normal işleyişini bozabildiğini ifade ederek, şu ifadelere yer verdi:"Bunun sonucunda kan şekeri dalgalanmaları, ani açlık krizleri, tatlı isteği ve enerji düşüklüğü görülebilir. Uzun vadede bu durum insülin direnci gelişme riskini de artırabilir. Sağlıklı kilo vermenin temelinde hormonları zorlayan geçici çözümler değil, sürdürülebilir ve dengeli beslenme yer alır. Yaş, cinsiyet, sağlık durumu ve yaşam tarzına uygun planlanan yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni, hem hormonal dengeyi korur hem de kalıcı kilo kontrolüne katkı sağlar. Sağlıklı kilo kaybı yalnızca tartıdaki rakamın azalması değil, kas kütlesinin korunması, hormonların dengede kalması ve genel sağlığın desteklenmesiyle mümkündür."Kaynak: İHA

03 Ağustos 2026 2
Elazığ Ticaret Borsası üyelerine sağlıkta yeni avantaj SAĞLIK
SAĞLIK

Elazığ Ticaret Borsası üyelerine sağlıkta yeni avantaj

Elazığ Ticaret Borsası, özel bir hastane ile imzaladığı protokol sayesinde üyelerine yüzde 20 indirim sağladı.Elazığ Ticaret Borsası, üyelerine sunduğu hizmetleri çeşitlendirmeye ve üyelerin günlük yaşamını kolaylaştıracak yeni iş birliklerini hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda özel bir hastane ile imzalanan protokol sayesinde, Ticaret Borsası üyeleri ve birinci derece yakınları sağlık hizmetlerinden yüzde 20 indirimli olarak yararlanabilecek. Üyelerinin ihtiyaç ve beklentilerini esas alan çalışmalarını kararlılıkla sürdüren Elazığ Ticaret Borsası, yalnızca ticaret hayatına yönelik hizmetlerle sınırlı kalmayıp, üyelerine farklı alanlarda da çeşitli avantajlar sunmaya devam ediyor. Sağlık alanında gerçekleştirilen bu yeni iş birliği de üyelere sağlanan hizmet yelpazesini daha da güçlendiriyor.Üyelerin her alanda daha nitelikli hizmetlerden faydalanabilmesi için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Başkan Dumandağ, "Elazığ Ticaret Borsası olarak tüm çalışmalarımızın merkezinde üyelerimiz yer alıyor. Onların ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretmek, hizmet kalitesini artırmak ve farklı alanlarda yeni imkanlar sunmak için kurumlarımızla iş birliklerini geliştirmeye devam ediyoruz. Özel Hayat Hastanesi ile imzaladığımız bu protokolün üyelerimize ve ailelerine önemli katkılar sağlayacağına inanıyor, hayırlı olmasını diliyorum" dedi.Kaynak: İHA

03 Ağustos 2026 2
Uludere’de iki haftada 872 kanser taraması yapıldı SAĞLIK
SAĞLIK

Uludere’de iki haftada 872 kanser taraması yapıldı

Şırnak’ın Uludere ilçesinde yaklaşık iki hafta boyunca hizmet veren Mobil Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) aracı, ilçe merkezi ile köy ve mahallelerde yüzlerce kadına ulaşarak toplam 872 ücretsiz kanser taraması gerçekleştirdi.Uludere İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen mobil sağlık hizmeti kapsamında vatandaşlara yerinde kanser tarama hizmeti sunuldu. Erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen çalışmalara kadınlar yoğun ilgi gösterdi. İki haftalık program boyunca 266 serviks (rahim ağzı kanseri), 171 kolorektal (kalın bağırsak kanseri) ve 435 mamografi taraması yapıldı. Böylece toplam 872 kanser taraması tamamlanarak çok sayıda kadının sağlık kontrolü ücretsiz olarak gerçekleştirildi.Uludere İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, ilçe merkezi ile köy ve mahallelerden gelen kadınların erken teşhisin öneminin bilinciyle taramalara yoğun katılım sağladığı belirtilerek, "İki hafta boyunca kadınlarımızın sağlığına dokunduk, birlikte umut olduk. Erken teşhis sayesinde birçok hastalığın önüne geçmek mümkündür" denildi.Açıklamada ayrıca, çalışmalara katkı sunan sağlık personeline, Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü’ne, Uludere Kaymakamı Salih Kaya’ya, belediye başkanlarına, muhtarlara ve taramalara katılarak sağlığına sahip çıkan kadınlara teşekkür edildi.Yetkililer, kadın sağlığının korunmasına yönelik tarama ve farkındalık çalışmalarının aralıksız süreceğini belirterek, vatandaşları düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaya davet etti. Açıklamada, "Erken teşhis hayat kurtarır" mesajı yinelenirken, benzer mobil tarama faaliyetlerinin önümüzdeki dönemde de Uludere genelinde devam edeceği bildirildi.Kaynak: İHA

03 Ağustos 2026 2
Zayıflama İğneleri Bağımlılık Tedavisinde Umut Veriyor SAĞLIK
SAĞLIK

Zayıflama İğneleri Bağımlılık Tedavisinde Umut Veriyor

Prof. Dr. Şevket Özkaya, GLP-1 agonistlerinin iştahı bastırmanın yanı sıra beynin ödül sistemini etkileyerek yeme, alkol, sigara ve opioid bağımlılıklarında olumlu sonuçlar gösterebileceğini, ancak rutin kullanım için daha fazla araştırma gerektiğini belirtti. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kilo vermede yaygın olarak kullanılan GLP-1 (Semaglutid) grubu zayıflama iğnelerinin sadece iştahı baskılamakla kalmadığını, beynin ödül mekanizmasını etkileyerek gıda, alkol, sigara ve opioid bağımlılıklarında da umut vadeden sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda obezite tedavisinde yaygın olarak kullanılan GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) agonisti zayıflama iğnelerinin bağımlılık tedavisindeki muhtemel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Özkaya, bilimsel çalışmaların bu ilaçların yalnızca kilo vermeye yardımcı olmakla kalmadığını, beynin ödül sistemini etkileyerek çeşitli bağımlılık türlerinde de istek ve dürtüleri azaltabileceğini gösterdiğini belirtti. Prof. Dr. Şevket Özkaya, GLP-1 grubundaki ilaçların ince bağırsaktan salgılanan doğal bir hormonu taklit ettiğini belirterek, "Bu ilaçlar mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini artırıyor, insülin salınımını destekliyor ve iştahı baskılıyor. Bu sayede tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Son yıllarda kullanım oranları hem dünyada hem de ülkemizde hızla arttı" dedi."Yoğun yeme düşüncelerini azaltabiliyor"Bu ilaçların beyindeki ödül mekanizması üzerinde de etkili olduğuna dikkat çeken Özkaya, "GLP-1 agonistleri yalnızca mideyi değil, beynin motivasyon, haz ve ödül merkezlerini de etkiliyor. Özellikle dopamin salınımını düzenleyerek kişinin sürekli yemek yeme isteğini, halk arasında 'yiyecek gürültüsü' olarak ifade edilen yoğun yeme düşüncelerini azaltabiliyor" diye konuştu."Bu istekler yeniden ortaya çıkabiliyor"Yeme bağımlılığı üzerinde elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu ifade eden Özkaya, "Bu ilaçları kullanan birçok kişi sürekli yemek düşüncesinin azaldığını, özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelik yoğun isteğin belirgin şekilde gerilediğini ifade ediyor. Ancak ilaç bırakıldığında bu istekler yeniden ortaya çıkabiliyor. Buna rağmen sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığını sürdüren kişilerde olumlu etkinin devam edebildiği de görülüyor" şeklinde konuştu.Bağımlılıkla ilişkisiGLP-1 ilaçlarının yalnızca yeme bağımlılığıyla sınırlı kalmayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Özkaya, "İlk bilimsel çalışmalar bu ilaçların sigara, alkol ve opioid bağımlılığı üzerinde de umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu gösteriyor. Opioid kullanım bozukluğu bulunan hastalarda yapılan küçük ölçekli çalışmalarda ilacı kullanan bireylerin maddeye duyduğu isteğin birkaç hafta içinde önemli ölçüde azaldığı bildirildi. Ayrıca bazı araştırmalarda opioid doz aşımı ve alkol zehirlenmesi oranlarının da daha düşük olduğu görüldü. Bu sonuçlar oldukça umut verici olsa da bağımlılık tedavisinde rutin kullanım için henüz yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor. Daha geniş katılımlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç var. Ayrıca her hastanın bu ilaçlara verdiği yanıt farklı olabiliyor. Bazı kişiler belirgin fayda görürken bazı hastalarda aynı etki ortaya çıkmayabiliyor" ifadelerini kullandı.İlaçların yan etkisiİlaçların yan etkilerine de değinen Prof. Dr. Şevket Özkaya, şunları söyledi:"GLP-1 agonistleri kullanılırken baş ağrısı, mide bulantısı, mide-bağırsak rahatsızlıkları, baş dönmesi ve kalp atım hızında artış gibi yan etkiler görülebiliyor. Daha nadir olarak pankreatit ve tiroid hastalıkları gibi ciddi tablolar da gelişebiliyor. Bağımlılık tedavisinde kullanılmaları halinde farklı yan etkilerin ortaya çıkıp çıkmayacağı ise yapılacak yeni çalışmalarla netleşecektir."Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

03 Ağustos 2026 3
Kepez’de sağlıklı gözler, aydınlık yarınlar SAĞLIK
SAĞLIK

Kepez’de sağlıklı gözler, aydınlık yarınlar

Kepez Belediyesi, ilçe genelindeki 200 okulda gerçekleştirdiği göz sağlığı taramalarıyla 35 bin 694 öğrenciyi ücretsiz göz muayenesi hizmetiyle buluşturdu.Kepez Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla çocukların eğitim hayatını ve günlük yaşamını etkileyebilecek sağlık sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi amacıyla öğrencilere yönelik göz sağlığı taramaları gerçekleştiriyor. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, bugüne kadar Kepez ilçesi genelindeki 200 okulda toplam 35 bin 694 öğrencinin göz muayenesi gerçekleştirildi.Çocuk evlerinde taramaGöz sağlığı taramaları yalnızca okullarla sınırlı kalmadı. Çocuk Evleri Sitesi’nde kalan 161 çocuğa da göz muayenesi hizmeti sunuldu. Kepez Belediyesi, okullarda yürüttüğü göz sağlığı taramalarının yanı sıra ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına da gözlük desteği sağladı.Çocuklarımız bizim için çok kıymetliÇocukların sağlığının ve mutluluğunun her şeyden önemli olduğunu vurgulayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Çocuklarımız bizim için çok kıymetli. Onların geleceğe güvenle bakabilmeleri, sağlıklı ve başarılı bir eğitim hayatı sürdürebilmeleri için sosyal belediyecilik anlayışıyla üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. Erken yaşta yapılan sağlık kontrolleriyle çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmayı ve ihtiyaç duydukları desteği zamanında sağlamayı hedefliyoruz" dedi.Kaynak: İHA

03 Ağustos 2026 2
Uzman Dr. Turgut: 'Emzirme, anne sağlığını da korur' SAĞLIK
SAĞLIK

Uzman Dr. Turgut: 'Emzirme, anne sağlığını da korur'

Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Uzman Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, emzirmenin yalnızca bebek değil, anne sağlığı açısından da önemli katkıları bulunduğunu söyleyerek, "Kısa vadede doğum sonrası hızlı toparlanmayı, eski kiloya dönmeyi ve rahim kasılmalarını destekleyerek... Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'ndan Uzman Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, emzirmenin yalnızca bebek değil, anne sağlığı açısından da önemli katkıları bulunduğunu söyleyerek, "Kısa vadede doğum sonrası hızlı toparlanmayı, eski kiloya dönmeyi ve rahim kasılmalarını destekleyerek doğum sonrası kanama riskini azaltır" dedi.Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası kapsamında konuşan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, anne sütünün hem bebek hem de anne sağlığı açısından taşıdığı önemi anlattı.Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, emzirmenin kadın doğum ve çocuk sağlığı uzmanları için son derece değerli bir konu olduğunu belirterek, annelerin bu bilinçle emzirmeye yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Turgut, "Bebek yeni doğduğunda hayata adapte olma sürecinde ona yardımcı olmamız gerekiyor ve bu anne sütüyle mümkün oluyor" dedi.Anne sütünün tarih boyunca "yaşam sıvısı" olarak adlandırıldığını ifade eden Turgut, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden bu yana anne sütünün teşvik edildiğini söyledi. Antik Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde de anne sütünün değerine dair kayıtlar bulunduğunu belirten Turgut, bebeğin anne sütü alamadığı durumlarda süt anneliğin devreye girdiğini, bu geleneğin Osmanlı döneminde de sürdüğünü, İslam kaynaklarında da emzirmenin öneminin vurgulandığını kaydetti.Emzirme Haftası'nın ortaya çıkışının ise daha sonraki dönemlerde mama ve emzik üretiminin yaygınlaşmasıyla bağlantılı olduğunu, 19. ve 20. yüzyıllarda formül mamaların piyasaya çıkmasıyla birlikte anne sütünün önceliğini koruması gerektiğine dikkat çekmek amacıyla, 1-7 Ağustos'un dünya sağlık örgütü tarafından emzirme ve farkındalık haftası olarak belirlendiğini söyledi.İlk 6 ay tek başına yeterliBebekler için ilk altı ayda anne sütünün tek başına yeterli olduğunu belirten Turgut, "Anne sütünde bulunan immünoglobulinlerin bağırsak florasını ve mukozasını kapsayan benzersiz bir bağışıklık yapısı oluşturur ve bebeği enfeksiyonlara karşı korur. Anne sütü aynı zamanda bebeğin zeka gelişimini destekler. Ne eksik ne fazla bir besin kaynağı olduğu için obezite gibi olumsuz sonuçlara da yol açmaz. Anne sütü bebek açısından paha biçilemez. Mümkün olduğu takdirde ilk altı ay yalnızca anne sütüyle geçirilmeli" dedi.Anne sağlığına da kısa ve uzun vadeli katkı sağlıyorEmzirmenin yalnızca bebek değil, anne sağlığı açısından da önemli katkıları bulunduğunu belirten Dr. Turgut, kısa vadede doğum sonrası hızlı toparlanmayı, eski kiloya dönmeyi ve rahim kasılmalarını destekleyerek doğum sonrası kanama riskini azalttığını, uzun vadede ise özellikle 30 yaş altında emzirme yapan annelerde meme ve yumurtalık kanseri riskinin azaldığını ifade etti.Emzirme sürecinde en sık karşılaşılan sorunların doğru teknik bilgisi eksikliğinden kaynaklandığını kaydeden Turgut, "Sağlık Bakanlığı gebe okulları aracılığıyla, özellikle gebeliğin son üç ayında emzirme eğitimleri veriyor. Çevresel faktörler de emzirme sürecinde belirleyici olabiliyor. Yeni doğum yapan annelerin 'sütün yetiyor mu, bebek aç mı kalıyor' gibi sorularla karşılaşması anksiyeteye yol açabilir. Anneye, sütünün çocuğuna yeteceğini ve emzirmeye devam ettikçe artacağını söyleyen pozitif söylemlerle destek olunmalıdır" diye konuştu.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

03 Ağustos 2026 3
Yaz sıcaklarında gıda zehirlenmesi uyarısı: "Soğuk zincirin kırılmaması hayati önem taşıyor" SAĞLIK
SAĞLIK

Yaz sıcaklarında gıda zehirlenmesi uyarısı: "Soğuk zincirin kırılmaması hayati önem taşıyor"

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, özellikle sıcak havalarda soğuk zincirin korunmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının gıda kaynaklı zehirlenmelerin önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi.Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte gıda zehirlenmesi riski de artarken, uzmanlar özellikle soğuk zincirin korunması ve hijyen kurallarına uyulması konusunda uyarılarda bulunuyor. Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, sıcak havalarda mikroorganizmaların çok daha hızlı çoğaldığını belirterek, üretimden tüketime kadar geçen her aşamada gıda güvenliğinin sağlanmasının hayati önem taşıdığını ifade etti."Mikroorganizmalar 5 ile 50 derece arasında hızla ürüyor"Doç. Dr. Mustafa Mortaş, "Yaz aylarında gıda zehirlenmelerinin artması olarak özetleyebiliriz. Bundaki temel neden, mikroorganizmaların üremesi için gerekli olan sıcaklığın 5 ile 50 derece arasında olmasıdır. Mikroorganizmaların bu sıcaklık aralığında hızla ürediğini görüyoruz. Yaklaşık yarım saat içerisinde kendi sayısını iki katına çıkardığını görüyoruz. Sadece sayı olarak değil, ürettiği toksinler açısından da riskli konuma geçiyor. Bundaki temel neden, üretim haricindeki sevkiyatta veya tüketicilerin gıdayı aldıktan sonra soğuk zinciri kırmalarından meydana geliyor. Et ve et ürünleri, genellikle döner, kıyma, köfte gibi ürünler, süt ve süt ürünleri, tatlılar, deniz ürünleri, yumurta ürünleri, yumurtanın katıldığı mayonez soslar, pastalar, pişmiş makarna ürünleri ve soğuk sandviç ürünleri en fazla riskli gıdalar olarak değerlendirebiliriz" dedi."Personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerekiyor"Öncelikle üretim yapılan yerlerde personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerektiğinin altını çizen Mortaş, "Üretimde gıda güvenliğini göz ardı etmeden üretim gerekliliklerine uyması gerekiyor. Onun haricinde kullandıkları çiğ gıdaya değdikleri herhangi bir işleme materyalini gıdaya değdirmemeleri gerekiyor. Soğuk zinciri kırmaması gerekiyor. Sevkiyat sırasında soğuk zincirin kırılmaması gerekiyor. Onun haricinde tüketicilerin aldıkları gıdayı evlerine götürürken soğuk zinciri yine kırmaması gerekiyor. Bu gibi önlemler alındığında bu zehirlenmelerin önüne geçilebilir" diye konuştu."Beklemiş gıdalar ve açık büfe ürünlerinde dikkatli olunmalı"Yaz aylarında görülen gıda zehirlenmelerinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Mortaş, "Ayrıca yaz aylarında insanlar bir veya birden fazla gıda zehirlenmesi geçirebiliyor. Bunlar kendisini ishal, kusma şeklinde gösterebiliyor. Hatta ölümcül vakalara kadar gidebiliyor. Bu yüzden toplu yemek sektöründe insanların tüketim sırasında özellikle beklemiş gıdaları tüketmede, salatalarda, soğuk sandviçlerde ve açık büfe ürünlerinde dikkat etmesi gerekiyor. Hijyenine ve temizliğine güvendiği yerlerde, pişmiş gıdaların fazla beklemediği yerlerde tüketimi gerçekleştirmelerini öneriyoruz" şeklinde konuştu.Kaynak: İHA

03 Ağustos 2026 2
Kontakt lensle denize ve havuza girme uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Kontakt lensle denize ve havuza girme uyarısı

Uzmanlar, kontakt lensle denize veya havuza girilmesinin korneada enfeksiyona yol açabileceğini, tedavide geç kalınırsa kalıcı görme kaybı riski olduğunu belirterek yüzücü gözlüğü kullanılmasını öneriyor. Bilkent Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği Uzmanı Doç. Dr. Çiğdem Coşkun, kontakt lensle denize veya havuza girilmesinin korneada enfeksiyona yol açabileceğini belirterek, tedavide geç kalınması halinde enfeksiyonların kalıcı görme kaybına neden olabileceği uyarısında bulundu.Coşkun, AA muhabirine, yaz döneminde göz polikliniğine en çok alerji, kaşıntı, yanma, batma, kızarıklık ve çapaklanma şikayetleriyle başvurulduğunu söyledi.Yaz aylarında havuz kullanımının arttığına işaret eden Coşkun, havuz suyunun dezenfeksiyonunda kullanılan klor gibi maddelerin göz yüzeyinde tahrişe ve kimyasal konjonktivite yol açabildiğini ifade etti.Coşkun, gözün yüzeyinde tahriş ve iltihaplanma olarak tanımlanan konjonktivite, özellikle temizliğine dikkat edilmeyen havuz suyunun neden olabildiğini bildirdi.Kontakt lens kullananların havuz ve denizde enfeksiyon riski açısından daha dikkatli olması gerektiğine dikkati çeken Coşkun, "Havuz ve denizde, bakteri ve parazit gibi mikroorganizmalar bulunabilir. Bu mikroorganizmalar, kontakt lens yüzeyine yapışarak gözün saat camı gibi dışında yer alan ve saydam tabakası olan korneada 'keratit' dediğimiz enfeksiyonun gelişmesine neden olabiliyor. Keratit, kornea tabakasının iltihaplanmasıdır. Bu enfeksiyonlar, bazen ağır seyrederek kalıcı görme kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle kontakt lens kullanıcılarının kontakt lensleriyle denize veya havuza girmesini kesinlikle önermiyoruz." açıklamasında bulundu."Enfeksiyon riskinden korunmak için yüzücü gözlüğü kullanılmalı"Doç. Dr. Coşkun, enfeksiyonların gözün görme tabakasına da geçebileceğinin altını çizerek, "Kontakt lens kullanıcılarının, gözlerinde kızarıklık, batma, ciddi şekilde ağrı olması durumunda göz hekimine başvurmaları gerekiyor. Geçmeyen ağrı, kızarıklık, çapaklanma durumlarında eğer geç kalınırsa enfeksiyon daha iç tabakalara ilerleyebilir ve ciddi görme kayıplarına neden olabilir." dedi.Enfeksiyon riskinden korunmak için deniz ve havuza yüzücü gözlüğüyle girilmesini öneren Coşkun, denize veya havuza girilirken takılan lenslerin daha sonra bir daha kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.Göz yüzeyindeki tahrişin doğrudan klordan değil, klorun ter veya idrarla birleşmesi sonucu ortaya çıkan kloramin adlı maddeden kaynaklandığını anlatan Coşkun, bu nedenle havuza girmeden önce duş alınması gerektiğini vurguladı.Coşkun, gözünde kızarıklık, çapaklanma gibi enfeksiyon belirtileri bulunanların havuza girmemesi gerektiğini, bu durumun hem enfeksiyonun diğer kişilere bulaşmasına hem de mevcut tablonun ağırlaşmasına yol açabileceğini söyledi."Uzun süre klimalı ortamda bulunmak göz kuruluğuna yol açabiliyor"Doç. Dr. Coşkun, yaz döneminde daha etkin olan ultraviyole (UV) ışınlarına maruz kalmanın retina hasarı, katarakt ve bazı göz hastalıklarına yol açabildiğini belirterek, bu risklerden korunmak için yüzde 100 UV korumalı ve sertifikalı güneş gözlüklerinin tercih edilmesi önerisinde bulundu.Uzun süre klimalı ortamlarda bulunmanın gözyaşı tabakasında buharlaşmaya neden olarak göz kuruluğuna yol açabildiğine de işaret eden Coşkun, bu kişilerin odayı nemlendiren ürünler ile gerekli durumlarda hekim önerisiyle suni gözyaşı damlası kullanmalarının uygun olabileceğini aktardı.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

03 Ağustos 2026 3
Kadının kafatası kemiği 8 ay karnında saklandı, yeniden nakledildi SAĞLIK
SAĞLIK

Kadının kafatası kemiği 8 ay karnında saklandı, yeniden nakledildi

Manisa'da trafik kazası geçiren 52 yaşındaki Iraz Yavaş'ın kafatası kemiğinin bir bölümü, beyin ödemini azaltmak için çıkarılıp karnında saklandı. 8 ay sonra başarılı operasyonla yerine nakledilen kemikle hasta sağlığına kavuştu. Manisa'da trafik kazası sonrası kafa içi basıncını azaltmak amacıyla kafatası kemiğinin bir bölümü çıkarılan hastaya, 8 ay karnında muhafaza edilen kemik yeniden nakledildi.Sarıgöl ilçesine bağlı Dindarlı Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk annesi 52 yaşındaki Iraz Yavaş, geçen ekim ayında geçirdiği trafik kazasının ardından Alaşehir Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.Yavaş'ın beyninin sağ yarım küresinde hayati tehlike oluşturan kanama tespit eden doktorlar, beyin ödemine bağlı kafa içi basıncını azaltmak amacıyla kafatası kemiğinin bir bölümünü çıkarıp karın duvarında, cilt altında geçici olarak muhafaza etme kararı aldı.Ameliyatın ardından yoğun bakım, servis ve rehabilitasyon sürecini tamamlayan hastanın genel sağlık durumunun düzelmesi üzerine kafatası kemiği 8 ay süreyle saklandığı karın boşluğundan alınıp yerine nakledildi.Yavaş, yapılan 2 aşamalı ameliyatın ardından sağlığına kavuştu.Iraz Yavaş, gazetecilere sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi.Geçirdiği trafik kazasının ardından komaya girdiğini aktaran Yavaş, "Kafatası kemiğimi karın bölgeme koymuşlar. 8 ay sonra da tekrar başıma yerleştirdiler. Sağlığıma kavuştum. Dr. Ahmet Sancar Topal ve sağlık çalışanlarına teşekkür ederim. Allah razı olsun. Allah beni evlatlarıma bağışladı." dedi.Ameliyatları gerçekleştiren Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Ahmet Sancar Topal da Yavaş'ın sağlık durumunun iyi olduğunu kaydetti.Ağır kafa travmalarında kafatasının bir kısmının cerrahi olarak çıkarılmasının hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu belirten Topal, "Bu operasyon hem beynin korunması hem de hastanın yaşam kalitesinin artırılması açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca bu ameliyatın hastanemizde ilk kez başarıyla gerçekleştirilmiş olmasından dolayı büyük mutluluk duyuyoruz." diye konuştu.Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

03 Ağustos 2026 3