mRNA'dan sonra tRNA: Binlerce genetik hastalığa karşı tek tedavi olabilir
Yeni "tRNA" teknolojisi, birden fazla genetik bozukluğa karşı kullanılabilecek tek bir tedavi sunabilir.
Habere GitKARACİĞER TÜMÖRLERİNDE GİRİŞİMSEL TEDAVİ KONFORU
Yaşamın sürdürülmesi için hayati öneme sahip olan karaciğer, hem kendi dokusundan gelişen primer yani birincil tümörlerin hem de başka organlardan yayılan metastatik tümörlerin görülebildiği nadir organların başında geliyor. Vücut için herhangi bir yedeği ya da alternatifi de bulunmayan karaciğerdeki tümörlerin tedavi planı, tümörün türü, boyutu, sayısı, yerleşimi ve hastanın genel sağlık durumu gibi birçok faktörle
Habere GitÖzel Sağlıkta Büyük Planlama: 34 Yeni Hastane, 239 Uzman Kadrosu Ve 2 Bin 620 Yatak
Özel Sağlıkta Büyük Planlama: 34 Yeni Hastane, 239 Uzman Kadrosu Ve 2 Bin 620 Yatak
Habere GitÇorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı
Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.
Habere GitSağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!
Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.
Habere Git351. Sayı
Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.
CANLI YAYIN TAKVİMİ
ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR
Muayene Katılım Payı Nedir?|Sağlıkla Güvende Kalın 79. Bölüm
KLS Martin’in İleri Cerrahi Çözümleri Oypa Medikal Güvencesiyle Türkiye’de
PAQEN: Tıbbi Cihazlarda İnovasyon, Regülasyon ve AR-GE’nin Güçlü Ortağı
KÖŞE
DAŞCI EĞİTİM MODELİ: TEORİ İLE UYGULAMA İLK YILDAN BİRLİKTE BAŞLAMALIDIR
Mustafa DAŞCI
GÜNCEL HABERLER
BILIM
Beyinde 'Karar Verme Merkezi' Yok Mu? Yeni Teori Geleneksel Modeli Sorguluyor
Yeni bir çalışma, beynin içinde karar alma mekanizmasından sorumlu merkezi bir yönetim sisteminin bulunmadığını, ‘seçim yapma’ hissinin duyu, hareket ve çevresel etkileşimlerin bir sonucu olarak kendiliğinden ortaya çıktığını gösterdi.ABD’de yapılan bir araştırmada, insan beyninin işleyişine ve karar alma sürecine dair geleneksel yaklaşımları boza…
YAŞAM
ESC ve ERA'dan İlk Ortak Kılavuz: Kalp-Damar Hastalığı Olan Herkese Böbrek Taraması Önerildi
Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) ile Avrupa Renal Derneği(ERA) tarafından hazırlanan ilk ortak kılavuzda, kalp-damar hastalığı tanısı alan tüm hastaların kronik böbrek hastalığı açısından kan ve idrar testleriyle taranması önerildi. Kılavuz, böbrek ve kalp-damar hastalıklarının birbirinin seyrini hızlandırabildiğine dikkat çekiyor.Avrupa Kardiyolo…
BILIM
Mpox İçin İlk Kalıcı Küresel Aşı Stoku Kuruluyor: 145 Ülkede 190 Binden Fazla Vaka Bildirildi
DSÖ, UNICEF, Gavi, MSF ve Uluslararası Kızılhaç-Kızılay Federasyonu, mpox salgınlarında ülkelerin hızla aşıya ulaşabilmesi için kalıcı küresel aşı stokunun devreye alınacağını açıkladı. Eylül içinde faaliyete geçmesi planlanan mekanizmaya tüm ülkeler başvurabilecek. DSÖ verilerine göre 2022’den Temmuz 2026 sonuna kadar 145 ülke ve bölgede 190 bin …
GÜNDEM
Miyom Ameliyatında Ölüm Davası: ATK Raporuna Göre Neden 'Aşırı Sıvı Yüklenmesi'
Antalya'da 2022 yılında doktora öğrencisi ve turizmci Gülşah Gizem Angı'nın (32), Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde miyom ameliyatı sırasında hayatını kaybetmesine ilişkin davada Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. Üst Kurulunun raporu dosyaya girdi. Ameliyat sırasında 24 litre sıvı kullanıldığı, işlem sonunda sıvı açığı 1500 cc hesaplanmasına karşın, Angı'n…
DUYURULAR
BILIM
Migrenin Önlenmesinde Yeni Kılavuz: Ayda 4 Veya Daha Fazla Migren Günü Olanlara Koruyucu Tedavi Önerisi
Neurology dergisinde yayımlanan yeni kılavuzda, ayda dört veya daha fazla migren günü yaşayan yetişkinlere koruyucu ilaç tedavisi sunulması önerildi. Uzmanlar, tedavi seçiminde etkinliğin yanı sıra yan etkiler, eşlik eden hastalıklar, gebelik olasılığı, yaşam tarzı ve maliyet gibi hasta önceliklerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.Migren, şiddetli ve çoğunlukla başın bir tarafında hissedilen zonklayıcı ağrının yanı sıra bulantı, görme bozuklukları ve ışığa duyarlılıkla günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor.Migren atağı başladıktan sonra kullanılan tedavilerden farklı olarak koruyucu ilaçlar, atakların ne sıklıkla ortaya çıktığını azaltmayı amaçlıyor.Tedavi seçeneklerinin giderek çeşitlenmesiyle birlikte, hangi koruyucu ilacın kullanılacağına hastanın belirtileri, ihtiyaçları ve yaşam tarzı doğrultusunda karar verilmesinin önemi de artıyor.Bu amaçla bir araya gelen multidisipliner uzman paneli, yetişkinlerde reçeteli ilaçlarla migrenin önlenmesine yönelik karar sürecini desteklemek için yeni bir kılavuz hazırladı.Neurology dergisinde yayımlanan çalışmada uzmanlar, mevcut bilimsel kanıtları inceleyerek 17 öneri geliştirdi.Üç temel soruya yanıt arandıUzmanlar, günlük kullanılan koruyucu migren ilaçlarına ilişkin üç temel soruya odaklandı.İlk olarak hangi ilaçların plaseboyla karşılaştırıldığında migren sıklığını gerçekten azalttığı, örneğin aylık migren günlerini en az yarıya indirebildiği değerlendirildi.İkinci olarak ilaçların diğer aktif koruyucu migren tedavileriyle doğrudan karşılaştırıldığında ne ölçüde etkili olduğu incelendi.Üçüncü olarak ise hangi ilaçların, bilimsel olarak doğrulanmış ölçüm araçlarıyla değerlendirildiğinde hastaların günlük yaşam kalitesini iyileştirdiğine bakıldı.Ayda dört veya daha fazla migren günü olanlara koruyucu tedavi önerisiKılavuzda, ayda dört veya daha fazla migren günü yaşayan hastalara atak sıklığını azaltmak amacıyla günlük koruyucu ilaç tedavisi sunulması öneriliyor.Baş ağrısı günlerinin sayısından bağımsız olarak, migren nedeniyle günlük yaşamında belirgin işlev kaybı yaşayan hastalarda da koruyucu tedavilerin değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.Ancak hangi ilacın seçileceğinin hasta ve hekim tarafından birlikte kararlaştırılması gerektiği vurgulanıyor.Hekimlerin hastanın mevcut hastalıklarını, ruh sağlığı öyküsünü ve kullandığı diğer ilaçları dikkate alarak uygun seçenekleri sunması ve olası yan etkiler konusunda hastayı bilgilendirmesi öneriliyor.Eski ve yeni tedavi seçenekleri birlikte değerlendirilmeliKılavuzda propranolol, topiramat ve valproat gibi uzun süredir kullanılan koruyucu tedavilerin yanı sıra, migrene özgü daha yeni seçeneklerin de hastalarla görüşülmesi öneriliyor.Bunlar arasında tablet veya enjeksiyon şeklinde uygulanabilen CGRP'yi hedefleyen tedaviler de bulunuyor.Uzmanlara göre migrenin önlenmesinde herkes için geçerli tek bir “en iyi” ilaç bulunmuyor.Hastanın belirli ilaçları kullanmasını engelleyen başka önemli bir sağlık sorunu yoksa tedavi seçiminin kişinin önceliklerine göre kişiselleştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu öncelikler arasında ilacın etkinliği, yan etkileri ve maliyeti yer alabiliyor.Eşlik eden hastalıklara göre tedavi değişebilirKılavuz, yalnızca genel tedavi önerileriyle sınırlı kalmıyor. Fibromiyalji, obezite veya yüksek tansiyonu bulunan kişiler için de tedavi seçiminde dikkate alınması gereken noktalar ele alınıyor.Yaşlı yetişkinler ile hamile veya emziren kişiler için de özel önerilere yer veriliyor.Ayrıca biyolojik cinsiyetle ilişkili faktörlerin ilaç seçiminde yaratabileceği farklılıklar ve migren ilaçlarını aşırı kullanan hastaların yönetimi de değerlendiriliyor.Gebelik olasılığında risklere dikkatUzmanlar, gebe kalma olasılığı bulunan kişilerin ilaçların fetüs üzerindeki potansiyel riskleri konusunda mutlaka bilgilendirilmesini öneriyor.Doğumsal kusur riskiyle ilişkili valproat ve topiramat gibi ilaçlardan bu kişilerde kaçınılması gerektiği belirtiliyor.Kılavuzda ayrıca kadın hastaların valproik asidin polikistik over sendromu (PKOS) gelişme riskini artırabileceği konusunda bilgilendirilmesi öneriliyor.İleri yaştaki erkek hastalarda ise idrar yapma güçlüğü ve idrar retansiyonu açısından değerlendirme yapılması ve bu durumla ilişkili risk nedeniyle trisiklik antidepresanlardan kaçınılması gerektiği belirtiliyor.Koruyucu tedaviye yeterli süre tanınmalıYeni önerilerin öne çıkan başlıklarından biri de koruyucu ilaçların etkisini değerlendirmek için yeterli süre beklenmesi.Kılavuza göre standart günlük koruyucu ilaçların başarısız olduğuna karar vermeden önce, hastanın tolere edebildiği dozda en az 8 ila 12 hafta kullanılması öneriliyor.Botoks tedavisinde ise etkinliği değerlendirmek için daha uzun süre gerekiyor. Uzmanlar, tolere edilen dozda 24 hafta beklenmesini öneriyor.Böylece etkili olabilecek bir tedavinin yeterli süre denenmeden erken bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.“Herkese uyan tek bir tedavi yok”Kılavuzun hazırlanması için Amerikan Nöroloji Akademisi (AAN) 2018 yılında tıp uzmanları, araştırma metodolojisi uzmanları ve hasta temsilcilerinden oluşan bir panel oluşturdu. Amerikan Baş Ağrısı Derneği (AHS) de 2022 yılında çalışmaya katıldı.Uzmanlar, migrenin önlenmesinde tedavi kararlarının her hasta için ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.Kılavuzdaki önerilerin hekimlerin karar süreçlerine yardımcı olmak amacıyla hazırlandığı, tedaviyi zorunlu biçimde belirlemediği ve uygulanmasının gönüllü olduğu özellikle vurgulandı.Kaynak: Medimagazin
BILIM
12 Bin 257 Kişilik Randomize Çalışma: Evolocumab Yüksek Riskli Hastalarda Ölüm Oranını Yüzde 20 Azalttı
Kolesterol tedavisinde kullanılan evolocumabla ilgili yeni analiz, yüksek riskli hastalarda dikkat çekici bir sonuca işaret etti. İlacı kullanan grupta tüm nedenlere bağlı ölüm oranı yüzde 20 daha düşük bulundu.Mass General Brigham Heart and Vascular Institute araştırmacıları, daha önce kalp krizi veya inme geçirmemiş yüksek riskli hastalarda, standart kolesterol düşürücü tedaviye eklenen evolocumab kullanımının daha düşük ölüm oranıyla ilişkili olduğunu bildirdi.Araştırmanın sonuçları ESC Congress 2026'da sunulurken eş zamanlı olarak Circulation dergisinde yayımlandı.Araştırmacılar, damar duvarlarında plak birikimine bağlı aterosklerozu bulunan veya yüksek riskli diyabeti olan ve uygun lipid düşürücü tedaviye rağmen LDL kolesterol düzeyleri yüksek seyreden 12 bin 257 katılımcının ölüm verilerini değerlendirdi.Çalışma, yüksek riskli yetişkinlerde evolocumabın ilk büyük kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölümleri önleyebildiğini gösteren randomize VESALIUS-CV araştırmasının önceden belirlenmiş analizlerinden biri olarak gerçekleştirildi.Katılımcıların ortanca yaşı 66 olurken hastalar rastgele evolocumab veya plasebo grubuna ayrıldı. Katılımcılar ortanca 4,6 yıl boyunca takip edildi.Tüm nedenlere bağlı ölüm oranı yüzde 20 daha düşüktüVESALIUS-CV çalışması esas olarak ölüm oranlarındaki değişimi değerlendirmek üzere tasarlanmamış olsa da analizde, tüm nedenlere bağlı ölüm oranının evolocumab kullanan grupta yüzde 20 daha düşük olduğu görüldü.Tahmini beş yıllık ölüm oranı evolocumab grubunda yüzde 7,9, plasebo grubunda ise yüzde 9,7 olarak hesaplandı.Araştırmacılar, ölüm oranındaki azalmanın hem aterosklerozu bulunan katılımcılarda hem de ateroskleroz kriterlerini karşılamayan ancak yüksek riskli diyabeti bulunan hastalarda benzer şekilde görüldüğünü bildirdi.Ölüm oranlarındaki farkın tedavinin yaklaşık 1,5'inci yılından itibaren ortaya çıkmaya başladığı belirtildi. Kardiyovasküler nedenlere ve kardiyovasküler olmayan nedenlere bağlı ölümlerde de benzer oranlarda azalma gözlendi.Kalp krizi ve inmeyi önlemek uzun dönem sağkalımı etkileyebilirTakip süresince kalp krizi, iskemik inme veya arteriyel revaskülarizasyon geçiren katılımcıların kardiyovasküler olmayan nedenlerle yaşamını yitirme olasılığının da daha yüksek olduğu saptandı.Araştırmacılar, bu bulgunun kalp krizi ve inme gibi kardiyovasküler olayların önlenmesinin uzun dönem sağkalıma katkıda bulunabileceğine işaret ettiğini belirtti.Araştırmanın kıdemli isimlerinden Mass General Brigham Heart and Vascular Institute Kardiyovasküler Tıp Bölümünden Dr. Robert P. Giugliano, sonuçların standart tedavilere ek olarak evolocumab ile yoğun LDL kolesterol düşürülmesinin yalnızca kalp krizi ve inme riskinin azalmasıyla değil, daha önce kardiyovasküler olay yaşamamış yüksek riskli hastalarda daha iyi sağkalımla da ilişkili olduğunu gösterdiğini söyledi.Giugliano, bu sonucun ateroskleroz kriterlerini karşılamayan ancak yüksek riskli diyabeti bulunan hastaları da kapsadığını ifade etti.Bulgular farklı hasta gruplarında benzerdiSonuçların yaş, cinsiyet, coğrafi bölge, başlangıç LDL kolesterol düzeyi ve kullanılan diğer lipid düşürücü tedaviler açısından farklı hasta gruplarında da benzer olduğu bildirildi.Araştırmacılar, bununla birlikte söz konusu analizin ölüm oranındaki azalmanın kesin olarak evolocumabdan kaynaklandığını kanıtlayamayacağını vurguladı.Çalışmanın ölüm oranlarını değerlendirmek için özel olarak tasarlanmaması nedeniyle bulguların keşifsel nitelikte olduğu, ancak sonuçların genel olarak evolocumab lehine olduğu ve VESALIUS-CV çalışmasının ana bulgularını desteklediği belirtildi.Kaynak: Medimagazin
SAĞLIK
81 ilde 12 milyondan fazla kişiye doğru sağlık bilgisi ulaştırıldı
Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Aşılama hizmetlerinin temel amacı, özellikle bebek ve çocuklardaaşıile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkmasını engellemek ve toplumun genelsağlıkdüzeyini korumaktır... Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Aşılama hizmetlerinin temel amacı, özellikle bebek ve çocuklardaaşıile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkmasını engellemek ve toplumun genelsağlıkdüzeyini korumaktır. Bununla birlikte vatandaşların sağlık konusunda doğru ve güvenilir bilgiye ulaşması, bu bilgileri sorgulayarak değerlendirmesi ve doğru sağlık kararları verebilmesi dekoruyucu sağlıkhizmetlerinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu doğrultudaHalk SağlığıHaftası doğrultusunda haftanın üçüncü gün teması 'Bilgiyi Sorgula, Kaynağı Doğrula, Sağlığını Aşı ile Koru" olarak belirlenmiştir. Çocukluk dönemi bağışıklama programı kapsamında 13 hastalığa karşı rutin aşı uygulaması yapılmaktadır. Ulusal Aşı Takvimi, bilimsel gelişmeler ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda güncellenmekte; böylece koruyucu sağlık hizmetlerinin etkinliğinin artırılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda Nisan 2025'te gebelere tetanos toksoidi, difteri toksoidi ve asellüler boğmaca bileşenlerini içeren Tdab aşısının uygulanmasına başlanmıştır. Aynı dönemde beş bileşenli karma aşıdan altı bileşenli karma aşıya geçilmiştir" denildi.'SAĞLIK OKURYAZARLIĞININ GELİŞTİRİLMESİ ÇALIŞMALARI YÜRÜTÜLÜYOR'Aşıların toplum sağlığını korumadaki rolünün yanı sıra vatandaşların doğru sağlık bilgisine ulaşması, bilgiyi değerlendirmesi ve sağlıkla ilgili doğru kararlar verebilmesinin de koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli bir parçasını oluşturduğu aktarıldı. Açıklamada, "Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı tarafındanSağlık OkuryazarlığıUlusal Eylem Planı (2025-2028) yürürlüğe konulmuştur. Hastalıklardan korunma ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının geliştirilmesinin yanı sıra dezenformasyonla mücadele, doğru sağlık bilgisinin yaygınlaştırılması, sağlık hizmetlerinde sağlık okuryazarlığı standartlarının oluşturulması ve sağlık çalışanlarının sağlık okuryazarlığı yaklaşım düzeyinin artırılması planın öncelikleri arasında yer almaktadır. Sağlık Okuryazarlığı Ulusal Eylem Planı’nın hayata geçirildiği tarihten bugüne, 81 ilde gerçekleştirilen eğitim, seminer, stant ve saha bilgilendirme faaliyetleri aracılığıyla 12 milyon 182 bin 293 kişiye doğrudan ulaşılmıştır. Çalışmalar okullar, sağlık kuruluşları, halk eğitim merkezleri, camiler, kışlalar, cezaevleri, huzurevleri, çocuk evleri, gençlik merkezleri ve alışveriş merkezleri gibi toplumun farklı kesimlerine ulaşılabilecek alanlarda gerçekleştirilmiştir. Saha faaliyetleri sağlık takvimindeki özel gün ve haftalarla uyumlu şekilde yürütülürken, sosyal medya kanalları üzerinden de milyonlarca kişiye ulaşılmıştır. Sağlık Bakanlığı, vatandaşların doğru ve güvenilir sağlık bilgisine ulaşmalarını ve koruyucu sağlık hizmetlerinden etkin şekilde yararlanmalarını desteklemeye devam etmektedir. Bu kapsamda aşılama hizmetlerinin güçlendirilmesinin yanı sıra sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi ve sağlık alanındaki yanlış ve yanıltıcı bilgilerin önüne geçilmesine yönelik çalışmalar sürdürülmektedir" ifadelerine yer verildi.BAKAN MEMİŞOĞLU'NDAN AÇIKLAMASağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, konuya ilişkin sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Aşı, hastalıklara karşı en güçlü kalkanımız. 13 hastalığa karşı rutin aşılama hizmetlerimize kararlılıkla devam ediyor, aşı takvimimizi bilimsel gelişmeler doğrultusunda güncelliyoruz. Nitekim geçtiğimiz yıl 6’lı karma aşıya geçiş yaparak çocuklarımızın tek bir aşıyla hastalıklara karşı korunmasını sağladık. Önceliğimiz, aşıyla önlenebilir hastalıklara karşı evlatlarımızı korumak. Sağlıklı bir gelecek için aşılarımızı ihmal etmeyelim" ifadelerine yer verildi.Kaynak: DHA
SAĞLIK
Bacak damarları tıkalı hastaya köprücük kemiğinin altından kalp kapağı takıldı
Ödemiş'te yaşayan, 2 çocuk ve 4 torun sahibiLütfi Vurucu, nefes darlığı ve göğüste baskı şikayetiyleİzmir Şehir Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde aort kapağında kireçlenmeye bağlı ciddi darlı... Ödemiş'te yaşayan, 2 çocuk ve 4 torun sahibiLütfi Vurucu, nefes darlığı ve göğüste baskı şikayetiyleİzmir Şehir Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde aort kapağında kireçlenmeye bağlı ciddi darlık ve akut kalp yetmezliği tespit edildi.Açıkkalp ameliyatıaçısından yüksek riskli olduğu belirlenen Vurucu'nun kasık damarlarının da tıkalı olması nedeniyle 'subklavyen TAVI' yöntemi uygulanmasına karar verildi. Kardiyoloji, Kalp Damar Cerrahisi ve Anestezi kliniklerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen operasyonda, köprücük kemiğinin altındaki damardan girilerek yeni aort kapağı takıldı. Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Lütfi Vurucu, “Nefes alamıyordum, ölüyordum. İş yaparken üzerime bir baskı geliyordu, sıkışıyordum. Ama şimdi çok rahatım” dedi.‘SEVİNÇTEN AĞLADIM’Yaşadıkları zorlu süreci anlatan 52 yıllık eşi Nurşen Vurucu (70), "Başka hastanelere de gittik, çok korkulu günler yaşadık. Evde gece-gündüz sıkışıyordu, hava alamıyor ve öksürüyordu. Kışın sobanın başında sabaha kadar oturuyordu. Bu hastane olmasa biz bittik dedik, burada sevinçten ağladım. Bize çok güzel baktılar. Çalışan her kesimden Allah razı olsun, çok mutlu olduk. Taburcu olunca aynı buradaki gibi onunla çok güzel ilgileneceğim. Zaten iyi oldu, ben biraz daha destekleyeceğim. Daha mutlu olacağız” ifadelerini kullandı.'KASIK DAMARLARI TIKALI OLDUĞU İÇİN KÖPRÜCÜK KEMİĞİNİN ALTINDAN GİRDİK'Operasyon hakkında bilgi veren Kardiyoloji Kliniği'nden Prof. Dr. Pınar Türker Duyuler ise hastanın kronik akciğer, kronik böbrek, zehirli guatr ve omurga eğriliği gibi birçok ek hastalığının bulunduğunu belirtip, "Aort kapağındaki darlık çok hayati bir durumdu. Ameliyat riski yüksek hastalarda genellikle kasık damarından girerek TAVI yöntemini uyguluyoruz. Ancak hastamızın ek hastalıkları vardı. Kasık damarları tıkalıydı.Kalp ekibimizle değerlendirip 'subklavyen TAVI', yani köprücük kemiğinin altındaki damardan girme kararı aldık. Teknolojik altyapımız ve hibrit ameliyathanemiz sayesinde Kalp Damar Cerrahisi ve Anestezi ekibiyle birlikte işlemi başarıyla gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile servise aldık, ekip olarak çok mutluyuz" dedi. İşlemin yaklaşık bir hafta önce gerçekleştirildiğini ve hastanın hızla iyileşme gösterdiğini belirten Prof. Dr. Duyuler, "Bundan sonraki süreçte hastamızı ek hastalıkları için diğer bölümlerle koordineli bir şekilde, aort kapağı açısından da 3 ile 6 aylık kontrollerimizi yapacağız" diye konuştu.Kardiyoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Serkan Duyuler de hastanın hastaneye akut kalp yetmezliği tablosuyla başvurduğunu belirterek, "Hastamız açık kalp ameliyatı olamayacak kadar yüksek riskliydi. Kasık yolu da kullanılamadığı için köprücük kemiğinin altından bu işlemi gerçekleştirdik. Çok fazla riskli hastalığın eşlik ettiği bu vakadamultidisipliner ekipçalışması sayesinde hastamızı sağlığına kavuşturduk. Takiplerini düzenli olarak sürdüreceğiz" dediKaynak: DHA
SAĞLIK
ABD'de 12 yaş altına zayıflama ilacı kullanımı arttı
ABD'de yapılan bir araştırma, obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 grubu zayıflama ilaçlarının 8-11 yaş grubundaki çocuklara yazılma oranının son yıllarda hızla arttığını ortaya koydu. Pediatrics dergisinde yayımlanan araştırmada,obezitetanısı bulunan vediyabethastası olmayan 8-11 yaşlarındaki 3,5 milyondan fazla çocuğun verileri incelendi.Araştırmaya göre, GLP-1 grubu ilaçların reçete edilme oranı 2019'da yüzde 0,03 iken, haziran itibarıyla yüzde 9,3'e yükseldi.Söz konusu ilaçlar 12 yaş altındaki çocukların kullanımı için onaylı olmasa da klinik kılavuzların, bazı durumlarda 8 yaşından itibaren obezite tedavisinde bu ilaçların kullanılmasına izin verdiği belirtildi.Araştırmadöneminde 20 bin 282 çocuğa GLP-1 grubu ilaç reçete edildi. Bu çocukların yüzde 94'ünün ileri derecede obez olduğu, yaklaşık yüzde 65'inde ise yüksek kolesterol, yüksek tansiyon veyauykuapnesi gibi en az bir ek sağlık sorunu bulunduğu kaydedildi.Araştırmanın başındaki NYU Langone Health uzmanı Babak Orandi, ilaçları kullanan çocukların toplam sayısının halen düşük olduğunu ancak kullanımın hızla arttığını belirtti.Orandi, ilaçların uzun vadede güvenli ve etkili olup olmadığının izlenmesi gerektiğini vurguladı.Araştırmada ayrıca, yüksek gelirli bölgelerde yaşayan çocukların bu ilaçlara reçete edilme ihtimalinin diğerlerine göre yüzde 55 daha fazla olduğu ve bu durumun tedaviye erişimde eşitsizlik yaşanabileceğine işaret ettiği belirtildi.Kaynak: TRT Haber
SAĞLIK
Brezilya'da avlanan ton balıklarının yüzde 96'sında parazit çıktı
Bilim insanları Brezilya'da ton balıklarında toplam 1.600'den fazla parazit tespit ederken, bunların bir bölümünün insanların tükettiği kas dokusunda bulunduğunu belirledi. Brezilya'da yapılan bir araştırmada, incelenen ton balıklarının yüzde 96'sında parazit solucanlara rastlandı. Bilim insanları 53 balıkta toplam 1.600'den fazla parazit tespit ederken, bunların bir bölümünün insanların tükettiği kas dokusunda bulunduğunu belirledi.Ocean and Coastal Research adlı bilimsel dergide yayımlanançalışmayı, Brezilya'nın güneyindeki Santa Catarina Federal Üniversitesi'nden araştırmacılar gerçekleştirdi. Ekip, bölgede yakalanan 53 çizgili orkinosu (Katsuwonus pelamis) inceledi."Okyanus palamudu" veya "katsuo" olarak da bilinen tür, dünya çapında hem konserve ürünlerde hem de çiğ balık yemeklerinde yaygın kullanılıyor. Ticari açıdan büyük önem taşıyan tür, Brezilya'daki en bol ton balığı türü olmasının yanı sıra 2022'de dünyada en fazla avlanan üçüncü deniz ürünüydü. Aynı yıl küresel ölçekte yaklaşık 3,1 milyon ton çizgili orkinos avlanmıştı.Araştırmacılar güçlü mikroskoplardan yararlanarak balıkların farklı organlarını inceledi. 53 balığın yüzde 96'sında parazit bulundu.En yoğun parazit yüküne bağırsaklarda rastlandı. İkinci sırada insanların tükettiği kas dokusu, ardından mide geldi. İncelenen tüm balıklarda parazit bulunmayan yalnızca iki organ vardı: Kalp ve böbrekler.Araştırmacılar özellikle "Trypanorhyncha" grubundaki parazitler ile "Anisakis" cinsine ait solucanlara rastladı.Çalışmanın yalnızca 53 balığı kapsaması ve belirli bir bölge ile zaman diliminde gerçekleştirilmesi nedeniyle sonuçları dünyadaki bütün ton balıklarına genellemek mümkün değil. Bununla birlikte bulgular, Brezilya'nın bu bölgesindeki çizgili orkinoslarda parazitlerin yaygın olabileceğine işaret ediyor.Araştırmanın sonuçları, konserve ton balığı tüketmenin doğrudan sağlık riski taşıdığı anlamına gelmiyor.Balık ürünleri işlenirken gözle görülebilen parazitler genellikle ayıklanıyor. Ayrıca konserve üretiminde uygulanan yüksek sıcaklık, parazitleri öldürüyor. Trypanorhyncha larvalarının insanlarda enfeksiyona yol açması da nadir ve tüm Anisakis türlerinin insanlarda hastalığa neden olduğu kesin değil.Asıl risk bazı canlı parazitlerin bulunduğu balıkların çiğ veya yeterince pişirilmeden tüketilmesiyle ortaya çıkıyor. Bazı Anisakis türleri canlı tüketildiğinde insanın mide veya bağırsak duvarına tutunarak anisakiasis adı verilen enfeksiyona neden olabiliyor. Karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler görülebiliyor.Araştırmacılar ayrıca, balıkların yakalandıktan sonra iç organlarının hızla çıkarılmasının önemine dikkat çekti. Bunun nedeni, balık öldükten sonra bazı larvaların iç organlardan insanların tükettiği kas dokusuna göç edebilmesi.Ekip, sonuçların hem gıda güvenliği denetiminin hem de avlanan balıkların mümkün olduğunca hızlı şekilde iç organlarından temizlenmesinin önemini gösterdiğini belirtti.Katsuwonus pelamis, Türkiye'ye ithal edilen ve ülkedeki ton balığı sektöründe kullanılan türlerden biri. Ancak Türkiye bu ürünleri Gine, İspanya ve Hindistan'danithal ediyor.Brezilya'dan Türkiye'ye bu türün doğrudan kayıtlı bir ithalatı yok.UN Comtrade verilerini aktaran WITSkayıtlarında, 2024'te Brezilya'nın Katsuwonus pelamis ihracatı yaptığı ülkeler arasında Türkiye yer almıyor. Brezilya'nın o yıl 180,6 ton ihraç ettiği; başlıca alıcıların El Salvador ve Arjantin olduğu görülüyor.Balıklarda parazite rastlanması kendi başına sıra dışı bir durum değil. Parazitler deniz ekosistemlerinin doğal bir parçası ve balıklar, kalamarlar, balinalar ve yunuslar gibi çok sayıda canlıyı konak olarak kullanıyor.Ancak bilim insanları parazitlerin deniz ürünlerindeki yaygınlığının zaman içinde değişmiş olabileceğine ilişkin bulgulara da sahip.Washington Üniversitesi araştırmacılarının 2020'de yayımladığı bir çalışma, çiğ deniz ürünlerindeki Anisakis solucanlarının miktarının 1970'lerden bu yana yaklaşık 280 kat arttığına ilişkin kanıtlar ortaya koymuştu.Araştırmacılar bunun mutlaka deniz ekosistemlerinin kötüleştiği anlamına gelmediğini vurguluyor. Zira parazitlerin varlığı bazı durumlarda işleyen ve zengin bir deniz besin ağının göstergesi de olabiliyor.Yeni çalışmanın araştırmacıları ise ton balıklarındaki parazitlerin farklı bölgelerde ve zaman içinde nasıl değiştiğini anlayabilmek için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu belirtiyor.Kaynak: Euronews Sağlık
GÜNDEM
“Bıçak Parası” Soruşturması Derinleşiyor: 51 Hastadan Milyonluk Ödeme İddiası
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde görevli ortopedi uzmanı S.E., ameliyatları kendisinin gerçekleştirmesi karşılığında hastalardan para istediği iddiasıyla tutuklandı. Soruşturma kapsamında 51 hastadan 2 milyon 649 bin 500 TL’lik ödeme yapıldığı belirlenirken, 30 kişiyle ilgili daha inceleme başlatıldığı bildirildi.Soruşturma bir hastanın şikayetiyle başladıManisa Cumhuriyet Başsavcılığı, MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nda görev yapan S.E. hakkında, bir hastanın şikayeti üzerine soruşturma başlattı.İddiaya göre doktor, 19 Mart’ta ameliyat edeceği hastası İ.G.’den, operasyonu bizzat kendisinin gerçekleştirmesi karşılığında kişisel banka hesabına 45 bin TL yatırmasını istedi. Şikayetin ardından doktorun 1 Ağustos 2025-30 Nisan 2026 tarihleri arasındaki banka hareketleri incelemeye alındı.51 hastadan 2 milyon 649 bin TLYapılan incelemede, muayene ücretlerini hastane veznesine yatıran ve ameliyat masrafları SGK tarafından karşılanan 51 hastadan, ameliyatlarını kendisinin yapması karşılığında 22 bin TL ile 195 bin TL arasında değişen tutarlarda ödeme talep edildiği öne sürüldü.Banka EFT ve havale kayıtlarında, 51 ayrı işlem kapsamında doktorun hesabına toplam 2 milyon 649 bin 500 TL aktarıldığı tespit edildi. Elden veya nakit olarak alındığı değerlendirilen ödemelerin ise bu rakama dahil olmadığı bildirildi.“Ödemezseniz asistan ameliyat eder” iddiasıSoruşturmadaki dikkat çekici iddialardan biri de hastalara uygulandığı öne sürülen baskı yöntemi oldu.Doktorun ödeme yapmayan hastalara, ameliyatlarının asistan hekimler tarafından gerçekleştirileceğini söylediği iddia edildi. Böylece hastaların, operasyonu doğrudan ilgili uzmanın gerçekleştirmesi için ödeme yapmaya yönlendirildiği ileri sürüldü.Soruşturma kapsamında ayrıca 30 kişinin daha benzer şekilde mağdur edildiğinin değerlendirildiği bildirildi.Gözler yeni para hareketlerindeSoruşturmanın genişletilmesine neden olan bir diğer başlık ise doktorun banka hesaplarındaki para hareketleri oldu.Soruşturma dosyasına dayandırılan yeni iddialara göre, yaklaşık bir yıllık dönemde hesaplarda 47 milyon TL civarında para giriş-çıkışı tespit edildi. Bu hareketlerin yaklaşık 4,7 milyon TL’lik bölümünün maaş ve bilinen gelirlerle ilişkilendirildiği, 42 milyon TL’yi aşan bölümün kaynağının ise araştırıldığı bildirildi.Ancak söz konusu 47 milyon TL’nin tamamının hastalardan elde edildiği yönünde bir tespit bulunmadığının altı çiziliyor. Savcılık incelemesinde, bu para trafiğinin kaynağı ve hastalardan alındığı iddia edilen ödemelerle bağlantısı araştırılıyor.“İcbar suretiyle irtikap” suçlamasıEmniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.E., çıkarıldığı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından “icbar suretiyle irtikap” suçlamasıyla tutuklandı.Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında banka kayıtlarının yanı sıra hastaların ifadeleri, ödeme iddiaları ve doktorun hesaplarındaki diğer para hareketlerinin de incelenmesi bekleniyor. Soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.
SAĞLIK
İbrahim Tatlıses'in son hali sevenlerini korkuttu
Safra kesesinde enfeksiyon tespit edilmesinin ardından geçirdiği operasyon sonrası fizik tedavi gören 74 yaşındaki İbrahim Tatlıses, tedavisinin tamamlanmasıyla hastaneden taburcu edildi. Yaz tatili için Çeşme'ye giden usta sanatçının burada görüntülenen son hali, hayranlarını endişelendirdi. Sağlıksorunları nedeniyle bir süredir tedavi gören İbrahim Tatlıses, Çeşme'de objektiflere yansıdı.Yurt dışındaki konserlerinin ardından İstanbul'daki evinde rahatsızlanan Tatlıses, hastaneye kaldırılmış ve yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı.Yapılan kontrollerde safra kesesinde enfeksiyon tespit edilen sanatçı ameliyat edilmişti. Operasyonun ardından hastaneden taburcu edilen Tatlıses, daha sonra fizik tedavi için yeniden hastaneye yatmıştı.Doktorlarının tavsiyesi üzerine Ankara'da fizik tedavi gören Tatlıses, buradaki sürecin tamamlanmasının ardından taburcu edildi.Çeşme'de tatilini sürdüren sanatçının son görüntüleri sosyal medyada kısa sürede gündem oldu. Bir kafede vakit geçiren sanatçının görüntülerinde oldukça zayıfladığı görüldü. Tatlıses'in kilo kaybı nedeniyle yüz hatlarının da belirginleştiği dikkat çekti.Hayranları, Tatlıses'in sağlık durumuna ilişkin yeni bir açıklama yapıp yapmayacağını merak ederken sanatçıdan görüntülerine ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.Bu herife üzülen varmı kiBuna üzülen varmı kiSaç boyası insanları genceleştirir.. Kadınlar için ise kesilen Burunun hiç ama hiç kesildiği belli olmaz.Sadece Dohtorun Burna attığı imza kalıcıdır.
SAĞLIK
Van'da Akademik Yıl Açılışı ve Belge Takdim Töreni
SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2026-2027 akademik yılı açılışı yapıldı, akademik yükselen personele belgeleri verildi. Rektör Aydın, eğitim ateşinin yandığını; İl Sağlık Müdürü Tosun ise yatak kapasitesinin iki katına çıkarılacağını belirtti. SağlıkBilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2026-2027 akademik yılı açılışı ile akademik yükselme ve belge takdim töreni düzenlendi.SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen törende, 2026-2027 akademik yılının açılışı yapılırken akademik yükselme sağlayan personele belgeleri takdim edildi. Törene Van Vali Vekili Musa Göktaş, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Emirşah Baştoğ, SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Van YYÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cemil Göya, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda sağlık çalışanı katıldı."Hastanede bir eğitim ateşi yanıyor"Programda konuşan SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun sağlık hizmetlerinin Anadolu'nun tamamına eşit şekilde dağıtılması ve şehirler arası sevklerin önüne geçilmesi amacıyla başlattığı eğitim ve araştırma hastanesi sürecinde önemli bir aşamaya gelindiğini belirtti. 3 yıl önce hastanede akademik yapılanmanın bulunmadığını hatırlatan Rektör Aydın, "Bugün 70'e yakın araştırma görevlimiz, 20'ye yakın öğretim üyemiz ve 400'e yakın doktorumuzla bu hastanede bir eğitim ateşi yanıyor. Biz de bu eğitim ateşine nasıl daha fazla katkı verebiliriz diye Bakanımız ve ekibiyle yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Kendisine burada, huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum. Çünkü Bakanımız Kemal Memişoğlu, bu akademik kadroların her eğitim ve araştırma hastanesinde ne kadar talep varsa tümünü karşılamak üzere yoğun bir çalışma sürdürüyor. Bizimle kadro çalışmalarını sürdürüyor ve önümüzdeki günlerde de mevcut kadro bekleyen arkadaşlarımızın kadro ilanlarını yapmaya çalışıyoruz" dedi.Sağlıkta dönüşüm sürecinde önemli bir noktaya gelindiğini dile getiren Aydın, "Üreten sağlık modeliyle Türkiye'nin sağlık ihracatından sağlık ihracatına geçecek bir hamlenin başlangıcını ve iki yıldır çok başarılı bir sonucu gördüğümüz bu süreçte Bakanımıza ve ekibine çok çok teşekkür ediyorum" diye konuştu."Yatak kapasitemizi iki katına çıkaracağız"Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun ise kentte sağlık yatırımlarının sürdüğünü belirterek, önümüzdeki 4 yıl içerisinde yatak kapasitesinin iki katına çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi. Cumhurbaşkanı ve Sağlık Bakanının öncülüğünde önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini ifade eden Tosun, "İnşallah önümüzdeki dört yıl süresince yapacağımız inşaatlar ve bitireceğimiz sağlık tesisleriyle şu anki yatak kapasitemizi tam iki katına çıkarıp nitelikli sağlık hizmetini daha da ileriye taşıyacağız. Şu an projesi devam eden ve inşaatı başlayan, sadece merkezde üç tane ikinci basamak hastane projemiz var. İnşallah 2029 yılının sonuna kadar bunları tamamladıktan sonra hem Van YYÜ'de hem de Sağlık Bilimleri Üniversitemiz tamamen üçüncü basamak sağlık hizmetini daha kaliteli ve üst düzeyde sunmaya başlayacaktır" ifadelerini kullandı."79 asistanın eğitimini üstlenmiş bulunuyoruz"Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya da hastanenin özellikli sağlık hizmetleri sunma noktasında iyi bir seviyeye ulaştığını belirterek, "Bugün 6 klinik kurarak 79 asistanın eğitimini kurumumuzda üstlenmiş bulunuyoruz. Bu kurumun başhekimi ve kardiyoloji kliniğinin hocası olarak bundan gurur duyduğumu belirtmek istiyorum. Doğu Anadolu'nun en doğusunda, çok sayıda ilin umudu ve çok sayıda ilin ileri sevk merkezi konumundayız. Bu nitelikli sağlık hizmetlerinin yanında tabii ki bizim iyi bir eğitim sürecini de planlamamız gerekiyordu. Burada da gerçekten gözlemlerim ve veriler ortada. Hem kongrelerdeki bildiriler hem de yapılan klinik çalışmalar, asistanlarımızın da iyi bir eğitim aldığını, hocalarımızın da iyi bir çaba gösterdiğini ve yoğun bir uğraş içerisinde olduğunu ortaya koyuyor. Bunu gözlemliyorum ve bundan da mutluluk duyuyorum" dedi.Programda akademik başarı gösteren sağlık çalışanları ve akademisyenler tebrik edilirken, akademik yükselme sağlayan personele belgeleri takdim edildi. Tören, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.