Bizi Takip Edin

3 yaşındaki çocuğun metastatik kanseri, deneysel tedavinin ardından yok oldu

3 yaşındaki bir hastayı içeren ilham verici başarı öyküsü, bilim insanlarının katı tümörlere karşı CAR T hücresi terapisinde büyük ilerleme kaydettiğini ve potansiyel olarak hayat kurtarıcı sonuçlar elde ettiğini gösteriyor.

Habere Git

Araştırma: D Vitamini Düzeyi Ameliyat Sonrası İyileşmeyi Etkileyebilir Mi?

Araştırma: D Vitamini Düzeyi Ameliyat Sonrası İyileşmeyi Etkileyebilir Mi?

Habere Git

Ankara’ya Kanserde Erken Teşhis Tırı Kazandırılıyor

Kanserle mücadelede erken teşhis ve tarama hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik “Kanser Erken Teşhis Tırı Bağış Protokolü” Vali Yakup Canbolat’ın huzurunda, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe ve TR İNVEST Gayrimenkul İnşaat Yatırım Danışmanlık Enerji A.Ş. adına hayırsever Cengiz Gökay tarafından imzalandı.

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
05
Kas
Prş
09:00 CANLI

3. Ulusal Biyomedikal Kongresi 5–8 Kasım 2026 tarihlerinde, Antalya'da Kremlin Palace Otel'de

İZLE
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
Hijyentek: Yerli Üretim Gücüyle Türkiye’nin Medikal Gururu
RÖPORTAJ

Hijyentek: Yerli Üretim Gücüyle Türkiye’nin Medikal Gururu

10 Eylül 2026 78
Kurtuba Medikal: Sabırla, Emekle, Yerli Üretimin İzinde
RÖPORTAJ

Kurtuba Medikal: Sabırla, Emekle, Yerli Üretimin İzinde

10 Eylül 2026 73
Kuzey Dora Medikal Anahtar Teslimden Satış Sonrasına Kadar Tüm Süreçlerde Hizmet Sunuyor
RÖPORTAJ

Kuzey Dora Medikal Anahtar Teslimden Satış Sonrasına Kadar Tüm Süreçlerde Hizmet Sunuyor

10 Eylül 2026 71
SAĞLIK SİSTEMİNİ HASTALIK ÜZERİNE DEĞİL, SAĞLIKLI İNSAN ÜZERİNE KURMALIYIZ
KÖŞE YAZISI

SAĞLIK SİSTEMİNİ HASTALIK ÜZERİNE DEĞİL, SAĞLIKLI İNSAN ÜZERİNE KURMALIYIZ

Mustafa DAŞCI

15 Eylül 2026 20

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Sinop’ta sağlık çalışanlarına stresle mücadele eğitimi SAĞLIK
SAĞLIK

Sinop’ta sağlık çalışanlarına stresle mücadele eğitimi

Sinop’ta Merkez Toplum Sağlığı Merkezi personeline yönelik "Stresle Başa Çıkma ve İntiharı Önleme" konulu eğitim düzenlendi. Sinop'ta Merkez Toplum Sağlığı Merkezi personeline yönelik "Stresle Başa Çıkma ve İntiharı Önleme" konulu eğitim düzenlendi.SinopSağlıklı Hayat Merkezi'nde görevli Psikolog Hamdiye Dramalı tarafından Merkez Toplum Sağlığı Me…

17 Eylül 2026 7
DEHB, bağırsak sorunlarında yüzde 50'ye yakın artışla ilişkili SAĞLIK
SAĞLIK

DEHB, bağırsak sorunlarında yüzde 50'ye yakın artışla ilişkili

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan kişiler, 1,9 milyondan fazla kişiyi kapsayan yeni bir sistematik derlemeye göre çeşitli mide-bağırsak semptomları yaşama olasılığı açısından belirgin biçimde daha yüksek risk taşıyor. Yeni bir derleme, DEHB'nin, tanımlanabilir bir yapısal hastalığı mutlaka yansıtmasa da sindirim sisteminin işleyişin…

17 Eylül 2026 7
Marmaris Devlet Hastanesinde katarakt ameliyatlarına başlandı SAĞLIK
SAĞLIK

Marmaris Devlet Hastanesinde katarakt ameliyatlarına başlandı

Muğla'nın Marmaris Devlet Hastanesinde katarakt ameliyatı yapılmaya başlandı. Muğla'nın Marmaris Devlet Hastanesinde katarakt ameliyatı yapılmaya başlandı.Hastanede gerekli tıbbi cihazların temin edilmesi ve yeni hekimlerin göreve başlamasıyla ilk katarakt operasyonları gerçekleştirildi.Tıbbi cihaz ve hekim kadrosunun tamamlanmasıyla başlatılan am…

16 Eylül 2026 6
Günlük Hayatta Görme Konforunu Artırmak Mümkün mü? SAĞLIK
SAĞLIK

Günlük Hayatta Görme Konforunu Artırmak Mümkün mü?

Veni Vidi Göz Grup hekimlerinden Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kadir Çolakoğlu: “Görme kusuru sadece uzağı bulanık görmek değil, günlük yaşamın küçük anlarında sürekli karşımıza çıkan bir konfor meselesi” Sabah uyandığınızda ilk iş gözlüğünüzü aramak… Yağmurlu bir günde camları silmeye çalışmak… Sıcak bir ortamdan soğuk bir ortama g…

16 Eylül 2026 4
 
Muş’ta 32 yaşındaki hastaya beyin ameliyatı yapıldı SAĞLIK
SAĞLIK

Muş’ta 32 yaşındaki hastaya beyin ameliyatı yapıldı

Muş’ta beyin kanaması geçiren 32 yaşındaki Faruk Akdeniz, acil olarak alındığı ameliyatın ardından sağlığına kavuşarak 6 gün sonra taburcu edildi. Muş'ta beyin kanaması geçiren 32 yaşındaki FarukAkdeniz, acil olarak alındığı ameliyatın ardından sağlığına kavuşarak 6 gün sonra taburcu edildi.Beyin kanaması geçirmesinin ardından koma halinde Muş Devlet Hastanesi'ne getirilenAkdeniz'e yapılan beyin tomografisinde ciddi kanama tespit edildi. Bunun üzerine hasta acil olarak ameliyata alındı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Evren Duran tarafından gerçekleştirilen operasyonda, kanamanın beynindeki damarların normalden farklı şekilde birbirine bağlanması sonucu oluşan damar yumağından (arteriyovenöz malformasyon) kaynaklandığı belirlendi. Başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın tedavi ve takibi hastanede sürdürüldü. Ameliyat sonrası bilinci açılanAkdeniz'de kol veya bacaklarda güç kaybı, konuşma bozukluğu ya da başka bir kalıcı sorun gelişmedi. Tedavisinin tamamlanmasının ardından sağlık durumunun iyi olduğu belirtilenAkdeniz, ameliyattan 6 gün sonra hastaneden taburcu edildi.Operasyon hakkında bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Evren Duran, "Hastamız bize koma halinde getirildi. Yapılan tetkiklerde beyninde ciddi bir kanama olduğunu gördük ve vakit kaybetmeden cerrahi müdahaleyi gerçekleştirdik. Ameliyat sırasında kanamanın, beyindeki damarların normalden farklı şekilde birbirine bağlanmasıyla oluşan bir damar yumağından kaynaklandığını tespit ettik. Ameliyat sonrası hastamızın bilinci açıldı ve herhangi bir güç kaybı veya konuşma bozukluğu gelişmeden tamamen toparlandı. 6. günde hastamızı sağlıklı bir şekilde taburcu ettik. Hastamızın sağlığına kavuşmuş olması bizim için en büyük mutluluk" dedi.Ameliyatın ardından sağlığına kavuşan Faruk Akdeniz ise "Beni hastaneye koma halinde getirmişler. Şu anda çok şükür kendimi çok iyi hissediyorum. Yeniden sağlığıma kavuştuğum için başta doktorum Op. Dr. Evren Duran olmak üzere tüm Muş Devlet Hastanesi çalışanlarına teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

16 Eylül 2026 3
Erzincan Mengücek Gazi Hastanesi’nde sağlık değerlendirmesi yapıldı SAĞLIK
SAĞLIK

Erzincan Mengücek Gazi Hastanesi’nde sağlık değerlendirmesi yapıldı

Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Sağlıkta Değerlendirme Standartları (SDS) kapsamında yerinde değerlendirme ve inceleme gerçekleştirildi. ErzincanMengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Sağlıkta Değerlendirme Standartları (SDS) kapsamında yerinde değerlendirme ve inceleme gerçekleştirildi.Erzincan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin başkanlığında yapılan değerlendirmeye, hastane Başhekimi Doç. Dr. Hakan Gökalp Taş, başhekim yardımcıları ve birim sorumluları katıldı.Sağlık Değerlendirme Ekibi tarafından gerçekleştirilen incelemelerde, hastanede sunulan sağlık hizmetlerinin işleyişi ve ilgili standartlara uyumu değerlendirildi.Çalışmada mevcut durumun belirlenmesine yönelik çeşitli incelemeler yapılarak sağlık hizmetlerinin standartlara uygunluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

16 Eylül 2026 3
Ağır okul çantaları çocuklarda duruş bozukluğu ve kas ağrılarına yol açabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Ağır okul çantaları çocuklarda duruş bozukluğu ve kas ağrılarına yol açabilir

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Nezih Dağdeviren, ağır ve dengesiz kullanılan okul çantalarının çocuklarda kas ağrıları ve duruş bozukluklarına neden olabileceğini belirtti Prof. Dr. Hamdi Nezih Dağdeviren, ağır ve dengesiz okul çantalarının özellikle sırt, omuz ve çevresindeki kaslara yük bindirebileceğini söyledi.Çantanın ağırlığının azaltılmasına rağmen dinlenmeyle geçmeyen veya zamanla artan ağrıların dikkate alınması gerektiğini belirten Dağdeviren, "Okul çantalarının ağırlığı ve dengesiz taşınması çocukta duruş bozukluğuna, öncelikle de kas ağrılarına sebep olabilir. Bu ağrılar dinlenince geçmiyorsa ailelerin önce çantanın ağırlığını azaltmalarını, şikayetlerin devam etmesi halinde de çocuğu hekim kontrolüne getirmelerini faydalı buluyoruz" ifadelerini kullandı.Dağdeviren, "Biz pratik olarak çocukların ağırlığının yüzde 10'unu geçmeyen çantaları istiyoruz. Mümkünse çok daha azını tercih ediyoruz. Doğru çantanın alınması kadar çantanın doğru kullanılması da önemli. Çift taraftan omuza takılabilen, omuz askıları olabildiğince geniş, ağırlığı vücuda eşit yayabilen çantaların mümkün olduğunca sırta yakın takılmasını istiyoruz" dedi.Çantanın sırta yakın tutulması, askılarının çocuğa göre ayarlanması ve yürürken dik duruşu bozmayacak şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Dağdeviren, tekerlekli çantaların bazı durumlarda tercih edilebileceğini ancak asıl önemli noktanın çocuğun sırtına gereğinden fazla yük bindirilmemesi olduğunu kaydetti.Dağdeviren, okul çantalarının hafifletilmesi konusunda ailelerin yanı sıra okullara görev düştüğünü söyledi.Öğrencilerin ihtiyaç duymadıkları kitap ve eğitim materyalini okulda bırakabilecekleri güvenli dolapların oluşturulmasının faydalı olabileceğini belirten Dağdeviren, ders programlarının da çocukların gün içerisinde daha az yük taşımasını sağlayacak şekilde planlanabileceğini dile getirdi.Dağdeviren, "Çocukların taşıdığı yük azaltılmalı. Öğrencilerin gün içinde çok sayıda dersin kitap ve defterini taşımak yerine daha az malzemeyle okula gelmesini sağlayacak planlamalar yapılabilir. Milli Eğitim Bakanlığı, bakanlık kaynakları dışında kaynak kullanılmamasına yönelik uyarılar yapıyor. Bunun da öğrencilerin çantalarındaki ek yükün azalmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum" diye konuştu.Prof. Dr. Dağdeviren, ağır okul çantalarıyla skolyoz arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulmasının doğru olmadığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Skolyozun tek başına çantadan ötürü olduğunu söylemek doğru değil. Ancak kaslar bozulduysa, oturuş şekli değiştiyse ve o oturuş günlük hayatın her yerine tesir ettiyse, derste aynı şekilde oturuyorsa, evde tabletiyle çalışırken aynı şekilde oturuyorsa, televizyonu aynı oturuşta seyrediyorsa duruş değişiklikleri kalıcı hale gelebilir. Omurganın açısını da değiştirebilir."Çocukların yalnızca okul çantasını taşırken değil, günlük yaşamlarının tamamında doğru duruş alışkanlıkları kazanmasının önemli olduğuna işaret eden Dağdeviren, ailelerin ve çocukların bu konuda sağlık okuryazarlığının artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.Kaynak: Haberturk

16 Eylül 2026 2
Grip aşısı ne zaman vurulur, kaç ay korur? Grip aşısı fiyatı ne kadar, eczanelere geldi mi? SAĞLIK
SAĞLIK

Grip aşısı ne zaman vurulur, kaç ay korur? Grip aşısı fiyatı ne kadar, eczanelere geldi mi?

Sonbaharın gelmesiyle birlikte grip sezonu yaklaşırken, grip aşısıyla ilgili araştırmalar da hız kazandı. Vatandaşlar 2026 grip aşısının ne zaman yapılacağını, eczanelere gelip gelmediğini ve fiyatının ne kadar olduğunu merak ediyor. Peki, Grip aşısı ne zaman vurulur, kaç ay korur? Grip aşısı fiyatı ne kadar, eczanelere geldi mi? Grip aşısı hakkında merak edilen detaylar haberimizde. Sonbaharın gelmesiyle birlikte grip sezonu yaklaşırken, grip aşısının ne zaman uygulanacağı, eczanelere gelip gelmediği ve fiyatı vatandaşların gündemindeki başlıklar arasında yer alıyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS), 2026 yılı grip aşıları hakkında açıklamalarda bulundu. Peki, Grip aşısı ne zaman vurulur, kaç ay korur? Grip aşısı fiyatı ne kadar, eczanelere geldi mi? Detaylar haberimizde.TEİS, grip aşısı için en uygun dönemin ekim ve kasım ayları olduğunu bildirdi. Açıklamada, grip aşısının koruyuculuğunun aşı uygulandıktan yaklaşık 2 hafta sonra başladığı belirtildi.Dünya Sağlık Örgütü de grip aşısının grip sezonu başlamadan önce uygulanmasının uygun olduğunu ve aşının ardından koruyucu bağışıklığın oluşmasının yaklaşık 2 hafta sürdüğünü belirtiyor.TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan ise grip aşılarının eylül ayında başlayan ve kasım boyunca devam eden dönemde uygulanabildiğini, şubat ayına kadar da aşı yapılabileceğini belirtti.Grip aşısının koruyuculuğunun yaklaşık 2 hafta sonra başladığı belirtiliyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, grip aşısına bağlı bağışıklığın zaman içinde azaldığını ve grip virüslerinin sürekli değişmesi nedeniyle aşının her yıl yenilendiğini belirtiyor.Bu nedenle grip aşısı yıllık olarak uygulanıyor. Aşının etkisi kişiye, dolaşımdaki virüslere ve aşının içeriğiyle dolaşımdaki virüslerin uyumuna göre değişebiliyor.TEİS'in 2026 yılına ilişkin açıklamasına göre grip aşılarının perakende fiyatı 764 lira olarak belirtildi. SGK tarafından karşılanan tutarın ise 451,01 lira olduğu açıklandı.TEİS ayrıca 2026 yılında SGK kapsamında iki çeşit grip aşısının bulunacağını bildirdi. Bu aşılardan ilkinin eczanelere ulaştığı, ikincisinin ise eylül ayının sonunda gelmesinin beklendiği açıklandı.Tüm Eczacı İşverenler Sendikası'nın (TEİS) açıklamasına göre 2026 yılı grip aşıları eczanelere gelmeye başladı. SGK kapsamında bulunan iki grip aşısından ilkinin eczanelere ulaştığı, ikinci aşının ise eylül sonunda geleceği bildirildi.TEİS tarafından yapılan açıklamada, grip aşısının 6 aylıktan büyük herkese önerildiği belirtildi. Özellikle 65 yaş üstü kişiler, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler, çocuklar ve sağlık çalışanları öncelikli gruplar arasında gösterildi.Dünya Sağlık Örgütü de grip nedeniyle ciddi hastalık riski daha yüksek olan gruplar arasında yaşlıları, küçük çocukları, gebeleri, kronik hastalığı bulunanları ve sağlık çalışanlarını sayıyor.UYARI:Bu içerik yalnızca bilgi amaçlıdır. Sağlık durumunuz ve grip aşısı hakkında detaylı bilgi almak için sağlık kuruluşlarına başvurunuz.

16 Eylül 2026 2
Prof. Dr. Fatih Hızlı: Prostat Kanserini Erken Yakalamak İçin Belirtileri Beklememek Gerekiyor GÜNDEM
GÜNDEM

Prof. Dr. Fatih Hızlı: Prostat Kanserini Erken Yakalamak İçin Belirtileri Beklememek Gerekiyor

Prostat kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirti vermediğine dikkat çeken Prof. Dr. Fatih Hızlı, özellikle belirli bir yaştan sonra ve ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerin kişisel risklerini bir üroloji uzmanıyla değerlendirmesinin önemli olduğunu söyledi.Prostat Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğinden Prof. Dr. Fatih Hızlı ile prostat kanserinde erken tanının önemi, risk faktörleri, tarama yöntemleri ve güncel tedavi seçeneklerini konuştuk.Prostat kanseri nedir, kimlerde daha sık görülür ve erkek sağlığı açısından neden önemli bir hastalıktır?Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserlerden bir tanesidir. Erkekteki akciğer kanserinden sonra ikinci sıklıktadır ve ileri yaş erkekler arasında önemli bir sağlık problemidir.Prostat mesanenin hemen altında bulunan ve erkek üreme sisteminin bir parçası olan bir organdır. Prostat kanserinin en önemli özelliklerinden bir tanesi erken dönemde herhangi bir bulgu vermemesidir. Bu nedenle kişinin kendini tamamen sağlıklı hissetmesi prostat kanseri olmadığı anlamına gelmez.Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır. Ömrü boyunca her 6 erkekten 1 tanesi prostat kanserine yakalanacaktır. İnsidansa bakarsak genelde 65 yaş üzeri hastalarda yüzde 60 üzerinde prostat kanseri yakalanmıştır ve her yıl 250 bin yeni prostat kanseri tanısı konmaktadır.Ancak önemli bir avantajımız vardır. Prostat kanseri erken evrede yakalandığında uygun hastalarda tamamen tedavi edilebilme şansı oldukça yüksektir. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşımaktadır.Prostat kanseri erken dönemde belirti verir mi, hangi şikâyetler dikkate alınmalıdır?Prostat kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermemektedir. Bu nedenle “Benim hiçbir şikayetim yok, prostat kanseri olmam” düşüncesi doğru değildir.Hastalık ilerlediğinde idrar yapmada güçlük, idrar akımında azalma, sık idrara çıkma veya gece idrara kalkma gibi şikayetler ortaya çıkabilmektedir. Ancak bu belirtilerin çok önemli bir kısmı prostat kanserinden ziyade iyi huylu prostat büyümesine bağlıdır.İdrarda kan görülmesi veya özellikle açıklanamayan bel ağrısı, kalça ağrısı, kemik ağrısı gibi bulgular mutlaka değerlendirilmelidir. Temel mesajımız: “Prostat kanserini erken yakalamak için belirtilerin ortaya çıkmasını beklememek gerekmektedir.”Yaş ve ailede prostat kanseri öyküsü hastalığa yakalanma riskini nasıl etkiler?Prostat kanserinde en önemli risk faktörlerinden bir tanesi yaştır. Yaş ilerledikçe prostat kanserinin görülme sıklığı belirgin olarak artmaktadır. Bunun yanında aile öyküsü de çok önemlidir.Baba veya erkek kardeş gibi birinci derece akrabalarda prostat kanseri bulunan erkeklerde risk, toplum ortalamasının çok üzerine çıkmakta ve 3 ila 8 kat artmaktadır. Ailede birden fazla kişide prostat kanseri bulunması veya hastalığın genç yaşta ortaya çıkması durumunda daha dikkatli olmak gerekmektedir. Genç yaşta prostat kanseri gelişen hastalarda ise BRCA2 gen mutasyonlarını araştırıyoruz.Prostat kanserinde herkese aynı tarama programını uygulamak yerine kişinin yaşı ve ailesel riskini dikkate alarak kişiselleştirilmiş bir erken tanı yaklaşımı daha doğru olarak görüyoruz.Erkekler prostat kanseri kontrollerine kaç yaşında başlamalı ve hangi testleri yaptırmalıdır?Burada tek bir yaş söylemekten ziyade kişinin risk durumuna göre hareket etmek daha doğrudur. Ortalama risk taşıyan erkeklerde prostat kanseri açısından erken tanı konusunda hekimle görüşme genellikle 50 yaş civarında başlıyor.Birinci derece akrabasında prostat kanseri varsa tarama yaşını 45’e çekiyoruz. 45 yaşından sonra prostat taraması yapıyoruz. Ne yapıyoruz? Parmakla rektal muayene ve PSA. Eğer şüpheli bir bulgu görürsek multiparametrik MR istiyoruz. Multiparametrik MR’da duruma göre biyopsi istiyoruz ya da hastaları takip ediyoruz.Erken evrede saptanan prostat kanserinde hangi tedavi seçenekleri bulunuyor?Elimizde birçok tedavi seçeneğimiz var. Erken evrede yakaladığımız prostat kanserinde bunların içerisinde aktif izlemden cerrahiye, radyoterapiye ya da hormonoterapiye kadar farklı seçeneklerimiz söz konusu.Aktif izlemde hastayı kendi haline bırakmak değil; PSA, parmakla rektal muayene, MR ve gerektiğinde biyopsilerle hastayı yakından takip ediyoruz. Eğer hastalıkta anlamlı bir ilerleme olursa tedaviyi ona göre, ayrı bir ilerleme olduğunda tedaviye geçiyoruz.Tedavi gerektiren lokalize hastalıkta ise temel seçenekler cerrahi veya radyoterapidir.Uygun hastalarda ise önemli bir cerrahi seçenek açık radikal retropubik prostatektomidir. Bu radikal retropubik prostatektomi açık olabilir, laparoskopik olabilir veya robotik olabilir. Üç seçeneğimiz var.Tedavi kararını hastanın yaşı, yaşam beklentisi, genel sağlık durumu, tümörün risk grubu ve hasta tercihlerine göre değerlendiriyoruz. Yani günümüzde herkese tek bir tedavi yaklaşımı yerine hastaya özel tedavi anlayışını ön planda tutuyoruz.PSA değeri yüksek çıktığında hasta mutlaka prostat kanseri olduğunu mu düşünmeli?Hayır. PSA yüksekliği prostat kanseri anlamına gelmez. PSA prostat dokusu ile ilişkili bir belirteç. Prostat kanserinin yanı sıra iyi huylu prostat büyümesi, kronik prostatit dediğimiz prostat iltihabı, idrar yolu enfeksiyonlarında da ve bazı ürolojik girişimlerde de işte sistoskopiydi, biyopsiydi, belli farklı durumlarda da sonda takılması gibi durumlarda da PSA yükselebiliyor.Bu nedenle tek bir PSA değerine bakmadan kanser tanısı koymak doğru değil. PSA'nın zaman içinde değişimi, PSA'nın yoğunluğu yani PSA densitesi, prostatın büyüklüğü, hastanın yaşı ve aile öyküsü gibi faktörleri birlikte değerlendiriyoruz.Gerektiğinde prostat MR'ı yani multiparametrik MR'ı çekiyor ve biyopsi gerekip gerekmediğini bütüncül bir değerlendirme sonucunda karar veriyoruz. Dolayısıyla yüksek bir PSA bir alarmdır ama tek başına prostat kanseri tanısı değildir.Prostat MR’ı ve biyopsi günümüzde prostat kanseri tanısında nasıl bir rol oynuyor?Prostat MR'ı son yıllarda tanı sürecinde çok önemli bir yere gelmiştir. MR sayesinde prostat içerisindeki kanser açısından şüpheli bölgeler belirleniyor ve bu bölgeleri PI-RADS sistemiyle standart şekilde değerlendiriyoruz. Bunu kim yapıyor? Radyologlar yapıyor. Prostat içerisindeki şüpheli alanları 1 ile 5 arası, PI-RADS 1'den 5'e kadar değerlendiriyor, yorumluyorlar. Biz de ona göre biyopsi alıyoruz. Biyopsi patoloji sonucuna göre tedavi yol haritamızı belirliyoruz.Prostat kanseri tanısı konulduğunda her hastanın ameliyat olması gerekir mi?Hayır, kesinlikle her hastanın ameliyat olması gerekmiyor. Prostat kanserinin biyolojik davranışı hastadan hastaya değişebilmektedir. Düşük riskli bazı hastalarda aktif izlem en doğru yaklaşım olabilir.Bu hastaları düzenli PSA, MR ve gerektiğinde biyopsiyle takip ediyoruz. Buna karşılık tedavi gerektiren lokalize hastalıkta cerrahi veya radyoterapi gibi seçenekler gündeme geliyor. Aynı zamanda hormonoterapi de verebiliyoruz bu tip hastalara.Burada amaç sadece kanseri ortadan kaldırmak değil, aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini de korumak. Özellikle idrar kontrolü ve cinsel fonksiyonu gibi konuları tedavi öncesinde hastayla ayrıntılı olarak konuşuyoruz. Dolayısıyla prostat kanseri tanısı almak otomatik olarak ameliyat olmak anlamına gelmemektedir.Prostat kanseri ilerlemiş ve metastatik olduğunda tedavi şansı var mı?Evet. Metastatik prostat kanserinin tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşandı. Geçmişte tedavi seçeneklerimiz daha sınırlıyken bugün androjen baskılama tedavisine ilaveten yeni nesil hormon tedavileri, kemoterapi ve uygun hastalarda diğer sistemik tedaviler sayesinde hastalığı çok daha uzun süre kontrol altına tutabiliyoruz.Günümüzde hastalığın yaygınlığı, metastazların yeri ve sayısı, hastanın genel durumu ve tümörün biyolojik özellikleri gibi birçok faktörü dikkate alıyoruz.Bu nedenle metastatik prostat kanserinin tanısı “Artık yapılacak bir şey yok” anlamına gelmemekte. Uygun tedaviyi seçerek hastaların hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz.Son olarak erkeklere prostat kanseri konusunda vermek istediğiniz mesaj nedir?Prostat kanseri konusunda erkeklere vermek istediğim mesaj, şikayetlerin ortaya çıkmasını beklememeleri. Çünkü prostat kanseri erken dönemde çoğu zaman maalesef belirti vermemekte, sessiz ilerlemektedir.Belirli bir yaştan sonra ve ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerin kişisel risklerini bir üroloji uzmanıyla değerlendirmeleri önemlidir. Günümüzde prostat kanserini erken tanımak için PSA'nın yanında prostat MR'ı yani multiparametrik MR'ı ve gerektiğinde hedefe yönelik biyopsi gibi çok daha gelişmiş tanı yöntemlerine sahibiz.Prostat kanseri saptandığında da artık tek bir tedavi seçeneğimiz yok. Aktif izlemden cerrahiye, radyoterapi ve modern sistemik tedavilere kadar hastalığın özelliklerine ve hastanın durumuna göre birçok seçeneğimiz bulunmaktadır. Kısacası erken tanı hayat kurtarır. Doğru hastaya doğru tedavi uygulamak ise hem kanser kontrolünü hem de yaşam kalitesini hedeflememizi sağlar.Kaynak: Medimagazin  

16 Eylül 2026 17
Erzurum’da lenfoma farkındalığına dikkat çekildi SAĞLIK
SAĞLIK

Erzurum’da lenfoma farkındalığına dikkat çekildi

Dünya Lenfoma Farkındalık Haftası kapsamında Erzurum Şehir Hastanesi Hematoloji Kliniği’nden Dr. Muhammet Ateş, lenfomanın belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu. DünyaLenfoma Farkındalık Haftası kapsamında Erzurum Şehir Hastanesi Hematoloji Kliniği'nden Dr. Muhammet Ateş, lenfomanın belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu."Lenfoma, lenf dokusunun habis tümörüne verilen genel bir isimdir"Lenfomanın lenfositlerin oluşturduğu bir kanser tipi olduğunu belirten Dr. Muhammet Ateş, "Lenfoma, lenf dokusunun habis tümörüne verilen genel bir isimdir. Kanser ya normal hücrelerin hızla çoğalması veya normal lenfositlere göre daha uzun süre yaşamaları ile oluşur. Lenfoma; Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma adı altında iki büyük gruba ayrılır. Hodgkin lenfomanın nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Her yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte daha çok genç erişkinlerde görülür. Erkeklerde daha sık ortaya çıkar ve bulaşıcı bir hastalık değildir" dedi."İlk şikayet çoğu kez boyunda ortaya çıkan ağrısız bir şişliktir"Lenfomada görülebilecek belirtilere dikkat çeken Ateş, hastalığın farklı bölgelerdeki lenf düğümlerinde büyümeye neden olabileceğini ifade ederek, "İlk şikayet çoğu kez boyunda ortaya çıkan ağrısız bir şişliğin fark edilmesi şeklindedir. Koltuk altı ve kasıktaki lenf düğümü bölgelerinde de büyüme olabilir. Göğüs kafesi içinde ya da karın boşluğu içindeki lenf düğümlerinde de büyüme olabilir. Bunlar bası nedeni olacak büyük kitleler oluşturuyorsa nefes darlığı, yüzde ve boyunda şişme, karında şişlik, ele gelen kitle veya karın ağrısı gibi şikayetlere yol açabilir" diye konuştu.Lenfomaya bağlı sistemik belirtilerin de görülebileceğini aktaran Ateş, "Hastaların bir kısmında lenfomaya bağlı olarak ortaya çıkan ve sistemik semptomlar olarak değerlendirilen belirtiler olabilir. Bunlar ateş, gece terlemesi ve son 6 ayda vücut ağırlığının yüzde 10'undan fazla kilo kaybı olmasıdır" ifadelerini kullandı."Lenfoma tanısı için mutlaka biyopsi yapılması gerekir"Lenfoma tanısında biyopsinin önemine vurgu yapan Ateş, "Lenfoma tanısı koymak için mutlaka tutulmuş bölgeden biyopsi yapmak gerekir. Kesin tanı histopatolojik inceleme ile konur. Bu nedenle lenf düğümü büyümesi olan hastalarda lenf düğümünün cerrahi olarak çıkarılması ve histopatolojik tetkikinin yapılması gereklidir" dedi."Tedavi hastalığın evresine göre planlanır"Lenfoma tedavisinin hastalığın türü ve evresine göre belirlendiğini söyleyen Ateş, "Lenfomada tedavi radyoterapi ve kemoterapi ile yapılmalıdır. Lenfomada tedavi seçimi hastalığın evresine göre planlanacağı için evrelemenin doğru yapılması gereklidir. Erken evrede uygun tedavi ile yüzde 80'lere ulaşan şifa şansı, ileri evrelerde de daha düşük bir oranda devam etmektedir" şeklinde konuştu.Hodgkin dışı lenfomalarda tedavinin hastalığın özelliklerine göre değiştiğini belirten Ateş, "Hodgkin dışı lenfomada tedavi planı lenfomanın derecesi, hastalığın yaygınlığı gibi birçok faktöre göre yapılır. Hastalığın sessiz formlarında şifa elde edilememesine rağmen prognoz çok iyidir. Bu hastalar 20 yıl ve daha fazla yaşayabilirler. Bazı sessiz lenfoma türlerinde bekle gör politikası uygundur. Hastalığa ait semptomu olmayan hastalar belirli aralıklarla fizik muayene, laboratuvar testleri ve görüntüleme ile izlenir. Hastalık ilerleme gösterince tedaviye geçilir" ifadelerini kullandı."İmmünoterapi ve CAR-T hücre gibi spesifik tedavilerle yüz güldürücü sonuçlar alınıyor"Son yıllarda lenfoma tedavisinde yeni yöntemlerin geliştirildiğini ifade eden Ateş, "Son zamanlarda özellikle Hodgkin dışı lenfoma için geliştirilen immünoterapi ajanları ve CAR-T hücre gibi spesifik tedaviler ile yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır" dedi.

16 Eylül 2026 2
Nefes darlığı ve çabuk yorulma "akciğer tansiyonu" belirtisi olabilir SAĞLIK
SAĞLIK

Nefes darlığı ve çabuk yorulma "akciğer tansiyonu" belirtisi olabilir

Halk arasında "akciğer tansiyonu" olarak bilinen pulmoner hipertansiyon hastalığının birçok farklı durumla ilişkili olabildiği belirtilerek, açıklanamayan nefes darlığı, çabuk yorulma, bayılma ve göğüs ağrısı gibi şikayetlerin mutlaka dikkate alınması gerektiği kaydedildi. Halk arasında "akciğer tansiyonu" olarak bilinen pulmoner hipertansiyon hastalığının birçok farklı durumla ilişkili olabildiği belirtilerek, açıklanamayan nefes darlığı, çabuk yorulma, bayılma ve göğüs ağrısı gibi şikayetlerin mutlaka dikkate alınması gerektiği kaydedildi.Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı'nda pulmoner hipertansiyon hastalığına ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenlendi.Toplantıda, hastalığın tanı ve tedavi süreçleri ile Trakya Üniversitesi Hastanesi Pulmoner Hipertansiyon Polikliniği'nde sunulan hizmetler anlatıldı.Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, toplantıda yaptığı konuşmada, erken teşhis edilmeyen pulmoner hipertansiyonun ciddi kalp hastalıklarına yol açabileceğine dikkati çekti.Nefes darlığı, halsizlik ve çarpıntı gibi belirtiler yaşayan, özellikle risk grubundaki kişilerin uzman hekime başvurmasının önem taşıdığını vurgulayan Üstündağ, erken tanının tedavi sürecindeki öneminden bahsetti.Trakya Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Kaya da pulmoner hipertansiyonun kalbin sağ tarafından akciğerlere kan taşıyan damarlardaki basıncın yükselmesiyle ortaya çıktığını söyledi.Hastalığın birçok farklı durumla ilişkili olabildiğini aktaran Kaya, "Açıklanamayan nefes darlığı, çabuk yorulma, bayılma ve göğüs ağrısı gibi şikayetler dikkate alınmalı." dedi.Ailesinde pulmoner hipertansiyon öyküsü bulunanlar ile doğumsal kalp hastalığı ve skleroderma gibi romatizmal bağ dokusu hastalıkları olan kişilerin risk açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kaya, poliklinikte hastaların ayrıntılı incelemelerden geçirildiğini kaydetti.Kaya, tanı sürecinde ekokardiyografi, ritim takibi ve gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını bildirdi.Kardiyoloji Anabilim Dalı'nda tanı ve takip hizmetlerinin yanı sıra uygun hastalarda atriyal septal defektlerin girişimsel yöntemlerle kapatılması ve pulmoner kapak darlıklarına yönelik balon uygulamalarının da gerçekleştirildiğini ifade etti.

16 Eylül 2026 2
FDA, Spinal Müsküler Atrofide Kas Kaybını Hedefleyen İlk Tedaviyi Onayladı BILIM
BILIM

FDA, Spinal Müsküler Atrofide Kas Kaybını Hedefleyen İlk Tedaviyi Onayladı

ABD Gıda Ve İlaç Dairesi (FDA), Spinal Müsküler Atrofi (SMA) Tedavisinde Kas Kaybını Doğrudan Hedefleyen İlk İlaç Olan Isembyld'ı Onayladı. Mevcut SMN2 Hedefli Tedavileri Alan 2 Yaş Ve Üzerindeki Hastalarda Kullanılabilecek İlaç, Klinik Çalışmada Motor Fonksiyonlarda Anlamlı İyileşme Sağladı.ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), spinal müsküler atrofi (SMA) tedavisinde apitegromab-mstn etken maddesini içeren Isembyld adlı enjeksiyonluk ilaca onay verdi.İlaç, halihazırda SMN2 hedefli tedavi alan 2 yaş ve üzerindeki çocuklar ile yetişkinlerde kullanılabilecek.Isembyld, SMA'da kas kaybını doğrudan hedefleyen ilk onaylı tedavi olma özelliğini taşıyor. Mevcut tedavilerle birlikte kullanılarak hastalığın önemli bir boyutu olan kas kaybını ele almayı amaçlıyor.SMA'da kas kaybını hedefliyorSMA, yaklaşık her 10 bin canlı doğumdan birinde görülen, nadir ve ilerleyici bir nöromüsküler hastalık. Bebek ölümlerinin önde gelen genetik nedenleri arasında yer alıyor.Hastalık, motor nöronların hayatta kalması için gerekli proteinin üretilememesine yol açan SMN1 genindeki bozukluktan kaynaklanıyor. Bu durum, ilerleyici kas güçsüzlüğüne ve kas kaybına neden oluyor.Yedek gen olan SMN2 ise genellikle bu proteinin işlevi bozulmuş bir biçimini üretiyor. Mevcut SMN2 hedefli tedaviler, bu bozukluğu düzelterek vücudun motor nöronları hayatta tutacak kadar protein üretmesini sağlıyor.Bu tedaviler birçok hastada sonuçları önemli ölçüde iyileştirse de hastalığı daha ileri düzeyde olan kişilerde bağımsız hareket etme ve yürüme gibi motor becerilerde ciddi kısıtlılıklar devam edebiliyor.Bu durum, doğrudan kas kaybını hedefleyen tedavilere duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.Klinik çalışmada 188 hasta değerlendirildiIsembyld'ın etkinliği ve güvenliliği, 52 hafta süren randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir klinik çalışmada değerlendirildi.Çalışmaya, bağımsız hareket edemeyen veya yürüyemeyen, 2-21 yaş aralığında toplam 188 SMA hastası dahil edildi.Katılımcıların tamamı halihazırda onaylı bir SMN2 hedefli tedavi alıyordu.Hastalar rastgele üç gruba ayrıldı. Gruplara dört haftada bir intravenöz infüzyon yoluyla 10 mg/kg Isembyld, 20 mg/kg Isembyld veya plasebo yaklaşık bir yıl boyunca uygulandı.Çalışmanın birincil analizi, 2-12 yaş aralığındaki 156 hasta üzerinde gerçekleştirildi.Motor fonksiyonlarda anlamlı iyileşme görüldüAraştırmada motor becerilerdeki değişim, standart bir değerlendirme yöntemi olan Hammersmith Genişletilmiş Fonksiyonel Motor Ölçeği (HFMSE) kullanılarak ölçüldü.Bir yıllık takip sonunda, 2-12 yaş grubunda 10 mg/kg Isembyld alan hastaların motor fonksiyonlarında iyileşme görülürken, plasebo grubunda gerileme kaydedildi. İki grup arasında anlamlı bir fark saptandı.Isembyld kullanan hastaların yüzde 34,2'sinde klinik açıdan anlamlı motor fonksiyon iyileşmesi görülürken, plasebo grubunda bu oran yüzde 13,5 oldu.Böylece tedavi grubundaki hastaların klinik açıdan anlamlı iyileşme gösterme olasılığı, plasebo grubundakilerin iki katından fazla bulundu.Kırık riskinde artış gözlendiFDA, Isembyld tedavisi sırasında en sık görülen advers reaksiyonları üst solunum yolu enfeksiyonları, kusma, öksürük, diğer viral enfeksiyonlar, baş ağrısı, gastroenterit ve farenjit (boğaz ağrısı) olarak sıraladı.Isembyld kullanan hastalarda ciddi kırıklar dahil olmak üzere kırık riskinde artış gözlendi.Ayrıca ilacın fetüse zarar verebileceği ve üreme fonksiyonlarını etkileyebileceği belirtildi. Kaynak: Medimagazin

16 Eylül 2026 14
İdeal Kilo Nedir? İdeal Kilo Hesaplama Nasıl Yapılır? BESLENME
BESLENME

İdeal Kilo Nedir? İdeal Kilo Hesaplama Nasıl Yapılır?

İdeal kilo bireylerin fiziksel özellikleri göz önüne alınarak hesaplanan kilo aralığıdır. Bu hesaplama ile bireyler hangi kilo aralığınının kendileri için en sağlıklısı olduğunu anlarlar. İdeal kilo hesaplamalarında vücut kitle endeksinden yararlanılır. Peki vücut kitle endeksi nedir? İdeal kilo nasıl hesaplanır?İşte ideal kilo hakkında detaylar...İdeal kilo nedir?İdeal kilo, bireylerin sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için sahip olmaları gereken kiloya verilen addır. İdeal kilo hesaplamalarında bireyin boyu, kilosu ve cinsiyeti dikkate alınarak hesaplama yapılır.İdeal kilolarında olmayan bireyler, kiloya bağlı bazı rahatsızlıklara sahip olabilirler. Fazla kilosu olan kişiler kadar ideal kilosunun altında olan kişiler de risk altındadır. Bireyler ideal kilolarını korumaya çalışmalıdır.İdeal kilo nasıl hesaplanır?İdeal kilo hesaplaması yapmak için boy ve kilonun net bir şekilde bilinmesi önemlidir. İdeal kilo hesaplamasında ağırlık kilogram cinsinden, boy ise santimetre cinsinden hesaplanır. Hesaplama için aşağıdaki yöntem kullanılmalıdır:İdeal kilo oranı = vücut ağırlığı (kg) / boy (cm) karesiYani, bir kişinin vücut kitle endeksi mevcut kilosunun boyunun karesine bölünmesiyle hesaplanır.Gelin birlikte kısa bir hesaplama yapalım: 165 boyunda, 55 kilo birisinin vücut kitle endeksi bu hesaplama sonucunda 20.2 kg /metrekare olarak çıkar.İdeal Kilo tablosu nasıldır?Elde edilen sonuç vücut kitle endeksi tablosundan kontrol edilmelidir. Eğer çıkan sonuç 18.5 ile 24,9 aralığındaysa bu birey ideal kilosundadır.18.5 altındaki bireyler düşük kiloya sahiptir.25 ile 29,9 aralığındaki bireyler fazla kiloya sahiptir.30 veya üstündeki bireyler ise obez olarak sınıflandırılırlar.Ayrıca ideal kilo cinsiyete ve yaşa göre değişiklik gösterir. Örneğin 50 yaş üzeri kişilerde bu değerler artış gösterir. Bunun sebebi bireylerin yaşlandıkça kilo almasıdır. Bu gayet normal bir durum olarak kabul edilir.İdeal kilo neden önemlidir?İdeal kiloda olmak bireylerin yaşam kalitesini artıran en önemli etmenlerden birisi olarak kabul edilir. Fazla kilosu olan bireylerde zaman içerisinde halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, hareketlerde zorlanma görülebilir. İlerleyen zamanlarda ciddi rahatsızlıklara sebep olabilir.Düşük kiloda olmak ise vücudunun dış etmenlere karşı direncini azaltır, hastalıklara yakalanma riski artar, meydana gelen rahatsızlıklar ağır seyreder. Gelişim dönemindeki çocukların ideal kilolarında olmaması gelişimlerini kötü etkiler.İdeal kiloda olan bireyler ise günlük hayatlarında daha zinde hissederler. Bağışıklık sistemleri güçlüdür ve kolay kolay hasta olmazlar. Bu yüzden ideal kiloya ulaştıktan sonra bu kilonun korunması büyük önem taşır.İdeal kiloya nasıl ulaşılır?İdeal kilonuza ulaşmak için dikkat etmeniz gerek ilk şey günlük kalori alımınızdır. Hem kilo vermede hem de kilo almada günlük tüketilen yiyeceklere dikkat edilmesi gerekir. İdeal kiloya ulaşmada diğer bir önemli etmen ise fiziksel aktivitedir.Kilonuza, boyunuza, yaşınıza ve cinsiyetinize uygun bir beslenme şekli benimsemek önemlidir. Şok diyetler adı verilen kısa süreli diyetler genellikle sağlıklı bir kilo verme dönemi sağlamaz.Diyetisyenlerinizle görüşmek ideal kilonuzu, beslenme şeklinizi ve fiziksel aktivitenizi belirlemek açısından önemlidir.  

16 Eylül 2026 13