Bizi Takip Edin

Profesör açıkladı: "Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor"

Profesör açıkladı: "Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor"

Habere Git

Uzun süreli uyku sorunları Alzheimer riskiyle ilişkili olabilir

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, uzun süre devam eden uyku sorunlarının bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı riskiyle ilişkili olabileceğini belirtti

Habere Git

Kanser görüntülemede yeni nesil teknolojiler teşhis ve tedavide önemli yol gösteriyor

Kanser görüntülemede yeni nesil teknolojiler teşhis ve tedavide önemli yol gösteriyor

Habere Git

Çorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı

Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.

Habere Git

Sağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!

Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.

Habere Git
SAYI: 351 | TEMMUZ 2026

351. Sayı

Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.

Dijital Okuma
PDF İndirme Seçeneği
İnteraktif Flipbook
351. Sayı

CANLI YAYIN TAKVİMİ

TÜMÜNÜ GÖR >
05
Kas
Prş
09:00 CANLI

3. Ulusal Biyomedikal Kongresi 5–8 Kasım 2026 tarihlerinde, Antalya'da Kremlin Palace Otel'de

İZLE
01
Nis
Prş
10:00 CANLI

OHSAD Kurultayı – Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları

Prof. Dr. Kemal Memişoğlu - T.C. Sağlık Bakan
İZLE
15
Nis
Prş
10:00 CANLI

Tüyap Expomed Eurasia İstanbul Medikal Fuarı

İZLE

ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR

TÜMÜNÜ GÖR >
Hijyentek: Yerli Üretim Gücüyle Türkiye’nin Medikal Gururu
RÖPORTAJ

Hijyentek: Yerli Üretim Gücüyle Türkiye’nin Medikal Gururu

10 Eylül 2026 66
Kurtuba Medikal: Sabırla, Emekle, Yerli Üretimin İzinde
RÖPORTAJ

Kurtuba Medikal: Sabırla, Emekle, Yerli Üretimin İzinde

10 Eylül 2026 59
Kuzey Dora Medikal Anahtar Teslimden Satış Sonrasına Kadar Tüm Süreçlerde Hizmet Sunuyor
RÖPORTAJ

Kuzey Dora Medikal Anahtar Teslimden Satış Sonrasına Kadar Tüm Süreçlerde Hizmet Sunuyor

10 Eylül 2026 61
İMRALI’DAKİ EV VE “STATÜ” TARTIŞMASI
KÖŞE YAZISI

İMRALI’DAKİ EV VE “STATÜ” TARTIŞMASI

Mustafa DAŞCI

12 Eylül 2026 39

GÜNCEL HABERLER

TÜMÜNÜ GÖR >
Kendi hastalığından yola çıktı, sağlıklı yaşam koçu oldu SAĞLIK
SAĞLIK

Kendi hastalığından yola çıktı, sağlıklı yaşam koçu oldu

İdil Gazioğlu’nunsağlıklı yaşamyolculuğu, yaşadığı sağlık sorunlarının ardından başladı. Henüz adı konulamayan ilerleyici bir nörolojik bozuklukla yaşayan Gazioğlu, hastalığı nedeniyle bazı organların... İdil Gazioğlu’nunsağlıklı yaşamyolculuğu, yaşadığı sağlık sorunlarının ardından başladı. Henüz adı konulamayan ilerleyici bir nörolojik bozuklukl…

14 Eylül 2026 10
KDC’de Ebola Salgını 61 Bölgeye Yayıldı: 3 Bin 267 Kişi Hayatını Kaybetti GÜNDEM
GÜNDEM

KDC’de Ebola Salgını 61 Bölgeye Yayıldı: 3 Bin 267 Kişi Hayatını Kaybetti

Dünya Sağlık Örgütünün 10 Eylül tarihli raporuna göre, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgınında doğrulanmış vaka sayısı 6 bin 757’ye, can kaybı ise 3 bin 267’ye yükseldi.Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgını yayılmaya devam ediyor.Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 10 …

14 Eylül 2026 15
‘Çocukların okul başarısında dengeli beslenme önemli’ SAĞLIK
SAĞLIK

‘Çocukların okul başarısında dengeli beslenme önemli’

Medical Park TEM HastanesiÇocuk Sağlığıve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Aydoğan Sevinç, okulların açılmasıyla birlikte çocukların uyku, öğün ve hareket düzenlerinin yeniden şekillendiğini belirterek, ... Medical Park TEM HastanesiÇocuk Sağlığıve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Aydoğan Sevinç, okulların açılmasıyla birlikte çocukların uyku, öğün ve h…

14 Eylül 2026 10
Ölümcül Astım Yalnızca Akciğerlerle Sınırlı Olmayabilir: Bağırsakla İlişkili Lenf Düğümlerinde Farklı Bağışıklık Örüntüleri Bulundu BILIM
BILIM

Ölümcül Astım Yalnızca Akciğerlerle Sınırlı Olmayabilir: Bağırsakla İlişkili Lenf Düğümlerinde Farklı Bağışıklık Örüntüleri Bulundu

Nature Communications dergisinde yayımlanan çalışmada, astım atağı sırasında hayatını kaybeden kişilerin yalnızca akciğerlerinde değil, bağırsaklarla ilişkili lenf düğümlerinde de farklı bağışıklık örüntüleri saptandı.Astım atağı sırasında ölümcül tablo esas olarak akciğerlerde ortaya çıkıyor. Hava yollarının çevresindeki kaslar kasılıyor, hava yo…

14 Eylül 2026 18
 
ABD'nin ilaç fiyatlarını düşürme hamlesi Avrupa'da tedaviye erişimi geciktirebilir SAĞLIK
SAĞLIK

ABD'nin ilaç fiyatlarını düşürme hamlesi Avrupa'da tedaviye erişimi geciktirebilir

Yeni bir modelleme çalışması, ABD’nin ilaç fiyatlarını düşürme girişimlerinin, şirketleri ucuz pazarlarda lansmanları ertelemeye iterek Avrupa’daki hastalar için bazı yeni ilaçlara erişimi geciktirebileceğini gösteriyor. Geçen mayıs ayında, ABD Başkanı Donald Trump, ilaç fiyatlarının diğer gelişmiş ülkelerdeki en düşük seviyelerle uyumlu hale getirilmesi için, yani sözde en çok kayrılan ülke (MFN) fiyatlandırması içinbastırdı(kaynak İngilizce). Ancak bu fiyatlandırma politikasının olumsuz sonuçları olabilir.Lancet’te yayımlanan yeni bir modellemeçalışmasına(kaynak İngilizce)göre, ABD’nin ilaç üreticilerini Almanya veya Fransa gibi diğer yüksek gelirli ülkelerle uyumlu fiyatlar sunmaya zorlaması nedeniyle Avrupa’daki hastalar bazı yeni ilaçlar için daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir.Araştırmacılar, birlikte ABD'nin yıllık harcamasının 87,9 milyar dolarını oluşturan 195 patentli ilacı inceledi. İncelenen her dört ilaçtan üçü için, şirketlerin ABD’de fiyatları düşürmeleri halinde kaybedecekleri tutarın, ABD fiyatlarını belirlemek için referans alınan ülkelerdeki toplam yıllık satışlarından daha yüksek olacağı ortaya çıktı.Dünyanınen büyük ilaç pazarı(kaynak İngilizce)olan ABD’deki kayıpları en aza indirmek için şirketlerin, “referans pazardaki en düşük fiyatlı ülkelerde pazara çıkışı geciktirmeye teşvik edilebileceği”, zira lansmanları geciktirerek ilaç üreticilerinin ABD’de bu daha düşük fiyatları eşleştirmek zorunda kalmaktan kaçınabileceği belirtildi.“ABD’deki politikalar, ilaçlara erişimi küresel ölçekte etkileyebilir” dedi basın açıklamasında çalışmanın yazarlarından, ETH Zürih ve Zürih Üniversitesi’nden Kerstin Vokinger.Sonuçta bu etkinin yükünü hissedecek olanlar ise hastalar.“Risk son derece somut: Avrupa’daki fiyatlar Amerika Birleşik Devletleri’ndeki fiyatları belirlemek için kullanılabileceği için ilaç şirketleri Avrupa’da ilaçları piyasaya sürmeyi geciktirirse, buradaki hastalar başka yerlerde zaten mevcut olan tedaviler için daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir” diye yazdı Avrupa Hastalar Forumu, Euronews Health’e gönderdiği yazılı yorumda. “Ciddi ya da ilerleyici bir rahatsızlıkla yaşayan biri için fazladan bir bekleme süresi, sağlığı ve yaşam kalitesi üzerinde gerçek bir etki yaratabilir.”ABD’deki bu politika Avrupa’da şimdiden etkisini gösteriyor.Son aylarda Avrupa’da yeni ilaç lansmanlarında düşüş yaşandı. Trump’ın başkanlık kararnamesinden sonraki 10 ayda, AB pazarlarındaki ilaç lansmanları önceki 10 aya kıyasla yaklaşık yüzde 35 azaldı, diyeReuters(kaynak İngilizce)mart ayında bildirdi.Bu düşüşün doğrudan ABD’deki politikalara bağlı olup olmadığı net olmasa da, şubat ayında özellikle ağır yüksek kolesterol vakalarının tedavisinde kullanılan bir ilacın piyasadançekilmesinin(kaynak İngilizce)ABD Başkanı Donald Trump’ın ilaç fiyatlandırma politikasından kaynaklanabileceği duyuruldu.“Almanya gibi daha büyük ülkelerde bile, şirketlerin bir ilacı piyasaya sürüp sürmemeyi ya da ne zaman sürmeyi yeniden değerlendirdiğini görüyoruz; bu doğru,” dedi biyoteknoloji girişimcilerinin lobi örgütü Eucope’un başkanı Alexander Natz Euronews’e ve mevcut durumun ilaç üreticilerini lansman öncesinde iki kez düşünmeye zorladığını anlattı.“Hiçbir ilaca erişemeyeceğimizi beklememeliyiz, ancak şirketlerin çok daha temkinli kararlar almasını beklemeliyiz” diye ekledi.Natz’a göre, Avrupa’nın yeni ilaçlara gecikmeden erişebilmesi için hükümetlerin daha fazla harcamayı göze alması gerekiyor.“Almanya’da ve diğer ülkelerde, sağlık hizmetleri için ne kadar harcamaya hazır olduğumuz konusunda iç siyasi bir tartışma yürütmemiz gerekiyor” dedi.Ülkeler, kısıtlı bütçeleri üzerindeki bu baskıyı şimdiden hissediyor.“Almanya’dan Japonya’ya, Avustralya’ya kadar referans alınan ülkeler, ilaç fiyatlarını ve harcamalarını artırmaları için ABD yönetimi ve sektöründen ciddi bir baskıyla karşı karşıya” dedi Brigham and Women’s Hospital’dan ve çalışmanın başyazarı Thomas Hwang.“Ancak bu, diğer ülkelerin ayırabilecekleri bütçenin sınırlı olduğu gerçeğiyle çarpışıyor.”Olumsuz sonuçları azaltmak için, çalışmanın yazarları, üreticiler ve ülkelerin gizli indirimleri yansıtan net fiyatlar yerine, indirim öncesi üretici etiket fiyatı olan liste fiyatlarına yönelebileceğine dikkat çekiyor.Bu arada, yakın zamanda güncellenen Avrupa Birliği ilaç kurallarına göre, bir ülkenin talebi üzerine şirketlerin üç yıl içinde yeni bir ilacı piyasaya sürmesi gerekiyor — aksi halde iki yıllık tekel haklarını kaybediyorlar.Bu koşulluluk, Trump’ın ilaç fiyatlandırma politikasının sonuçlarına karşı bir “denge unsuru” işlevi görüyor; ancak yazarlar, bunun “tek başına tasarrufların büyüklüğünü anlamlı ölçüde değiştirmesinin pek olası olmadığını” belirtiyor. Natz da ABD’nin fiyatlandırma politikasının olası olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak için bunun yeterli olup olmayacağı konusunda kuşkulu.Avrupa’da gecikmelere yol açma riski taşıyan ABD’nin ilaç fiyatlandırma politikası, Lancet çalışmasına göre, hastanelerde kullanılan ilaçlar için 5,2 milyar dolar ve eczanelerden alınan ilaçlar için 6,4 milyar dolar tutarında harcamayı kısmayı sağlayabilir. Politikanın daha geniş uygulanması halinde bu tasarruflar sırasıyla 21 milyar ve 25,5 milyar dolara kadar çıkabilir.Ancak 17 şirketin, kendilerini bu kuralların dışında tutan gizli anlaşmalar yapmış olması nedeniyle, potansiyel tasarruf yüzde 71 oranında düşecektir.Hwang, en çok kayrılan ülke fiyatlandırmasının “ABD federal hükümeti ve vergi mükelleflerine gerçek tasarruflar sağlama potansiyeli” olduğunu, “ancak üreticiler tali anlaşmalar yaparak bu modellere katılmaktan kaçınabilirse, bu tasarrufların çoğunun gerçekleşmeyebileceğini” söyledi.Avrupa Hastalar Forumu, ABD’nin ilaç fiyatlandırma politikasının “uygulanmasının, Medicare [ABD sağlık sigortası programı] için beklenen tasarrufları sağlamadan diğer ülkelerdeki lansmanların gecikmesine yol açması halinde, bunun hem sağlık sistemleri hem de hastalar için kaybeden-kaybeden durumuna dönüşme riski taşıdığını” belirtti.Sağlık bakanlarının haziran ortasında Avrupa Sağlık Komiseri’ne ABD’nin en çok kayrılan ülke politikasının Birlik üzerindeki etkisini değerlendirme görevi vermesiyle, Avrupa Komisyonu da konuyu inceliyor: MFN’nin lansmanların gecikmesine, anlamlı ölçüde daha yüksek fiyatlara ve nihayetinde yenilikçi ilaçlara erişimin azalmasına yol açıp açmadığı sorgulanıyor.Henüz yayımlanmayan ancak Euronews Health’in gördüğü çalışmada Komisyon, şu anda gecikmelerin veya fiyat baskılarının doğrudan ABD’nin fiyatlandırma politikalarına bağlanıp bağlanamayacağını söylemenin neredeyse imkânsız olduğunu, bunların daha çok söz konusu politikayla ilgili mevcut belirsizliklerin sonucu olabileceğini belirtiyor ve daha net bir tablo için önümüzdeki yılları işaret ediyor.“Komisyonun çalışmasını, temel olarak tek tek fiyatları gerçekten kıyaslamak için henüz çok erken olduğunu söylediği şeklinde anlıyorum. Şimdilik sorun yok, belki bu doğrudur. Ama sonuçları çok daha geniş” dedi Natz ve şöyle devam etti: “Mesele yalnızca o fiyat değil; [aynı zamanda] o ürünün Avrupa’da hiç piyasaya çıkıp çıkmayacağı, Almanya’daki hastalara ulaşıp ulaşmayacağı. Asıl soru bu.”Kaynak: Euronews Sağlık

14 Eylül 2026 16
Bakan Memişoğlu: Türkiye'nin sağlık sistemi, dünyada örnek gösterilen bir noktaya varmıştır SAĞLIK
SAĞLIK

Bakan Memişoğlu: Türkiye'nin sağlık sistemi, dünyada örnek gösterilen bir noktaya varmıştır

Bakan Memişoğlu, "Bugün Türkiye kendi ilacını, aşısını ve cihazını geliştiriyor. Nasıl yerli otomobilimizi, savaş uçağımızı üretiyorsak sağlıkta da kendi teknolojimizi geliştiriyoruz. Türkiye'nin sağlık sistemi, dünyada örnek gösterilen bir noktaya varmıştır" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu,SamsunŞehir Hastanesi'nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye'de sağlıkta büyük bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini söyledi.Sağlıktan sanayiye, eğitimden teknolojiye "olmaz" denilenleri yaptıklarını anlatan Bakan Memişoğlu, "Yapılamaz denilenleri birer birer hayata geçirdik. Bugün de aynı inanç ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz." diye konuştu.İnsanın en büyük zenginliğinin sağlık olduğunu vurgulayan Memişoğlu, şöyle devam etti:"Anadolu bu anlayışla asırlardır insanlara şifa olmuştur. Kılıçarslan'ın kızı Gevher Nesibe Sultan adına Kayseri'de yaptırılan Gevher Nesibe Sultan Darüşşifa ve Tıp Medresesi bu anlayışımızın en güzel örneklerinden bir tanesidir. Anadolu'da atılan bu adımlar bugün geldiğimiz modern tıbbın temelini oluşturmuştur. Memleketimiz insanlığa ışık tutan böyle nice hazinelerle doludur. Bize düşen bu büyük mirası bilimin ve teknolojinin gücüyle geleceğe taşımaktır. Bugün Türkiye kendi ilacını, aşısını ve cihazını geliştiriyor. Nasıl yerli otomobilimizi,savaşuçağımızı üretiyorsak sağlıkta da kendi teknolojimizi geliştiriyoruz. Türkiye'nin sağlık sistemi dünyada örnek gösterilen bir noktaya varmıştır. Bu başarıların temelinde sizlerin bizlere duyduğu güven ve Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye'nin sağlık vizyonuna yönelen güçlü iradesi vardır."Cumhurbaşkanı Erdoğan: Samsun bölgenin sağlık üssü olacakBakan Memişoğlu, sağlık hizmetlerinde artık şehirler arasında mesafe olmadığına işaret ederek, "İleri tıp uygulamaları Anadolu'nun her noktasında yapılabilmektedir. Siirt'te açık kalp ameliyatı, Malatya'da karaciğer nakli, Van'da ileri cerrahi uygulamalar, Antalya'dayüksek teknolojigerektiren tedavileri yapabiliyoruz. Çeyrek asır önce büyük şehirlerde olan birçok işlem bugün Türkiye'nin farklı şehirlerinde başarıyla uygulanıyor. Vatandaşlarımız mükemmel bir sağlık hizmetine kendi şehirlerinde ulaşabiliyorlar."Türkiye'de artıkhastanedenildiğinde akla modern, ferah ve teknolojik altyapısıyla insana güven veren şifahaneler geldiğini söyleyen Memişoğlu, şunları kaydetti:"İşte Türkiye'nin sağlıkta gerçekleştirdiği büyük dönüşümün adı budur. Bir yandan güçlü sağlık tesislerimizi ülkemize kazandırıyor diğer yandan kendi ilacımızı, aşımızı ve tıbbi cihazımızı üretmek için çalışıyoruz. Sağlıkta kendi gücümüzü, kendi teknolojimizi ve kendi üretimimizi büyütüyoruz. İşte bunun adı üreten sağlık. Solunum cihazlarımızı, dünyada yalnızca üç ülkede üretilen kalpakciğermakinesini ve otomatik şok cihazını ürettik. CAR-T hücre tedavisinden mobil dijital röntgen cihazlarına, yerliaşıve tanı kitlerine kadar birçok ürünü bilim insanlarımızın emeğiyle geliştirdik ve milletimizin hizmetine sunduk."Türkiye'nin tıbbı cihaz ihracatının ithalatı karşılama oranını yüzde 43'e yükselttiklerini ve bunu daha da yükseltmeye devam edeceklerini vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Bunlar sağlıkta bağımsızlığımızı güçlendiren önemli adımlardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlık sanayisini inşallah Türkiye'nin lokomotif sektörlerinden biri haline getireceğiz." ifadelerini kullandı.Sağlığın insanın sahip olabileceği en büyük hazine olduğunu dile getiren Bakan Memişoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:"Gelecek nesillere bırakacağımız en değerli mirastır. Bizler koruyan sağlık vizyonumuzla hastalığa değil, aziz milletimizin sağlığınayatırımyapıyoruz. Biz hastalık değil, sağlık bakanlığıyız. Sağlıklı yaşamı hep birlikte bir kültür haline getirmek zorundayız. Bunun için sağlıklı hayat merkezlerimiz var. Ücretsiz, diyetisyen, fizyoterapist,kansertaramaları ve gebe okulu gibi birçok hizmet sunduğumuz bu merkezlerimizde 2024 yılında 55 milyon vatandaşımıza ulaştık.Ailehekimlerimizle vatandaşlarımızı arıyor şeker, tansiyon gibi kronik hastalıkların düzenli takip edilmesini sağlıyoruz. Bu kapsamda 14 milyondan fazla vatandaşımızın kronik hastalıklarını erken teşhis ederek zamanında müdahale ettik. Türkiye'yi hem sağlık hizmetlerinde hem de sağlık teknolojilerinde dünyanın öncü ülkelerinden biri haline getirmek için durmadan çalışacağız."Kaynak: TRT Haber

13 Eylül 2026 11
Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, vücudun farklı bölgelerindeki kas ve fasya dokularında gelişebilen miyofasiyal ağrı sendromunun birçok hastalıkla karıştırılabildiğini belirterek, ağrının gerçek kaynağının ayrıntılı muayene ile ortaya konulması gerektiğini söyledi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, vücudun farklı bölgelerindeki kas ve fasya dokularında gelişebilen miyofasiyal ağrı sendromunun birçok hastalıkla karıştırılabildiğini belirterek, ağrının gerçek kaynağının ayrıntılı muayene ile ortaya konulması gerektiğini söyledi.Miyofasiyal ağrının vücuttaki hemen her kas grubunda görülebileceğini belirten Prof. Dr. Koca, boyun, sırt ve bel bölgesinin daha sık etkilendiğini, ancak omuz, kalça, uyluk, baldır, kol ve önkol gibi birçok bölgede de ortaya çıkabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Koca, "Örneğin kalçada piriformis kasındaki bir tetik nokta siyatik benzeri ağrıya, baldır kaslarındaki tetik noktalar bacağa yayılan ağrıya neden olabilir. Dirsek çevresindeki kaslarda oluşan miyofasiyal ağrı ise tenisçi dirseği gibi tablolarla karışabilir. Burada önemli olan, yalnızca ağrının bulunduğu bölgeye değil, ağrıyı oluşturan mekanizmaya bakmaktır" dedi."MR'da fıtık görülmesi ağrının nedeni olduğu anlamına gelmez"Boyun veya bel ağrısıyla başvuran hastaların MR'larında fıtık ya da dejeneratif değişiklikler saptanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "MR'da fıtık görülmüş olması, ağrının gerçek nedeninin mutlaka fıtık olduğu anlamına gelmez. Özellikle belirgin sinir basısı ve nörolojik bulgular yoksa miyofasiyal ağrı da mutlaka değerlendirilmelidir. Fıtık ve miyofasiyal ağrı aynı hastada birlikte bulunabilir" şeklinde konuştu.Prof. Dr. Koca, ağrının kaynağı netleştirilmeden gereksiz girişimsel işlemlerin veya cerrahi tedavilerin planlanmaması gerektiğini vurguladı."Tedavide hastaya bir bütün olarak bakıyoruz"Miyofasiyal ağrı tedavisinde tek bir yönteme bağlı kalınmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Koca, "Hastanın kas yapısı, postürü, hareket biçimi, eklem fonksiyonları, fasya dokuları ve günlük yaşamındaki yüklenmeler birlikte değerlendirilmelidir. Tedavi de buna göre kişiselleştirilmelidir" dedi.Uygun hastalarda nöral terapi, kuru iğneleme, proloterapi, akupunktur, ESWT, lokal ozon, kuru kupa ve Graston uygulamaları, kinesio bantlama ve manuel terapi gibi yöntemlerden yararlanılabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemlerin seçimi hastanın klinik durumuna göre yapılır. Germe, gevşeme ve uygun egzersizler de tedavinin önemli parçalarıdır" şeklinde konuştu.Koca, "Amacımız yalnızca ağrıyı geçici olarak azaltmak değil, ağrıyı sürdüren mekanizmayı ortaya çıkarmak ve mümkün olduğunca ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle kası, eklemi, hareket sistemini ve hastanın yaşam şartlarını birlikte değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.Prof. Dr. Koca, özellikle uzun süren ve tekrarlayan ağrılarda doğru tanının tedavinin en önemli basamağı olduğunu belirterek, "Geçmeyen ağrılarda miyofasiyal ağrı sendromu da mutlaka akılda tutulmalı. Ağrının gerçek kaynağı belirlenmeden tedaviye karar verilmemeli" diye konuştu.

13 Eylül 2026 13
Sepsiste erken müdahale hayati önem taşıyor SAĞLIK
SAĞLIK

Sepsiste erken müdahale hayati önem taşıyor

Sivas Numune Hastanesi’nde görevli Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Abdulvahap Aslan, 13 Eylül Dünya Sepsis Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. SivasNumune Hastanesi'nde görevli Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Abdulvahap Aslan, 13 Eylül Dünya Sepsis Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu.Kanda enfeksiyon olarak bilinen sepsisin, herhangi bir enfeksiyon etkenine karşı vücudun verdiği düzensiz ve aşırı yanıt sonucunda gelişen organ fonksiyon bozukluğu olduğunu belirten Dr. Aslan, "Sepsis klinik açıdan acil bir durumdur. Tedavi edilmediği takdirde ciddi organ hasarlarına ve ölüme kadar ilerleyebilen sonuçlara yol açabilir. Her yıl dünyada milyonlarca kişiyi etkileyen sepsis, küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir" dedi.Farkındalık çalışmalarının önemine değinen Aslan, hem vatandaşlara hem de sağlık çalışanlarına yönelik bilgilendirme faaliyetlerinin sepsisle mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.Sepsis açısından özellikle 1 yaş altındaki çocukların, 65 yaş üzerindeki bireylerin, kronik hastalığı bulunanların ve bakıma ihtiyaç duyan hastaların daha yüksek risk taşıdığını belirten Dr. Aslan, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların da risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.Sepsisin bazı durumlarda önlenebilir olduğuna işaret eden Aslan, "Sağlık Bakanlığımızın aşılama programlarının düzenli uygulanması, kişisel hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve enfeksiyonlardan korunmaya yönelik önlemlerin alınması sepsis riskini azaltabilir. Hastane kaynaklı enfeksiyonların önlenmesinde ise enfeksiyon kontrol komiteleri tarafından yürütülen çalışmalar, uygun tedavilerin düzenlenmesi ve enfeksiyon kaynağının kontrol altına alınması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.Sepsisin belirti ve bulgularının her zaman özgün olmadığını vurgulayan Dr. Aslan; yüksek ateş, idrar yaparken yanma, idrar miktarında azalma, tansiyon düşüklüğü, halsizlik, yorgunluk ve bilinç değişiklikleri gibi belirtilerin görülebileceğini belirtti. Özellikle ileri yaştaki ve kronik hastalığı bulunan kişilerin bu tür belirtiler yaşaması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade eden Aslan, "Sepsisten şüphelenildiği anda klinik değerlendirme ve gerekli tetkiklerle birlikte tedaviye mümkün olan en kısa sürede başlanmalıdır. Sepsisin tedavisinde en önemli basamaklardan biri uygun antibiyotik tedavisinin erken dönemde başlanmasıdır" dedi.Organ fonksiyon bozukluğu gelişen hastaların çoğunlukla yoğun bakım ünitelerinde takip ve tedavi edildiğini belirten Aslan, hastanın klinik durumuna göre oksijen desteği, yüksek akımlı oksijen tedavisi, mekanik ventilasyon ve böbrek yetmezliği gelişmesi durumunda diyaliz gibi organ destek tedavilerinin uygulanabildiğini söyledi.Aslan, "Sepsis erken tanınması ve hızlı tedavi edilmesi gereken ciddi bir klinik durumdur. Hastalık erken dönemde fark edilir ve uygun tedavi zamanında başlanırsa tedavi başarısı önemli ölçüde artmaktadır. Bu nedenle sepsis konusunda hem toplumun hem de sağlık çalışanlarının farkındalığının artırılması büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu.

13 Eylül 2026 7
Diş sıkanların oranı giderek artıyor, peki ne yapmalı? SAĞLIK
SAĞLIK

Diş sıkanların oranı giderek artıyor, peki ne yapmalı?

Ella, geceleri dişlerini sıkmaya (gıcırdatmaya) ne zaman başladığını hatırlamıyor, ancak dayanılmaz çene ve baş ağrıları çektiğini, kendisine azı dişlerinin yokolmaya başladığının söylendiğini hatırlıyor. Ella, geceleri dişlerini sıkmaya (gıcırdatmaya) ne zaman başladığını hatırlamıyor, ancak dayanılmaz çene ve baş ağrıları çektiğini, kendisine azı dişlerinin yokolmaya başladığının söylendiğini hatırlıyor."Çok acı çekiyordum. Yüzümün şekli değişiyordu ve dişlerim kırılma riskiyle karşı karşıyaydı. Bununla ilgili bir şeyler yapmam gerektiğini biliyordum" diyor.31 yaşındaki kadın, düzenli ve genellikle şiddetli diş sıkmaya neden olabilen bruksizm rahatsızlığı yaşadığını ancak yakın zamanda gördüğü tedavinin hayatını "şüphesiz" değiştirdiğini söylüyor.Diş sıkma, Ella gibi İngiltere genelinde milyonlarca insanı etkiliyor. Bazı çalışmalar, neredeyse dört kişiden birinin bu rahatsızlığı yaşadığını öne sürüyor ancak birçok kişi belirtiler ortaya çıkana kadar bunun farkında olmayabilir.İngiliz Diş Hekimleri Birliği'ne göre, diş sıkmanın giderek daha yaygın hale geldiğine dair bazı kanıtlar var, ancak somut sayılar yok. Bununla birlikte, bazı diş hekimleri BBC'ye, sürekli diş sıkmanın neden olduğu diş sorunlarıyla karşılaşan gençlerin sayısının artmasından endişe duyduklarını söyledi."Kesinlikle artış gösteriyor" diyor İngiliz Diş ve Uyku Tıbbı Derneği (BSDSM) Başkanı Dr. Aditi Desai. "Ve günümüzde hayatın bu kadar stresli olabildiği düşünüldüğünde bu hiç de şaşırtıcı değil."Araştırmalar, diş sıkmalarının çoğunun stres nedeniyle olduğunu gösteriyor.Peki neden çenelerimiz günlük hayatımızın yükünü taşıyor? Bu konuda ne yapabiliriz? ve bazı durumlarda bu iyi bir şey olabilir mi?Bruksizm, çenenin dört farklı hareketini (diş sıkma, gıcırdatma, diş germe ve diş itme) bir araya getiren genel bir terim.Kimisi gece, kimisi gündüz diş sıkıyor. Kimisi yaptıklarının farkına bile varmıyor, kimisi ise ağız koruyucularını bile parçalayacak kadar şiddetli diş sıkarak en derin uykudaki yatak arkadaşlarını bile uyandırabiliyor. Peki bunu yapıp yapmadığınızı nasıl anlayabilirsiniz? İşte dikkat etmeniz gereken işaretler: İngiliz Danışmanlık ve Psikoterapi Birliği'ne göre, diş gıcırdatma da terapide daha sık dile getirilen bir konu; çünkü günümüzde insanlar ruh sağlıklarının vücutlarını nasıl etkilediğinin daha çok farkındalar.Psikoterapist Rahi Popat, özellikle genç danışanlarının daha fazlasının, kendilerinin veya bir başkasının dişlerini gıcırdattıklarını fark ettiğini ve bunu genellikle hayatlarındaki gerçekten stresli bir döneme bağlayarak diş gıcırdatmalarının o zaman arttığını veya hatta başladığını fark ettiklerini söylüyor.'Stresi biraz olsun azaltmanın bir yolu' Travma ve stres sizi "savaş ya da kaç" moduna sokabilir; bu durumda kalp atış hızınız artar, adrenalin salgılanır ve kaslarınız gerilir, böylece vücut dış bir tehdide karşı hazırlanır.Ve çene ile sinir sistemi, ana kranial sinirler aracılığıyla çok yakından bağlantılı olduğundan, kaslarımız tetiklenir ve dişlerimizi sıkarız ve gıcırdatırız.Popat, "Bunu gece boyunca yaparsak vücudumuzun gün boyunca hissetmiş olabileceğimiz stresi ve gerginliği bir nebze de olsa serbest bırakmasının bir yolu olur" diye açıklıyor.Ella için, uykusunda dişlerini gıcırdatmak, uyanıkken biriken gerginliği atma yöntemi haline gelmişti. "Bunun stres seviyemle ilgili olduğunu biliyorum" diyor Ella. "Yüksek işlevli kaygı bozukluğum var. Çok meşgulüm ve bunu gizlemek için sık sık dışarı çıkıyorum."Yirmili yaşlarında acıya "katlandığını" söylüyor. Ancak birkaç yıl sonra diş hekimi dişlerinin risk altında olduğunu söyleyince Ella tedavi olmaya karar verdi.İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi NHS'de rutin olarak sunulmasa da, Ella çenesini kontrol eden masseter kaslarına Botox enjekte ettirmek için diş hekimine para ödemeye karar verdi. İşlem kasları gevşetti ve yüzündeki gerginliği azalttı; etkisinin üç ila dört ay sürmesi bekleniyor."Son birkaç aydır düzgün uyuyabiliyorum" diyor. "Sabahları çok daha enerjik oluyorum, ağrılarım azaldı ve yüzüm eskisi kadar kare değil."Diş hekimi Dr. Simon Cove, diş gıcırdatmanın dişlerimiz üzerindeki fiziksel etkisinin çok büyük olabileceğini söylüyor.Hastalarının dişlerini değerlendirmek için üç boyutlu tarayıcı kullanıyor ve zaman içindeki aşınmayı görebiliyor."Çoğu zaman insanlar bunu yaptıklarının farkında bile olmuyorlar, ama sonra hasarı görüyoruz" diyor. "Dişler bu kadar aşınmışsa, tedavi son derece karmaşık ve çok maliyetli olabilir."Ancak bu tür vakaların nispeten nadir olduğunu ve gelişmesinin yıllar alabileceğini söylüyor.Diş ve uyku uzmanı Dr. Aditi Desai'ye göre, belirtileri tedavi edebilseniz de (örneğin ağız koruyucu kullanarak) diş gıcırdatmanın nedenini bulmak da aynı derecede önemli."Çoğu zaman diş hekimleri nedenini kontrol etmeden ağız koruyucu veriyorlar."Uyku apnesi (OSA) gibi ciddi, altta yatan rahatsızlıkların dikkate alınması hayati önem taşıyor" diyor. OSA, tıkalı bir hava yolundan kaynaklanır, bu nedenle hasta tekrar nefes alabilmek için tıkanıklığı gidermek amacıyla dişlerini gıcırdatabilir."Bu, diş gıcırdatmanın sizi hayatta tutabileceğinin çok iyi bir örneği" diyor bu rahatsızlık üzerine önde gelen araştırmacılardan Prof. Frank Lobbezoo.Bruksizmin olumsuz yanları olsa da (diş hasarı, uyku bozukluğu, çene ağrısı, bunlardan sadece birkaçı), her zaman "kötü adam" olmadığını açıklıyor.Lobbezoo, "Diş gıcırdatma, tükürük üretimi için de önemlidir" diyor ve ekliyor: "Çene kaslarının hareket ettirilmesi büyük tükürük bezlerini harekete geçirir. Ağzı temizler, dişleri korur ve sindirim için hayati öneme sahiptir." Bazı araştırmalar çiğnemenin bilişsel işlevlere yardımcı olabileceğini de öne sürüyor."Bunu hayvanlarda biliyoruz ve ön araştırmalarımız insanlarda da aynı sonucu gösteriyor. Çene kaslarımızı çalıştırarak beyne giden kan akışını uyarıyoruz."Ancak diş gıcırdatma kronik ağrıya da neden olabilir ve bu da günlük yaşamınızı büyük ölçüde etkileyebilir.Diş sıkmanın tedavisi nedir? Diş hekimi Riaz Yar, protez uzmanı olarak, şiddetli diş gıcırdatmasının etkileriyle mücadele eden hastaları tedavi ediyor. Bu etkiler arasında aşınmış, çatlamış ve kırılmış dişler ve sürekli başarısız olan diş tedavileri yer alıyor. Yar, birçok hastanın kronik çene veya yüz ağrısı ve uyku sorunlarıyla da geldiğini, bunların hepsinin sadece diş sıkmaya bağlanmak yerine kendi başlarına değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.Yar'ın belirttiğine göre, geçmişte diş sıkma sadece çenenin mekanik bir problemi olarak kabul ediliyordu, ancak şimdi bunun çok daha karmaşık bir durum olduğuna dair güçlü kanıtlar var. Ona göre bu, beyin ve sinir sistemi tarafından yönlendirilen ve kişinin bütününü şekillendiren bir "biyopsikososyal sorun"."Uyku düzenlerini, beslenmelerini, kilolarını, egzersiz miktarlarını, kullandıkları ilaçları dikkate alıyoruz ve uyku bozukluğu belirtilerini değerlendiriyoruz" diyor."Birçok faktör hastanın dişlerini gıcırdatmasına katkıda bulunabilir, bu nedenle durumun ele alınması çok disiplinli bir yaklaşım gerektirir." Bu sorunla en iyi nasıl başa çıkılır? İşte bazı öneriler yardımcı olabilir: Ella, kas gevşetici iğnelerin yanı sıra kaygısını azaltmak ve sürekli taşıdığı gerginlikten kurtulmak için meditasyon yaptığını söylüyor.Ella, "Tedavi hayatımı değiştirdi. Şimdi de asıl nedeni bulmaya çalışmak istiyorum."Orijinali İngilizce olan bu makalenin çevirisinde yapay zekadan yararlandık. Yayınlanmadan önce çeviriyi bir BBC gazetecisi kontrol etti. .

13 Eylül 2026 5
Alanyaspor-Göztepe maçında zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran 56 kişinin sağlık durumu iyi SAĞLIK
SAĞLIK

Alanyaspor-Göztepe maçında zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran 56 kişinin sağlık durumu iyi

Corendon Alanyaspor ile Göztepe arasında oynanan karşılaşmada dağıtılan kumanya sonrası bulantı ve halsizlik sebebiyle hastane başvuran çoğu jandarma personeli 56 güvenlik görevlisinin sağlık durumlarının iyi olduğu ve taburcu oldukları bildirildi. Corendon Alanyaspor ile Göztepe arasında oynanan karşılaşmada dağıtılan kumanya sonrası bulantı ve halsizlik sebebiyle hastane başvuran çoğu jandarma personeli 56 güvenlik görevlisinin sağlık durumlarının iyi olduğu ve taburcu oldukları bildirildi.Dün akşam Alanya Oba Stadı'nda oynanan Corendon Alanyaspor-Göztepe karşılaşması öncesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, karşılaşma nedeniyle statta görev yapan güvenlik personeline maç öncesinde içerisinde tavuk ve pilav bulunan kumanyalar dağıtıldı. Kumanyadan yiyen bazı görevliler bir süre sonra mide bulantısı ve halsizlik şikayeti yaşamaya başladı. Aralarında çok sayıda jandarma personelinin de bulunduğu yaklaşık 56 güvenlik görevlisi, zehirlenme şüphesiyle Alanya'daki çeşitli hastanelere başvurdu. Hastanelerde ilk müdahaleleri yapılan görevlilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, hastalara yatış verilmedi. Bazı görevlilerin kontrollerinin ardından hastaneden ayrıldığı öğrenildi.Numuneler alındıKonuyla ilgili açıklama yapan Corendon Alanyaspor Genel Koordinatörü Mevlüthan Çavuşoğlu, statta görev yapan güvenlik güçlerinden bir bölümünün kumanya yedikten sonra rahatsızlandığını belirterek, "Statta güvenlik için görev alan ve büyük bir kısmının jandarma personeli olan görevliler kumanya yemeğinin ardından mide bulantısı ve halsizlik şikayeti yaşadı. Ama çok şükür sağlık durumları yerinde. Firmanın ürünleri ile ilgili numuneler alındı. Gerekli incelemeler yapılacak" dedi.Öte yandan, zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran kişilerden alınan hasta numunelerinin İlçe Sağlık Müdürlüğü aracılığıyla ilgili birimlere gönderildiği öğrenildi. Olayla ilgili incelemenin sürdüğü bildirildi.

13 Eylül 2026 6
Mersin’de çocuklar ‘sağlık elçisi’ oluyor SAĞLIK
SAĞLIK

Mersin’de çocuklar ‘sağlık elçisi’ oluyor

Mersin Büyükşehir Belediyesinin paydaşlığında, Halk Sağlığı Haftası kapsamında düzenlenen ‘Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ temalı farkındalık etkinliğinde çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması amacıyla eğitim verildi.Mersin Büyükşehir Belediyesinin Toroslar Çocuk Kampüsü ile Halkkent Çocuk Atölyesinde gerçekleştirilen etkinliğe çocuklar ve velileri katıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ çalışmaları kapsamında düzenlenen programda, çocukların erken yaşta sağlık bilinci kazanmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmeleri hedeflendi.Etkinlikte psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, diş hekimi ve ebe gibi farklı branşlardan sağlık profesyonellerinin yanı sıra Kızılay ve UMKE ekipleri de yer aldı. Oyun ve uygulamalarla desteklenen eğitimlerde çocuklara ve velilere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı, ruh sağlığı, afet bilinci ve ilk yardım konularında bilgiler aktarıldı.Çocukların sağlık hizmetlerinden yararlanan bireylerin yanı sıra kendi sağlıklarını koruyabilen, sağlık konusunda doğru kararlar verebilen ve öğrendiklerini aileleri ile çevreleriyle paylaşabilen ‘sağlık elçileri’ olmaları amaçlandı."Bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyidir"Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, Halk Sağlığı Haftası kapsamında ‘Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ temasıyla çeşitli eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirdiklerini söyledi.Etkinlikte farklı alanlarda stantların kurulduğunu belirten Öztürk, "Oyun ve uygulamalarla desteklenen çalışmalarda psikolog, çocuk gelişimi uzmanı, fizyoterapist, diyetisyen, ebe, Kızılay ve UMKE ekipleri yer aldı. Böylece bedensel sağlık, ruh sağlığı, gelişim, beslenme, ağız ve diş sağlığı, hareketli yaşam, afet bilinci ve ilk yardım gibi konular farklı boyutlarıyla ele alındı" dedi.Etkinliğin çocuklar ve aileleri açısından faydalı geçtiğini ifade eden Öztürk, "Katılım sağlayan tüm uzman ekibe teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; bugünün sağlıklı çocuğu, yarının sağlıklı bireyi ve geleceğin sağlıklı toplumudur" diye konuştu.Veliler etkinlikten memnun kaldıToroslar Çocuk Kampüsünden 2 çocuğunun da yararlandığını belirten İnci Cin, çocuklarının sosyal hayata daha aktif katılabilmeleri amacıyla Büyükşehir Belediyesinin Çocuk Kampüslerini tercih ettiklerini söyledi. Kampüsteki etkinliklerden memnun olduklarını ifade eden Cin, ‘Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ etkinliğini de faydalı bulduğunu kaydetti.Sağlık çalışanlarının çocuklara farklı konularda bilgiler verdiğini belirten Cin, "Çocuklar hem nasıl sağlıklı olabileceklerini öğrendiler hem de öğrendikleri bilgi sayesinde çevrelerine faydalı olabilecek konuma geldiler. Etkinlik sayesinde ne zaman uyuyup ne zaman kalkacaklarını ve nasıl beslenmeleri gerektiğini öğrendiler. Onlar için çok olumlu bir etkinlik" ifadelerini kullandı.Velilerden Kübra Tezcan da etkinliğin çocuklar ve veliler açısından değerli olduğunu belirterek, "Çocuklarımıza çok katkı sağladığını düşünüyorum, gayet mutlu oldular. Diş eğitimi, psikoloji ve beslenme gibi konularda farkındalık kazandılar" dedi.Halkkent Kadın ve Çocuk Atölyesindeki etkinliğe çocuklarıyla katılan Sevda Sulhan ise sağlık alanındaki bilgilendirme çalışmalarının her mahallede yapılması gerektiğini söyledi. Sulhan, "Bizler ne kadar bilgilenirsek, çocuklarımızı da o kadar bilgilendirebiliriz. Mahallemizde böyle etkinlikler oldukça, bizler de katılıp çocuklarımıza örnek oluruz. Hepimiz için faydalı oldu. Çok yönlü bir sağlık eğitimi verildi. Çocuklarımız ve biz anneler için de gerekli olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.Etkinliğe 3,5 yaşındaki kızıyla katılan Merve Ertuğrul da programın özellikle veliler açısından yararlı olduğunu belirtti. Farklı branşlardan uzmanların çocukların gelişimiyle ilgili yönlendirmelerde bulunduğunu ifade eden Ertuğrul, "Bilmediğimiz çok şey vardı. Farklı branşlardan uzmanlar vardı. Çocuğumuzda fark ettiğimiz bazı durumlarla ilgili yönlendirmelerde bulundular. Çocuklarımıza da eğitim verdiler" dedi.Kaynak: İHA

13 Eylül 2026 4
Uzmanından çocuklarda efor belirtilerini takip etme uyarısı SAĞLIK
SAĞLIK

Uzmanından çocuklarda efor belirtilerini takip etme uyarısı

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Çocuk Kardiyolojisi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Görevlisi Erhan Sönmez, çocuklarda spor ve oyun sırasında yaşanan çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı ve bayılma gibi şikayetlerin bazen kalp hastalıklarının habercisi olabildiğini belirtti. Karadeniz Teknik Üniversitesi(KTÜ) Çocuk Kardiyolojisi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Görevlisi Erhan Sönmez, çocuklardasporve oyun sırasında yaşanan çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı ve bayılma gibi şikayetlerin bazen kalp hastalıklarının habercisi olabildiğini belirtti.Sönmez, AA muhabirine, çocuğun yaşıtlarına göre çabuk yorulması, daha önce yaptığı bir aktiviteyi artık yapmak istememesi ve sık sık dinlenme ihtiyacı duyması gibi bulguların kardiyak açıdan değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.Her göğüs ağrısı veya çarpıntı yaşayan çocukta kalp hastalığından şüphelenmemek gerektiğini ifade eden Sönmez, "Göğüs ağrısı çocuklarda sık görülür ve kalp hastalığı açısından nadiren kalp hastalığı ortaya çıkar. Daha çok göğüs ağrısına sebep olan diğer sebepler örneğin kas iskelet sistemi ağrıları, akciğer patolojileri, mide bağırsak hastalıkları ya da stres sebep olabilir. Fakat sebepsiz ani hızlanması ve ani sonlanması olası bir aritmi açısından değerlendirmeyi gerektirir." diye konuştu.Sönmez, ailede genç yaşta açıklanamayan ani ölüm öyküsünün de dikkate alınması gereken başka önemli bir bulgu olduğunu vurguladı.Bazı kalp hastalıklarının hiçbir bulgu vermeden ilerleyebildiğini ve çocuğun bunu fark edemeyebileceğini dile getiren Sönmez, şunları kaydetti:"Bu bulguların hiçbiri tek başına kalp hastalığı anlamına gelmiyor. Özellikle dudaklarda ve dilde olan morarma önemli bir kalp hastalığı bulgusu olabilir. Fakat küçük çocuklarda aşırı terlemeyle beraber hızlı soluma ve kilo alamama gibi durumlar söz konusuysa bu ciddi kalp hastalığı bulgusu olabilir. Daha büyük çocuklarda da çabuk, çok aşırı terlemeyle beraber nefes darlığı, göğüs ağrısı gibi durumlar kalp hastalığı bulgusu olabilir."Ailelere efor sırasında olan bayılmaları mutlaka önemsemeleri tavsiyesinde bulunan Sönmez, "Eforla beraber olan sporla çocuk oynarken, spor yaparken, koşarken olan bayılmaları basit bir yorgunluk bulgusu olarak görmemeliler. Her zaman kalp hastalığı olmasa da bu tür bulgular önemli, ciddi aritmiler veya kalp kas hastalıklarının ilk bulgusu olabilir." dedi.

13 Eylül 2026 4
İç Hastalıkları Uzmanı Arslan: "Okulların açılmasıyla birlikte, kahvaltıyı unutmamalıyız" SAĞLIK
SAĞLIK

İç Hastalıkları Uzmanı Arslan: "Okulların açılmasıyla birlikte, kahvaltıyı unutmamalıyız"

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, "Okullarla beraber kahvaltı denen çok önemli bir öğünümüz var, en başında bunu atlamamamız gerekiyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, "Okullarla beraber kahvaltı denen çok önemli bir öğünümüz var, en başında bunu atlamamamız gerekiyor. Mutlaka proteinli, karbonhidratlı ve yağı dengeli bir kahvaltı yapılması gerekiyor ki güne zinde ve dinç olarak başlayabilelim" dedi.Elazığ Medilines Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, havaların soğuması ve okulların açılmasıyla birlikte öğrenci ve velilere yönelik bilgilendirmelerde bulundu. Sonbaharın gelmesiyle ve okulların açılmasıyla birlikte artacak rahatsızlıklar hakkında bilgilendirmelerde bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Arslan, "Bunların başında gribal ve soğuk algınlığı geliyor. Bunu hem çocuklarımızı hem bizi hem de yaşlılarımızı ve kronik hastalarımızı nasıl etkileyeceği konusunda konuşacağız. Her şeyden önce mevsim geçişlerinde direncimizi güçlendirmeyi ihmal etmememiz gerekiyor. Bunu da en başta sağlıklı beslenerek yapacağız. Okullarla beraber kahvaltı denen çok önemli bir öğünümüz var, en başında bunu atlamamamız gerekiyor. Mutlaka proteinli, karbonhidratlı ve yağı dengeli bir kahvaltı yapılması gerekiyor ki güne zinde ve dinç olarak başlayabilelim" diye konuştu.Soğukların gelmesiyle su içme ihtiyacının azalacağını ama vücudun suya olan ihtiyacının azalmayacağını söyleyen Arslan, "Su içmeyi ihmal etmememiz gerekiyor. İki litreye kadar düşülebilir ama kesinlikle 2 litrenin altına su içilmemesini istiyoruz. Taze sıkılmış meyve suları yardımcı olabilir ama çay, kahve ve diğer asitli içecekler kesinlikle bağışıklığımıza hiçbir katkısı olmayan olumsuz etkileyen sıvı içeceklerdir. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Günün diğer kısmında da balık, tavuk ve et olmak üzere direncimizi güçlü tutacak şekilde beslenmemiz gerekiyor. Bununla beraber uyku düzeninin de sağlanması lazım. Çocuklarda ve erişkinlerde mutlaka 8 saat kesintisiz uykuyu direnci güçlü tutmak açısından öneriyoruz. Mevsime uygun giyinilmesi, sıcak ve soğuğa fazla maruz kalmamaya çalışmalıyız. Kapalı ortamlarda ve havasız yerlerde çok fazla vakit geçirmemeliyiz. Bunlarla beraber kronik hastalarımız varsa rutin sağlık kontrollerini yaptırmalı, tansiyonunu, şekerini ve kalp rahatsızlıkları varsa ilaç düzenlemelerini bu dönemde ekstra üzerine düşerek sağlamalıyız" ifadelerini kullandı.

13 Eylül 2026 4