Türkiye’de tıbbi cihaz sektöründen sürekli aynı şeyleri istiyoruz: Üretin, yatırım yapın, yerlileşin, stok bulundurun, istihdam sağlayın, ihtiyaç olduğunda ürünü zamanında teslim edin.

 

Peki sektör bütün bunları neye göre planlayacak?

 

Bir tıbbi cihaz üreticisi veya tedarikçisi, 2027 yılında Sağlık Bakanlığının, üniversite hastanelerinin ve diğer sağlık hizmet sunucularının hangi üründen yaklaşık ne kadar kullanacağını bilmiyorsa üretimini, ithalatını, stokunu, finansmanını ve insan kaynağını nasıl planlayacak?

 

Kanaatimce artık kamu alımlarında ihale ilanından önce ihtiyaçların ilan edildiği bir döneme geçmemiz gerekiyor.

 

2027 İHTİYAÇLARI 2026’DAN BİLİNMELİ

 

Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler, üniversite ve tıp fakültesi hastaneleri ile diğer kamu sağlık hizmet sunucuları, 2027 yılı bütçelerine koymayı planladıkları tıbbi cihaz, tıbbi sarf, demirbaş ve hizmet ihtiyaçlarını 2026 yılı içerisinde belirlemeli ve sektörün erişebileceği ortak bir sistemde yayımlamalıdır.

 

Özel sağlık hizmet sunucularının da mümkün olduğu ölçüde yıllık yatırım ve tedarik öngörülerini sektörle paylaşabilecekleri gönüllü veya sektörel bir planlama sistemi oluşturulmalıdır.

 

Burada sözünü ettiğimiz şey ihalenin önceden yapılması değildir.

 

Bu listeler kesin satın alma taahhüdü de olmamalıdır.

 

Bunlar birer “Yıllık Tahmini İhtiyaç ve Tedarik Planı” olmalıdır.

 

Örneğin bir hastane 2027 yılında;

 

* hangi tıbbi cihazları,

* hangi tıbbi sarf malzemelerini,

* yaklaşık hangi miktarlarda,

* hangi dönemlerde,

* yenileme mi yoksa yeni yatırım amacıyla mı,

* satın alma, kiralama veya hizmet alımı yöntemlerinden hangisiyle

 

tedarik etmeyi öngördüğünü önceden açıklayabilmelidir.

 

Bütçe ve ihtiyaç değiştiğinde de bu planlar güncellenebilmelidir.

 

ÜRETİCİ ÖNÜNÜ GÖRMEDEN NASIL YATIRIM YAPACAK?

 

Bir tıbbi cihaz fabrikasının üretim planı ihale ilanı yayımlandığı gün başlamaz.

 

Hammadde alınacak.

 

Üretim kapasitesi ayrılacak.

 

Gerekirse yeni makine yatırımı yapılacak.

 

Personel istihdam edilecek.

 

Ürünün kalite ve mevzuat süreçleri yürütülecek.

 

İthal girdiler varsa siparişleri verilecek.

 

Finansman hazırlanacak.

 

Stok ve lojistik planlanacak.

 

Üretici bütün bunları yaptıktan sonra hastanenin ihtiyacını zamanında karşılayabilir.

 

Kamu ihtiyacını son ana kadar kendi içinde tutup ardından sektöre “İhaleyi yaptım, ürünü kısa sürede teslim et” dediğinde, aslında tedarikçiden plansızlığın maliyetini üstlenmesini istemiş oluyor.

 

Bunun sonucu da çoğu zaman yüksek stok maliyeti, finansman yükü, ithalata yönelme, teslimat problemleri ve nihayetinde kamuya daha yüksek maliyet olarak geri dönüyor.

 

BU SADECE SEKTÖRÜN DEĞİL, KAMUNUN DA MENFAATİDİR

 

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesi idarelere; saydamlığı, rekabeti, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlama sorumluluğu yüklüyor.

 

Kamu İhale Kurumunun eğitim materyallerinde de ihtiyaç planlamasının gerçekçi yapılması ve ihalelerin zamanında gerçekleştirilmesi, bu temel ilkelerin uygulanmasının bir parçası olarak ele alınıyor.

 

Öyleyse bir sonraki adımı atmalıyız:

 

İhtiyaçların zamanında karşılanması isteniyorsa, ihtiyaçların zamanında planlanması ve piyasanın da bu planlardan zamanında haberdar edilmesi gerekir.

 

SAĞLIK BAKANLIĞINDA ZATEN PLANLAMA VAR

 

Aslında bunun altyapısı tamamen yabancı olduğumuz bir konu değil.

 

Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Tıbbi Cihaz ve Tıbbi Hizmet Alımları Planlama Daire Başkanlığı bulunuyor ve merkezi alım kapsamındaki cihazların planlanması, yeni hastanelerin tıbbi cihaz ihtiyaçları ve cihaz tahsisleri konusunda çalışmalar yürütülüyor.

 

Ayrıca 2025/8 sayılı Tıbbi Cihazların Planlanması ve Teminine İlişkin Usul ve Esaslar düzenlemesi, etkin tıbbi cihaz planlamasını zorunlu görüyor ve belirli cihazların planlanmasında Bakanlık hastanelerinin yanı sıra devlet ve vakıf üniversitelerine bağlı sağlık tesisleri ile özel sağlık tesislerini de kapsıyor.

 

Yani ihtiyaç planlaması zaten yapılıyor.

 

Bizim önerimiz, bunun bir adım daha ileri götürülerek sektörün üretim ve tedarik planlamasına imkân sağlayacak ölçüde görünür hâle getirilmesidir.

 

KAMU İHALE MEVZUATINA “YILLIK İHTİYAÇ PLANI” GİRMELİ

 

Kanaatimce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuatta yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

 

Belirli büyüklüğün üzerindeki kamu idareleri, takip eden mali yıl için öngördükleri mal ve hizmet ihtiyaçlarını, bütçe hazırlık süreciyle bağlantılı olarak “Yıllık İhtiyaç ve Tedarik Planı” adı altında ilan etmelidir.

 

Bu plan bağlayıcı bir ihale ilanı veya satın alma garantisi olmamalı; yaklaşık miktarlar ve tahmini alım dönemleri içeren, gerektiğinde güncellenebilen bir piyasa bilgilendirme ve tedarik öngörü sistemi olmalıdır.

 

Böylece hiçbir firmaya iş garantisi verilmez, rekabet bozulmaz; tam tersine daha fazla firmanın önceden hazırlanabilmesi sağlanarak rekabet güçlendirilir.

 

YERLİ ÜRETİM İSTİYORSAK PAZARI DA GÖSTERMELİYİZ

 

Türkiye tıbbi cihazda yerlileşmek istiyorsa üreticinin önünü görmesini sağlamalıdır.

 

Sağlık Bakanlığının 2026 yılında açıkladığı verilere göre kamu tıbbi cihaz alımlarında yerli üretim oranının yüzde 24’ten yüzde 31’in üzerine çıktığı belirtiliyor. (Sağlık Bakanlığı)

 

Bu oranı daha yukarı taşımak istiyorsak yalnızca “yerli üretin” demek yetmez.

 

Devlet sanayiciye şunu da söyleyebilmelidir:

 

“Önümüzdeki yıl yaklaşık olarak şu ürünlere, şu miktarlarda ihtiyacımız olacak.”

 

Gerisini rekabete bırakalım.

 

Üretici yatırımını yapsın.

 

Tedarikçi finansmanını hazırlasın.

 

İthalatçı siparişini zamanında versin.

 

KOBİ kapasitesini artırsın.

 

Yeni üretime girecek girişimci hangi ürünlerde ihtiyaç bulunduğunu görsün.

 

Bankalar sektörün finansman ihtiyacını önceden değerlendirebilsin.

 

Ve en önemlisi, hastanenin ihtiyacı ortaya çıktığında ürün zaten Türkiye’de hazır olsun.

 

İHALE İLANINDAN ÖNCE “İHTİYAÇ İLANI”

 

Belki de kamu satın alma sistemimize yeni bir kavram kazandırmanın zamanı gelmiştir:

 

İhtiyaç İlanı.

 

İhale ilanı, devletin bugün ne satın alacağını gösterir.

 

İhtiyaç ilanı ise devletin yarın neye ihtiyaç duyacağını gösterir.

 

Sanayi politikası açısından asıl değerli olan da budur.

 

Çünkü planlı kamu, planlı sanayi oluşturur.

 

Planlı sanayi yatırım getirir.

 

Yatırım üretimi, üretim istihdamı, rekabet de kamuya daha kaliteli ürünü daha uygun maliyetle getirir.

 

2027’nin tıbbi cihaz ihtiyacını sektör 2027’de öğrenmemeli.


2027’nin ihtiyacı 2026’da açıklanmalı ki Türkiye’nin üreticisi, tedarikçisi ve yatırımcısı 2027’ye hazırlanabilsin.