Sultan İbrahim, ağabeyi IV. Murad’ın ölümünün ardından 9 Şubat 1640’ta düzenlenen cülus merasimiyle Osmanlı tahtına çıktı ve devletin 18. padişahı oldu. Sultan’ın çocukluk yılları ise, şehzadelerin sancaklara gönderilmek yerine Topkapı Sarayı’nda gözetim altında tutulmasına dayanan kafes uygulaması içinde geçti.

Tahta çıkıncaya kadar adeta bir hapis hayatı süren Sultan İbrahim, çocukluk ve gençlik dönemlerinde kısa aralıklarla gerçekleşen padişah değişikliklerine, yeniçeri isyanlarına, bir padişahın öldürülmesine ve kardeşlerinin idamına tanıklık etti. Kafes hayatının yarattığı psikolojik baskı ile yaşadığı bu sarsıcı olayların Sultan İbrahim’in sağlığı üzerinde etkili olduğu anlaşılmaktadır.

Tahta çıktığında da bu geçmişin izlerini sıhhî durumunda ve sosyal hayatında taşımaya devam etti. Makalenin amacı Osmanlı arşiv belgeleri, Osmanlı kronikleri, seyahatnameler, dönemin yabancı kaynaklarına dayanarak Sultan İbrahim’in sosyal hayatını değişik boyutlarıyla tarihsel bağlam çerçevesinde incelemektir.

Sultan’ın sosyal etkinliklerinin sadece bir zaman geçirme faaliyeti olmadığı aynı zamanda idari işlerin yürütülmesi ve sağlık sorunlarının giderilmesi gibi işlevlerinin olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede sıra dışı bir hayatı olduğu görülen Sultan İbrahim’in sosyal hayatını ele alan bu çalışma, kafes uygulamasına geçişin Osmanlı hanedan üyelerinin hayatlarında ve saltanat sisteminde sebep olduğu değişikliklere ışık tutarak alana katkı sağlayacaktır.