Amaç

Çalışmada, fibromiyalji (FM) tanısı konmuş hastalarda irisin düzeyleri ile klinik semptomlar arasındaki ilişkiyi araştırmayı ve irisinin FM tanısında biyomarker olarak kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesi amaçlkanmıştır

Gereç ve Yöntem

Bu prospektif vaka-kontrol çalışması, Haziran ve Ağustos 2024 tarihleri arasında FM tanısı alan 40 kadın hasta ve yaşları eşleştirilmiş 40 sağlıklı kadın kontrol grubunu içermektedir. Sosyodemografik ve klinik özellikler kaydedilmiş, hastalık şiddeti, anksiyete ve depresyon ise Fibromiyalji Etki Anketi, Beck Anksiyete Envanteri ve Beck Depresyon Envanteri kullanılarak değerlendirilmiştir. Rutin laboratuvar parametrelerini ve serum irisin düzeylerini değerlendirmek için sabah venöz kan örnekleri alınmıştır. Klinik ve biyokimyasal değişkenler gruplar arasında istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır

Bulgular

Irisin düzeyleri, kontrol grubuna (ortanca 17,56) kıyasla vaka grubunda (ortanca 60,07) anlamlı olarak daha yüksekti. Irisin düzeyleri ile FIQ puanları arasında pozitif bir korelasyon gözlemlenirken, BDI veya BAI puanları ile anlamlı bir korelasyon bulunmadı

Sonuç

FM hastalarında serum irisin düzeyleri önemli ölçüde yükselmiştir, bu da irisinin hastalığın patofizyolojisinde potansiyel bir rol oynadığını düşündürmektedir. Irisin, hastalık aktivitesi ve FM'nin ayırt edilmesinde umut verici bir biyomarker görevi görebilir. Klinik yararı ve altta yatan mekanizmalarını açıklığa kavuşturmak için daha büyük, çok merkezli ve uzun süreli çalışmalar gereklidir.