Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), müdahaleci ve rahatsız edici düşünce içeriklerinin etkisini ve anksiyete miktarını azaltmak amacıyla zaman alıcı zihinsel veya davranışsal aktivitede bulunma ile karakterize, belirgin sıkıntıya yol açan ruhsal bir bozukluktur. OKB’ye anksiyete bozuklukları, depresyon, intihar düşünceleri eşlik etmekle beraber çalışma ve sosyal hayatta önemli işlevsel bozulmalar ve yaşam kalitesinde büyük düşüşler görülmektedir.

OKBtedavisinde sıklıkla seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) ve bilişsel davranışçı terapi (BDT) müdahaleleri kullanılmakla beraber üçüncü nesil terapiler arasında yer alan Kabul ve Kararlılık Terapisi (KKT) uygulamalarının OKB semptomlarını azaltmada etkili olabileceğine yönelik umut veren sonuçlar görülmektedir.

KKT, semptomları doğrudan ortadan kaldırmak yerine, psikolojik esnekliği artırmayı hedefler. Kabul, bilişsel ayrışma, anda kalma, bağlamsal benlik, değerlerle temas ve değer odaklı davranışlarda kararlılık olmak üzere altı temel süreç üzerinden ilerler. OKB bağlamında, KKT bireylere rahatsız edici düşünce ve duyguları kontrol etmekten vazgeçip onları kabul etmeyi, bu içsel yaşantılara rağmen kişisel değerleri doğrultusunda anlamlı bir yaşam sürdürmeyi öğretir.

Yapılan çalışmalar, KKT'nin OKB semptomlarında BDT ve maruz bırakma terapisi ile karşılaştırılabilir düzeyde azalma sağladığını, özellikle SSRI tedavisine ek olarak uygulandığında tedavi etkinliğini daha da artırdığını göstermektedir. Sonuç olarak, KKT OKB tedavisi için etkili bir seçenek olarak öne çıkmakta, ancak daha fazla randomize kontrollü çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.