Bu çalışma, çocukları elit spor branşlarında yer alan annelerin deneyimlerini yoğun anneliğe dair kavramsal çerçevede incelemekte ve bu sürecin annelerin zihinsel sağlığı üzerindeki yansımalarını araştırmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desenin benimsendiği çalışmada İstanbul’daki spor kulüplerinden futbol, basketbol, voleybol, cimnastik ve yüzme branşlarında lisanslı olarak yarışan 10-13 yaş grubu sporcuların anneleriyle (n=10) yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

Yorumlayıcı fenomenolojik analiz sonucunda iki ana tema açığa çıkmıştır: a) Sahanın yoğun anneleri: Çocuğun sporundaki görünmez yük; b) Suçluluğa hapsolmak: Kişisel alanın “kötü annelik” olarak kodlanması. Bulgular, annelerin fiziksel, duygusal ve bilişsel emeğinin sporun yoğun temposuyla çatışmasını ele alırken; annelerin öz-bakım ve kariyer ihtiyaçlarının toplumsal cinsiyete dayalı ideolojik baskılarla nasıl bastırıldığını ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte, araştırma çocuk merkezli ve fedakârlık odaklı anneliği gerçekleştiren anneleri “görünmez bir hapishaneye” sıkıştırdığını ve zihinsel sağlıklarını tehdit eden bir suçluluk döngüsü yarattığını göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma yoğun annelik ideolojisinin yüksek performanslı spor bağlamında annelerin zihinsel sağlığını ve öznel iyi oluşunu olumsuz etkilediğini ve destekleyici, toplumsal cinsiyet duyarlı yaklaşımlara duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.