“Beyin çürümesi” terimi, özellikle 2024 yılında Oxford tarafından yılın kelimesi seçilmesinin ardından büyük ilgi görmüş ve bilişsel gerilemeyi tanımlayan gündelik bir ifadeden, modern yaşam tarzlarının zihinsel ve duygusal sağlık üzerindeki kapsamlı etkilerini ifade eden bir kavrama dönüşmüştür. Bu derleme makalemizde, psikiyatri, nöroloji ve psikolojik danışmanlık perspektiflerini bir araya getirerek beyin çürümesinin varlığını tartışmakta ve bu olgunun genetik faktörler, çevresel etmenler, yaşam tarzı değişiklikleri ile bilişsel ve duygusal işlev kayıplarından nasıl etkilendiğini ele almaktadır.
Ayrıca, beyin çürümesinin önlenmesi, teşhisi ve tedavisine yönelik mevcut yöntemler incelenerek, ekran süresinin artışı ve kronik stres gibi alışkanlıkların bilişsel gerilemeye nasıl katkıda bulunduğu açıklanmaktadır. Makale, bu sorunun yönetiminde daha etkili olabilecek kanıta dayalı yaklaşımlara odaklanarak farkındalık temelli müdahaleler, bilişsel-davranışçı terapi ve esneklik eğitimine vurgu yapmaktadır.
Bunun yanı sıra, yapay zekâ destekli teşhis yöntemleri ve disiplinler arası iş birliğinin, beyin çürümesine yönelik daha bütüncül çözümler sunmada nasıl bir rol oynayabileceği tartışılmaktadır. Genel olarak bu çalışma, beyin çürümesi kavramını daha iyi anlamayı ve birey merkezli, çok boyutlu yaklaşımlar geliştirerek etkili önleme ve müdahale stratejileri sunmayı amaçlamaktadır.