Bu çalışma, acil servise başvuran okul öncesi çocuklarda hışıltının etiyolojik faktörlerini ve klinik özelliklerini incelemeyi; özellikle çevresel, viral ve demografik risk faktörlerini değerlendirmeyi amaçlamıştır
Kasım 2017 – Ocak 2019 tarihleri arasında yürütülen bu prospektif çalışmaya, 27 gün ile 70 ay arasında değişen yaşlarda toplam 199 çocuk (ortalama yaş: 19,38 ay) dâhil edildi. Demografik, klinik ve çevresel veriler kaydedildi; solunum yolu virüsleri polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemiyle araştırıldı. Astım yatkınlığı ve olası hışıltı tetikleyicileri, ebeveynlere uygulanan modifiye Uluslararası Çocukluk Çağı Astımı ve Alerjisi (ISAAC) anketi kullanılarak değerlendirildi
Başvuru sırasında hastaların %97,5’inde hışıltı mevcuttu ve özellikle kış aylarında daha sık karşımıza çıktı. Olguların %67,3’ünde solunum yolu virüsü saptandı; en sık görülen etkenler rinovirüs (%33,5) ve Respiratuvar Sinsityal Virüsü (RSV) (%25) idi. Rinovirüs enfeksiyonları sonbaharda, RSV ise ilkbaharda zirve yaptı. Erken hışıltı başlangıcı, erkek cinsiyet ve altı aydan kısa emzirme süresi, tekrarlayan hışıltı ile ilişkili bulundu. Astım ve atopik dermatit dâhil olmak üzere alerjik komorbiditeler çocukların %8’inde mevcuttu. Ev tozu ve polen en yaygın çevresel tetikleyiciler olarak belirlendi
Bu çalışma, okul öncesi çocuklarda hışıltı ataklarında viral enfeksiyonların belirgin rolünü ortaya koymaktadır. Bulgular, viral maruziyeti azaltmak için influenza aşısı gibi önleyici yaklaşımların ve özellikle üç yaş altındaki çocuklarda viral sezonlarda kreş/gündüz bakımı süresinin sınırlandırılmasının önemini vurgulamaktadır.