Bu çalışma, Türkiye'de kadınların boş zaman fiziksel aktivitesi ile dindarlık arasındaki ilişkiyi iki bağımsız ulusal örneklem üzerinden incelemektedir. Amaç, dindarlığın tek boyutlu bir büyüklük olarak ele alınmasının yanıltıcı olup olmadığını sınamaktır. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması ile Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması verileri, örneklem ağırlıkları ve küme etkileri elverdiği ölçüde dikkate alınarak lojistik ve sıralı lojistik regresyon modelleriyle çözümlenmiştir.

Bulgular, dindarlığın farklı boyutlarının aynı model içinde zıt yönlerde işlediğini göstermektedir. Nüfus ve Sağlık Araştırması verilerinde namaz kılma sıklığı spor katılımıyla olumlu, dışarıda başörtüsü kullanımı ise olumsuz ilişkilidir. Başörtüsü kullanımına ilişkin katsayı, tatile çıkma ve dışarıda yemek yeme gibi kamusal etkinliklerde spora kıyasla belirgin biçimde daha büyüktür; bu örüntü, kısıtlamanın spora özgü kıyafet gerekliliklerinden çok kamusal görünürlükle bağlantılı olduğunu işaret etmektedir.

Genel Sosyal Saha Araştırması verilerinde dinî okuryazarlık egzersiz sıklığıyla olumlu, başörtüsü kullanımı ise hem egzersiz hem yürüyüş sıklığıyla olumsuz ilişkilidir. Öznel dindarlık her iki araştırmada da bağımsız bir ilişki göstermemektedir. Sonuçlar, dindarlığın sağlık yaşam biçimleri kuramına tek bir olumlu güç olarak değil, boyutları farklılaşan bir yapı olarak dâhil edilmesi ve tek maddeli ölçümlere dayanan araştırmaların bu rolü olduğundan az gösterebileceğini düşündürmektedir.