Kamu ve özel sağlık kuruluşları, ülkemizin sağlık hizmeti kapasitesini birlikte oluşturur. Hedefimiz; her iki alanın yatırımlarını, insan kaynağını ve birikimini vatandaşın daha kaliteli ve zamanında hizmet alması için değerlendirmek olmalıdır.

 

Yeni hastaneler ve sağlık yatırımları değerlidir. Bu yatırımları hizmet kalitesi, verimlilik ve insan kaynaklarının etkin kullanımıyla birlikte tasarlamalıyız. Kamu ve özel sektörün gelişimini ortak bir sağlık planlaması içinde ele almalıyız.

 

Önerilerim açık:

 

* Yatırım, kadro ve hizmet birlikte planlanmalıdır. Kamu ve özel hastanelerin fiziki kapasitesi, donanımı, çalışan ihtiyacı ve iş akışı birlikte değerlendirilmelidir. Yeni yatırımlarla mevcut kapasitenin verimli kullanımı birbirini tamamlamalıdır.

 

* Eğitim, birinci sınıftan itibaren kamu ve özel hastanelerde uygulamayla buluşmalıdır. Üniversitelerle yapılacak iş birlikleriyle öğrenciler, örneğin haftada bir gün dönüşümlü olarak gözetimli saha eğitimine katılmalıdır.

 

* Tıp öğrencilerinin sorumluluğu aşamalı artırılmalıdır. Birinci sınıflar gerekli güvenlik eğitimini alarak, uzman personel gözetiminde hastanenin temizlik, dezenfeksiyon ve sterilizasyon süreçlerindeki uygun işlerden başlayabilir. İkinci sınıfta hasta yönlendirme ve hizmet organizasyonu; üçüncü sınıfta sağlık ekiplerine gözetimli destek; dördüncü sınıfta klinik gözlem ve tıbbi teknolojileri tanıma; beşinci sınıfta hasta öyküsü ve tıbbi kayıt süreçlerine katılım; altıncı sınıfta ise yetkinliklerine uygun biçimde hekimlerle doğrudan çalışma esas alınmalıdır. Amaç mesleği bütün yönleriyle öğretmektir; öğrenciler ücretsiz personel olarak görülmemelidir.

 

* Hemşirelik, ebelik ve ilgili mühendislik bölümleri de bu modele katılmalıdır. Öğrenciler kendi alanlarında bakım, izlem, cihaz yönetimi, sağlık yazılımları ve hizmet süreçlerinin geliştirilmesine katkı sunmalıdır. Teorik eğitim, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında gözetimli uygulamayla pekiştirilmelidir.

 

* Özel sağlık sektörünün sürdürülebilirliği gözetilmelidir. Yatırımı teşvik ederken fiyat ve hekim kadrosu politikaları da buna uygun düzenlenmelidir. İlave ücrette yüzde tavanının kaldırılmasını; fiyatların önceden açıklanması, hasta onayı, eksiksiz belgelendirme ve hasta güvencelerinin korunmasıyla birlikte savunuyorum.

 

* Geri ödeme fiyatları şeffaf maliyet hesabına dayanmalıdır. Kamu, üniversite ve özel hastanelerin önceki yıl gerçekleşen maliyetleri ortak ölçütlerle incelenmeli; verimsizlikler ayıklanarak güncel maliyet değişimleri hesaba katılmalıdır. Fiyatlandırma yalnızca SGK’nın bütçesiyle sınırlı tutulmamalı; doğrulanmış veriler ve ilgili tarafların katılımıyla yapılmalıdır. Vatandaş da ödediği primin, devlet katkısının ve sağlık harcamalarının hesabını açıkça görebilmelidir.

 

Ülkemizin şartları bizim şartlarımızdır. Kamu kaynağını korumak, özel yatırımı yaşatmak, hekimin emeğini gözetmek ve hastanın hakkını güvence altına almak ortak sorumluluğumuzdur.


Kamu ve özel sağlık hizmetlerini birlikte büyütelim; eğitimi uygulamayla, yatırımı verimlilikle, fiyatı gerçek maliyetle buluşturalım. Kazanan vatandaşımız ve ülkemiz olsun.